8 yıldır sürüyor rendelenme, ücretlere zammı konuşmak şart
Program hedeflerini tutturamadı.
Program şoklara karşı dirençli.
İktidarın 3. yılını dolduran ‘kemer sıkmaya’ dayalı ekonomi programına karşı, birbirine zıt bu iki tezi sürekli duyar olduk.
Her iki tez de tartışılabilir. Tartışılmaz olan ‘ucuz emek sömürüsü’ konusundaki istikrar.
Programın ana karakterini oluşturan bu istikrar, uzun süredir devam ediyor; ‘başkanlık sistemi’ne geçildiği Saray rejimi inşa edildiği günden beri!
Üstelik de başkanlık rejimi boyunca iki farklı ekonomi programı iddiasına rağmen kesintiye uğramadı bu istikrar. Hep sürdü: Rejimin ilk 5 yılında, 2018-23 arası uygulanan düşük faiz, ucuz kredi sonrasındaki kemer sıkmada da…
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Verin yetkiyi bu kardeşinize’ dediği günden bu yana emekçilerin kaderi hep aynı.
Rejimin ilk 5 yılında enflasyon belası ‘baş edilemez’ soruna dönüştü. Bir ara üç haneli rakamlara yanaştı.
Artan enflasyon sabit-düşük- ücretli gelirlilerden aldı yüksek kâra, finans sermayeye dayalı gelirlilere verdi.
Gelir uçurumu büyüdü. Tepedeki bir avuç zengin daha lüks daha pahalı tüketirken, milyonlar yoksulluktan açlığa doğru sürüklendi.
İstisnası 2023’te, seçim arifesinde kısmı bir toparlanma yaşanmış olmasıdır.
- Reel ücretler yükselişe geçti
- Asgari ücret ‘kayda değer’ şekilde artırıldı.
- Emeğin milli gelirden aldığı payda kısmi iyileşmeler görüldü.
- Emeklilikte yaşa takılanlar emekli edildi.
- Sosyal yardımlar artırıldı.
- Döviz kuruna gem vurulmaya çalışıldı.
Enflasyonun toplumsal ve siyasal etkilerini hafifletmeye dönük uygulamalar hayata geçirildi.
İktidar sonuç da aldı: Zirveyi gören enflasyon yarıya düştü, ‘Krizin en zorlu aşaması geride kaldı’ algısı oluştu; tüketici güven endeksine yansıyan bu beklenti hükümetin sandıkta erimesini de engelledi.
Lakin bahar kısa sürdü
Milyonların, yaşananların seçim kazanmak üzere estirilen yalancı bir bahar olduğu gerçeğini kavramaları kısa sürdü.
‘Gevşek’ ve ‘sıkı’ diye adlandırılan, zıt gözüken iki programın aynı istikrarda buluştuğu görüldü.
Birlikte hesaplayalım, birlikte bakalım Saray’ın, birbirini tamamlayan iki programının sahte baharına ve yarattığı cehennemine!
***
Mayıs 2018’de dolar kuru 4.3 TL.
Asgari ücret 1600 TL.
O zaman dolar kuru 4.3 TL. Asgari ücretin o dönemki dolar karşılığı: 372 dolar.
Asgari ücret şimdi yani 2026 mayısında 28 bin TL. Dolar karşılığı (1 doların mayıs ortalamasını 45 TL kabul edersek) 622 dolar.
Dolar bazında artmış gözükmesi tamamen sanal. Bakmayın siz 372 dolardan 622 dolara çıkmış gözüktüğüne; yüzde 67 oranında artmış gözüktüğüne...
Kur artışları, enflasyon artışının altında kaldığı için oluşmuş sanal bir görüntü bu!
Gerçeğe bakalım! Gerçekte göreceğiz ki verilmiş gözüken para, ‘gizli vergi’ yöntemi olan enflasyonla geri alınmış.
2018 mayısında açlık sınırı 1686 TL. O dönemki kur üzerinden 392 dolar.
Açlık sınırı ile asgari ücret hemen hemen eşit.
Şimdi ise açlık sınırı 34 bin 587 lira. Bu da demektir ki açlık sınırı için aynı gıda ürünlerinin fiyatı 770 dolara ulaşmış.
622 dolarlık asgari ücretten yaklaşık yüzde 24 daha fazla!
Asgari ücret arttı ama açlık daha da arttı!
2023’te seçim döneminde azıcık telafi edilen alım gücündeki kayıp, fazlasıyla geri alınmış durumda, enflasyon aracılığıyla.
2024’te enflasyon, yılı yüzde 45 ile kapattı. Yıl ortalaması yüzde 58. Asgari ücrete 2025 başında yapılan zam oranı ise sadece yüzde 30.
Asgari ücret yüzde 20’nin üzerinde bir kayıp yaşadı, genel ücretler onu takip etti.
Enflasyon, 2025’i ise… Yıllık yüzde 31 ve ortalama yüzde 35 ile kapattı. Sene başında asgari ücrete yapılan zam yüzde 27 oldu. Yani ücretlerdeki erime, alım gücü kaybı TÜİK hesabına göre bile artarak sürdürüldü.
Erime TÜİK’te görünenden daha büyük!
