Özgürlük bayrakları
Ölümsüz zafer
“Alışkın değilim kulakları sözcüklerle okşamaya / yarım açık-saçıklıklarla da okşanmaz kıvrımlı saçlı bir genç kızın kulağı / Sayfalarımın askerlerini geçit töreninde sıralar / satır satır ön saflarda yürürüm. / Dizelerim kurşun gibi ağır / hem ölüme / hem de ölümsüz zafere hazır.”
(Mayakovski, Olanca Sesimle, Çeviren: Oktar Türel)
Sabah olunca
Meyve bahçelerine ulaşacak yolumuz. Açlığa, yokluğa, yoksulluğa inat olgunlaşan meyvelere. Acılara inat güller açacak gül bahçelerinde. Sabah olunca...
Toplu yürüyüş
Yürürsen yolu bulursun. Teperek karanlığı. Ne duvar, ne parmaklıklar. Açılır önün, yürüdükçe ışıldayarak. Kuşlar döner, çiçekler açar yaz bahar olur.
Ateşkeste
Güneş çıksın, ay parlasın, yıldızlar ışıldasın diye kuş uçurur füze yerine askerler boş kalınca ateşkeste.
İlk çiçek
İlk açan çiçek rüzgarı keser, ılıtır havayı. Güneş, ay, yıldızların ışığında parıldar. Renklendirir çevreyi. Solup geçse de kokusu kalır ötekiyle.
Ölümsüz
Çiçekler ölmez, solup geçer öteki mevsime.
Dumanı üstünde
Her gün, yeni bir gün olmalı baharda. Bir yandan çiçekler açarken binbir renk, ekmek pişer, kazan kaynar öte yandan. Dumanı üstünde.
Çıkış
Çıkmaz yolun sonunda da çıkışı bulursun. Demir kapıları kırıp duvarları yıkarak. Parmaklıkların arasından.
Özgürlük bayrakları
Hapse atıyorsun ya onları. Keserek yollarını. Düşünmeden arkada biriken kalabalıkları. Asıl taşıyacak olan özgürlük bayraklarını.
Evrensel'i Takip Et