23 Mayıs 2026 00:14

Saray darbesi, süreç hesabı ve yeni rejim inşası

Yargının, Saray rejiminin siyaseti dizayn etme ve bu temelde gerçekleştirdiği tasfiye operasyonlarının aparatı haline getirildiği, bu siyasi tasfiye operasyonlarının en çok öne çıkan isminin bugün adalet bakanlığı koltuğunu işgal ettiği ortadayken istinaf mahkemesinin ana muhalefet partisi CHP hakkında verdiği “mutlak butlan” kararının kendisinin de bu kararın zamanlamasının da iktidarın siyasi dizayn ve tasfiye stratejisinin bir parçası olduğuna şüphe yoktur. Dolayısıyla CHP’nin Sabık Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan başlayarak sanki ortada hukuki bir karar ve süreç varmış gibi tutum alan herkesin aslında Saray rejiminin yargı eliyle gerçekleştirdiği bu siyasi darbenin bir parçası olduğu da açıktır. Zaten mahkemenin yetkisi olmadığı halde kendisinin Özgür Özel karşısında genel başkanlığı kaybettiği CHP’nin 38. Genel Kurulunun iptali yönündeki davayı kabul ettiği günden bu yana Saray rejiminin yargı eliyle gerçekleştirdiği bu siyasi operasyona karşı tutum almaması ve dahası “mutlak butlan” kararından bir gün önce çıkıp “arınma” videosu yayımlaması, Kılıçdaroğlu’nun pozisyonunu yeterince açıklamaktadır.

Öte yandan CHP ile ilgili “mutlak butlan” kararının; Öcalan ve Kürt hareketinin bileşenlerinin sürece dair en çok önemsedikleri başlıklardan biri olan Öcalan’ın statüsü konusunda iktidar ortağı Bahçeli’nin açıklama yaptığı ve bu açıklamanın AKP Sözcüsü Ömer Çelik ile Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından sahiplenildiği bir dönemde alınmasının rastlantı değil, bütünlüklü bir siyasal dizayn mühendisliğinin parçaları olduğunu söylemek için de kahin olmaya gerek yoktur. “Mutlak butlan” hamlesi ile bir yandan CHP’nin iç tartışmalara sürüklenmesi ve demokratik muhalefetin etkisizleştirilmesi, öte yandan da Öcalan’a statü adımı üzerinden Kürt hareketinin beklentiye sokularak Saray rejimine karşı kitle mücadelesinden yalıtılması amaçlanıyor. 

Kitle desteği zayıflayan ve güç kaybeden Saray rejimi, bölgedeki (Ortadoğu) hesapları bir tarafa Kürt sorunundaki süreci; “İç cepheyi güçlendirme” adı altında kendini tahkim etme ve bu baskı rejimini kalıcılaştıracak bir anayasa değişikliğinin dayanağı haline getirmek istiyor. Bunun için seçme ve seçilme hakkına varıncaya kadar her türlü demokratik hakkın askıya alındığı siyasi tasfiye operasyonları üzerinden muhalefeti etkisizleştirmek, daha doğrusu rejimi muhalefetsizleştirmek isterken yakın zamana kadar bu operasyonların en büyük hedefi olan DEM Parti’yi (Kürt ulusal demokratik hareketini) ‘süreç’ üzerinden kenarda tutmanın hesabını yapıyor. AKP Sözcüsü Çelik’in geçtiğimiz günlerde CHP’ye yönelik siyasi tasfiye operasyonlarını eleştiren DEM Parti’yi “CHP güzellemesi yapmak” ve “Süreci enfekte etmek”le suçlaması da bu hesabı açığa vuruyor ve son iki hamlenin (Öcalan’a statü açıklaması ile CHP’yle ilgili mutlak butlan kararı) birbirinden bağımsız gündeme getirilmediğini gösteriyor.

