23 Mayıs 2026 00:18

Özgür Özel’in seçimi

Mutlak butlan kararının gelmesinden hemen önce Gazete Pencere’de Can Bursalı ve Yıldız Yazıcıoğlu’na bir röportaj veren CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisine yönelik yeni saldırı ihtimalleri konuşulurken şunları söylemişti: 

“Partiyi bırakmayız. ‘Mutlak butlan’ ihtimaline karşı değil, parti kapatma ihtimaline karşı yedek partiler olur. Her partinin vardır, olması lazım. Her şeyi göze almışlar. Ama yok işte baskın seçim, CHP’nin gırtlağına basmak, partiyi elinden almak. Türkiye’yi elimizden alamazlar. Biz bu seçimi bir şekilde kazanırız. Devletle, milleti yarıştırırsanız millet kazanıyor.”

Kararın hemen öncesinde gelen bu açıklama elbette yeni durumda yapılacaklar için somut bir rota içermiyor. Ancak Özel’in meseleye nasıl yaklaştığını göstermesi açısından ipuçları veriyor. CHP yönetimlerinin geçmiş yıllarda demokrasiye aykırı, maç oynanırken kural değiştiren, sıkışılınca yargıyı devreye sokan iktidar uygulamalarına karşı yaptıkları ve yapmadıkları akıllarda. Mühürsüz oy tartışmasının yaşandığı 2017 referandumunda YSK önüne gidilerek itiraz edilmemesi gibi… Ya da aynı referandumla kabul edilen değişikliklerin Anayasa’ya uygunluk açısından Anayasa Mahkemesine taşınmaması gibi… Bu ikinci kararı şöyle izah etmişti o zamanın Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Kuşkusuz Anayasa’ya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesine gitme yolumuz bulunmaktadır. Ancak sorun salt bir hukuk tartışması sorunu değil, halkın konuya doğrudan el koyup siyasal olarak kesin bir şekilde çözmesi sorunudur. Halkın egemenliğini koruyacak olan yine halkın öz iradesi ve gücüdür.”

O dönemde CHP ve lideri ‘Halkın konuya doğrudan el koymasını’ sağlayamasa da, Özgür Özel’in girişte aktardığımız sözlerine uyumlu bir izah bu: Eğer muhalefet partisi iseniz ve iktidar var olduğunu iddia ettiği demokrasiye, anayasaya ters uygulamalarla sizi etkisizleştirmeye, devre dışı bırakmaya çalışıyorsa o zaman çareniz “millet”e gitmektir. Ama nasıl gidilecek o millete? Kılıçdaroğlu’nun 13 yıllık genel başkanlığında olduğu gibi hiçbir sonuç alamayacak şekilde mi?

Seçimdeeen seçime…

İşte Özgür Özel’in bundan sonrasında yapacakları aslında bu soruya vereceği yanıt olacak…

***

Özel’in ve mahkeme eliyle partiden uzaklaştırılmaya çalışılan yönetiminin bundan sonrasında yapacağı seçimde iki seçeneği görünüyor. Birincisi meseleyi asıl olarak ‘yargı konusu’ haline getirecek bir tercih. Üst mahkemelerin, yeni kararların, yeni itirazların kaosunda bekleyen, yapılacakları ona göre tartışan bir yol. Yargının durumuna bakılarak söylenebilir ki tatmin edici bir sonuç alabilmenin en zor yolu bu!

Ve zaten Özel’in genel başkanlık pratiği, kendisinin sadece bu süreçlerin işletilmeye çalışılmasıyla yetinmeyeceğini gösteren örneklerle dolu. En başa Saraçhane eylemlerini yazabilirsiniz… Ülkenin 100’ü aşan noktasında düzenlenen büyük eylemleri de elbette… ‘Bitir, Ankara’da dur, koltukta kal’ denildiğini söylediği etkiyi yaratan eylemler…

Bu nedenle Özel’in yapacağı seçimin ikinci seçenekten yana, yani ülkeyi yeni bir iktidar alternatifinden mahrum bırakmayacak yol olması beklenmeli. Ama şimdi partisi elinden alınmaya, ana muhalefet olmanın getirdiği olanaklardan mahrum bırakılmaya çalışılırken bu mümkün olabilecek mi?

İşte yol burada çatallanıyor…

***

Çatallanan, bozulan, engellerle doldurulmuş yollarda ne yapılmalı? Doğru olan sağ salim devam edebilmek için alınabilecek tedbirleri almaktır. Nasıl tedbirler peki onlar?

Yapılacak olan nedir?

Herhalde halkın en geniş birliğini sağlayacak bir yeni inşa faaliyetine girişmektir. Yapılacağı tarihten bağımsız, yeni bir seçime gidilene kadar yeni bir iktidar alternatifi yaratmaktır. Seçime gidilmek istenmezse, gitmeye mecbur bıraktırmaktır. Cumhurbaşkanı adayını da bu zorlayıcı ve en geniş birliğe uygun olacak şekilde belirlemektir.

Peki mutlak butlana varıncaya kadar el yükselterek gününü uzatmaya çalışan, en azından böyle bir görüntü veren ‘mutlak’ bir iktidara rağmen bütün bunlar nasıl sağlanabilir? Herhalde enerjinin doğru kullanılmasıyla, ‘Sadece CHP’ye yönelik olmadığını’ açıkladıkları mutlak butlanın sadece CHP’nin gündemine dönüşmesine izin vermeyerek ve ‘masada’ değil ama iş yerinde, okulda, evde, sokakta en büyük ittifakı kurarak… Buna katılmayacak, yarı yolda bırakacak, saf değiştirecek ‘merkezler’in etki alanındaki kesimleri de hiç kaybetmeyecek şekilde yakalayarak…

Yargı kararlarıyla kaybedilen olanaklar olabilir ama “Türkiye’yi de ellerinden alamazlar” ya…

Barış Avşar

Özgür Özel’in seçimi
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et