Mart 2022’den nisan 2026’ya geçen sürede TÜİK fiyatları yaklaşık 4.5 kat artarken, İstanbul Ticaret Odasının (İTO) hesabına göre ise fiyatlardaki artış 6 kattan fazla!
Şayet maaşı TÜİK fiyatlarına göre artırılan emekli ve memur İTO fiyatlarına göre zam almış olsaydı şu an aldığı maaşından yüzde 35-40 arası daha yüksek maaş alacaktı.
***
Sadece yüksek enflasyon değil her dakika cebimizdeki parayı çalan. Direkt ve dolaylı vergilerle soygun katmerleşmiş vaziyette!
Ödediğimizi hiç hissetmediğimiz dolayı vergilere bakalım. Ha bire artıyor.
Örneğin yılbaşında KDV’siz fiyatı 2 bin, şu anki fiyatı 2 bin 200 lira olan ürünü ele alalım. KDV oranı yüzde 20 sabit olsa bile ödenen para sabit değil.
Yıl başında bu ürün için 2 bin liranın yüzde 20’si kadar yani 400 TL vergi ödeniyordu. Şimdi ise 2 bin 200 liranın yüzde 20’si kadar yani 440 TL KDV ödeniyor.
Doğrudan vergilerde de dilim dilim soygun var.
2018 yılında brüt ücret ve de maaşlar, her ay üst üste konduğunda 14 bin 800 lirayı bulana kadar uygulanan gelir vergisi tarifesi yüzde 15 oluyordu; bu sınırı geçince vergi oranı yüzde 20 uygulanıyordu.
Yüzde 15’lik ilk vergi dilimi üst sınırı o dönem asgari ücretin 7 katından fazlaydı. Şimdi bu sınır brüt asgari ücretin 6 katından bile az.
Şimdi devlet çok daha kolay “Hop, sen çok kazanıyorsun, artık daha yüksek vergi ödeyeceksin” diyor.
Özetle: İşçilere ‘zengin’ muamelesi çekip; yüksek vergi ödetmek eskisine göre hızlandı.
***
Enflasyon ve vergi soygunun bu yılın ilk 4 aydaki duruma bakalım.
DİSK-AR mayıs 2026 ‘ücret kayıpları izleme raporu’na göre…
Bu yılın ilk 4 ayında işçilerin birikimli toplam enflasyon ve vergi kaybı geçen yılın ilk 4 ayına göre yüzde 42.9 arttı.
Nisanda ortalama işçi ücretinin vergi ve enflasyon kaybı 12 bin 751 TL oldu.
Nisan 2026’da asgari ücretin 1.5 katı ücret alan yani ücreti 40 bin lirayı aşan emekçinin ücretinin yüzde 31.3’ü vergi, kesinti ve enflasyon sebebiyle eridi; asgari ücretin 2 katı alan emekçinin ücretinin yüzde 35.4’ü, 3 katı alan memurun maaşının ise yüzde 38.8’i aynı şekilde tırpanlandı.
***
Sadece bu kadar da değil kiralardaki artış barınma krizi yaratacak düzeyde.
Asgari ücretin 28 bin liraya yükseltildiği ocak 2026’da Türkiye genelinde ortalama konut kirası 24 bin 700 TL’ydi.
Şimşek Bakan olduğundan beri, kiralardaki artış yüzde 432. Asgari ücretteki artış yüzde 230.
Evin içindeki faturalar da kabarıp duruyor.
Nisan 2026 itibarıyla doğal gaz fiyatları bir yılda yüzde 94.7 arttı.
Son iki yılda elektrik fiyatları yüzde 111 arttı. Aynı dönem asgari ücretteki artış sadece yüzde 65 oldu.
***
Dile bile kolay değil! 3 yıldır ‘kemer sıkma’ programı var.
‘Enflasyonu düşüreceğiz’ iddiasıyla adeta şeytan üçgeninde tutuluyoruz: Düşük ücret, düşük kur, yüksek faiz!
Enflasyon düşmüyor ama ödenen bedel ağır! Ve bedeli kimlerin ödediği çok açık: Açlık sınırının çok altında bir asgari ücrete mahkum edilmiş milyonlar, asgari ücretten bile az bir parayla yaşamaya mahkum kılınmış emekliler, TÜİK’in gerçeği yansıtmayan resmi enflasyonunun dahi altında ücret zammı dayatılan memurlar, ürünü para etmeyen çiftçiler… Kısacası tüm emekçiler!
İktidar eliyle on milyonlarca emekçinin ekmeği, üç yıldır küçültülüyor. Bunun öncesi de var; başkanlık rejimine geçildiğinden beri istikrarlı bir şekilde sürüyor ufalama!
Buna hangi kemer dayanır!
Ücretlere zam elzem…
Hem de; savaştı, ‘Butlan kararının etkisiydi’ gibi gerekçelerle enflasyonun yüksek seyredeceğinin artık kesinleştiği bir dönemde çok elzem!
İktidarın, milyonların beklentisi olan ara zam talebi karşısında kapıları kapatmış; emeklilerin ücretlerinde düzenleme yapılması konusunda adım atmayacağını ilan etmiş olmasına teslim olunmamalı.
Evrensel'i Takip Et