Burada gerek “Öcalan’a statü” meselesi ve gerekse CHP’yle ilgili “mutlak butlan” kararı sonrasında yaptığı açıklamalar üzerinden bir “demokrasi savunucusu” rolüne bürünen iktidar ortağı Bahçeli için de bir parantez açmak gerekiyor. Birinci olarak; Bahçeli’nin süreçteki tıkanıklığı aşma adına gündeme getirdiği “yol haritası” ve bu temelde Öcalan için önerdiği “barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü”, Kürt halkının ulusal-demokratik taleplerinin karşılanması temelinde bir muhataplığı değil, en başından “terörsüz Türkiye” olarak açıklanan Kürt silahlı güçlerinin kontrollü bir şekilde tasfiyesiyle sınırlı bir statü olarak gündeme getirilmektedir. İkinci olarak; Bahçeli’nin “mutlak butlan” kararı sonrası Kılıçdaroğlu ile CHP Genel Başkanı Özel’e yaptığı “uzlaşma” çağrısı, yargı eliyle yapılan/yaptırılan bu siyasi müdahaleyi hukuki bir kararmış gibi göstermekle kalmamakta bu temelde bugüne kadar yapılmış siyasi tasfiye operasyonlarını da meşrulaştırıcı bir rol oynamaktadır. Bu temelde Bahçeli’nin daha önce tıpkı Kılıçdaroğlu gibi CHP’ye “arınma” ve “köklerine dönme” çağrısını yapmış olması da siyasi tasfiye operasyonlarına karşı bugünkü CHP yönetiminin ortaya koyduğu demokratik mücadele tutumundan duyulan rahatsızlığı ve devletin kurucu partisine biçilen rolün “Devletin bekasını korumak” adı altında bugünkü rejimi tehdit etmeyecek bir “ılımlı muhalefet çizgisine” çekilmesi olduğunu ortaya koyuyor.

Kırk yıllık kurtun bugün kuzu postuna bürünmesi gerçeği değiştirmiyor: Bahçeli’nin demokratik görünümünün ardında bugünkü baskı rejiminin dayanaklarını güçlendirmek ve faşist rejim inşası hedefi yer alıyor.

“Mutlak butlan” kararının amacına ulaşması; siyaset yapma hakkının ve demokratik kazanımların tasfiyesi yolunda yeni bir aşamaya geçilmesi anlamına gelecektir. Ancak bu müdahalenin Kürt sorunundaki süreç devam ederken gerçekleştirilmiş olması, bu saldırının amacına ulaşması halinde bedelini en ağır biçimde ödeyecek kesimlerin başında onlarca yıldır demokrasi mücadelesini sürdüren Kürt halkının olacağı gerçeğini de değiştirmiyor. Çünkü Saray rejimi, CHP’yi iç tartışmalara sürükleyerek bölebildiği ve demokratik muhalefeti etkisizleştirdiği oranda süreçte Kürt hareketini de yalnızlaştırmış ve kendi dayattığı tasfiye ile sınırlı “çözüm”e karşı koyamaz hale getirmiş olacaktır. Bu nedenle DEM Parti’nin CHP Lideri Özel’e destek/dayanışma mesajı önemlidir ama daha önemlisi Kürt halkının, elbette ülkedeki bütün demokrasi güçleriyle birlikte bu saldırıya karşı açık tutum almasıdır. Bu temelde Kürt illerindeki baroların bu hukuksuzluğa karşı ortak açıklama yapması da kayda değer bir tutumdur.

Bir kez daha müzakere/görüşme süreçlerinin aynı zamanda mücadele süreçleri olduğu gerçeğinin sınandığı bir noktaya gelmiş bulunuyoruz. Sürecin desteklenmesi ve Kürt halkının demokratik taleplerinin savunulması konusunda önceki dönemlerle karşılaştırıldığında görece olumlu bir tutum alan CHP’ye yönelik bu siyasi darbenin amacına ulaşmasının bu süreçte Kürt hareketinin elini zayıflatacağına şüphe yoktur. Bu süreçten ulusal hak eşitliği başta demokratik kazanımlar elde edilmek ile ülkenin demokratikleştirilmesi mücadelesi birbirinden ayrılamaz biçimde iç içe geçmiş durumdadır. Bugün bu mücadelenin başarısı, öncelikle CHP’ye yönelik “mutlak butlan” darbesinin püskürtülmesinden başlayarak ülkenin her tarafında bütün demokrasi ve halk güçlerinin birleşik, kitlesel ve uzun soluklu mücadelesinden geçiyor.

Yusuf Karadaş

Saray darbesi, süreç hesabı ve yeni rejim inşası
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et