21 Mayıs 2026 00:10

Futbolun, insanlığın başına giderek daha fazla bela olmaya başladığı zamanlardayız. Tıpkı bazı gerici ideolojiler gibi futbol da kitlelere, sahip olduklarını sandıkları aidiyet üzerinden kendini üstte/ayrıcalıklı görme ve diğerlerini dışlayarak, aşağılayarak ya da yok sayarak davranmalarının bir zemini oluyor.

Profesyonellik adı altında, sportif ve ahlaki yanlarından neredeyse tamamen arındırılarak rekabet ve rant odaklı yoz bir anlayışa teslim edilen bu oyun, artık tam anlamıyla egemen güçlerin çıkarları için kitlelerin manipüle edilmesine hizmet ediyor.

Özellikle uluslararası nitelik taşıyan karşılaşmalarda milliyetçiliği köpürtme işlevi görmesiyle de düzenin en kullanışlı, en verimli aparatları arasındaki yerini alıyor.

Artık futbol deyince akla ilk olarak spor değil, rant kovalayan güçler, kirli çıkar ilişkileri, fanatizm, gerilim, şiddet geliyor. Tribünlerde estirilen milliyetçilik, ırkçılık, militarizm, cinsiyetçilik rüzgarıyla da rezillik zirveye taşınıyor…

Üç hafta sonra, Türkiye’nin de mücadele edeceği dünya kupası başlayacak. Türkiye’nin turnuvaya katılma hakkı kazanmasıyla birlikte başta besleme medya ve ülkenin önde gelen büyük şirketleri olmak üzere milli duyguları sömürme ve milliyetçiliğin rantından nasiplenme yarışı da başladı.

Milliyetçi söylemlerle kurgulanan propagandanın memleketimizdeki getirisinin büyük olduğu varsayılıyor. Düzenin payandası medya ve şirketler, bu propaganda aracılığıyla bir yandan büyük paralar kazanırken, diğer yandan insanların futbolun “büyüleyici” etkisine kapılarak günlük dertlerinden, sıkıntılarından uzaklaşmasını sağlıyorlar. Böylece mevcut düzene yönelecek öfke duyguları da törpülenmiş oluyor...

Ne yazık ki günümüzde futbol, insanların düzene uyumlu bireyler haline getirilmesinde egemenlerin elindeki en büyük kozlardan biri.

Tabii bu sadece bize özgü bir durum değil. Egemen güçler dünyanın her yerinde futbolu, insanları şuur ve farkındalık yitimine uğratmanın, zihinleri bulandırmanın bir aracı olarak kullanmaya çalışıyor…

İyiden iyiye dünya kupası havasına girmiş memleketimizde hemen her gün yeni bir milli takım marşı ya da şarkısının piyasaya sürüldüğünü görüyoruz. Eh, uyanık şarkıcılar da parsadan pay kapma yarışından geri duracak değillerdi ya...

Hepsi de savaş, fetih, kan, bayrak, Türk’ün gücü gibi üstünlükçü, militarist sözler içeren ve tribünlerdeki en geri yönelimleri bizzat yansıtan birbirinden berbat işler…

Öyle ki konuyu bilmeden bu saçmalıkları dinleyen biri, bunların bir spor organizasyonu için üretildiğini asla düşünemez. Çünkü içinde sporun, kaynağı amatörlükle bezeli kültürel özünü ve ahlaki değerlerini yansıtan hiçbir söz yok. Futbol oynamaya mı, yoksa fetih amaçlı savaşa mı gidiliyor belli değil…

Şarkıcılar ülkemizdeki ortalama futbol izleyicisini tavlamayı biliyor. İçine ne kadar çok hamaset sokuştururlarsa şarkılarının o kadar çok ilgi göreceğini düşünüyorlar.

O nedenle, bütün bu seviyesiz propagandist söylemlere, şarkılara, marşlara, sloganlara, tezahüratlara daha fazla maruz kalmamak umudumuz…

Mehmet Özyazanlar

Futbol oynamaya mı, savaşa mı?
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et