ZP ve İYİP, muhalif partiler mi?
Geçtiğimiz hafta ODTÜ’de “Bahar Şenliği” adıyla gelenekselleşmiş kutlamalar örgütlü bir provokasyon girişimine sahne oldu. “Devrim” Stadyumundaki İlkay Akkaya konseri, Zafer Partisi ile İYİ Parti’nin Gençlik Kollarının birlikte organize ettikleri anlaşılan saldırının hedefiydi.
Provokatörler çok bilindik bir argüman kullandılar. Büyük bir Türk bayrağı açmışlardı ve konser sırasında ayağa kalkıp yuhalamaya başladılar. Kimi neden yuhaladıkları meçhuldü, ama yuhalamaktaydılar. İddiaları bayrağa hakaret edildiğiydi. Sonradan Rektörlük tarafından yapılan açıklamada “Türk bayrağının en kıymetli değerleri temsil ettiği” söylenip “bayrağımıza yönelik saygısızlık oluşturan hiçbir davranışın kabul edilmeyeceği” ifade edilerek bayrağa saygısızlık iddiası zımnen doğru sayılıyordu. Gerçekteyse ne bayrağa ne herhangi bir başka şeye hakaret edilmişti. ODTÜ öğrencileri ulusların bayraklarına hakaret etmenin aptallık olduğunu bilecek kadar kendilerinin ve yaptıkları kutlamanın ayırdındaydılar. Bayrağa saygısızlık hiç yapmayacakları şeydi.
Ancak faşizan örgütlerin “bayrak ve ezana saygısızlık” temasını karşıtlarına yönelik olarak sürekli kullandıkları, milli ve dini duyguları istismar ederek, bunlar üzerinden prim yapmaya çalıştıkları bilinir. Sloganlaştırılan “bayrağı indirecekler, ezanı susturacaklar” darbımeseli örneğin AKP’nin CHP’ye varıncaya kadar muhaliflerine yönelik kullanageldiği bayağı bir sözde teşhir manivelası olagelmiştir.
Geçer akçe olduğu düşünülmüş ve yanına ezanın susturulması katılmasa bile bayrağa saygısızlık yapıldığı iddiası Zafer ve İYİ Partilere mensup provokatörler tarafından ODTÜ Şenliğinde de kullanılmıştır. Bu ve benzeri yoktan var etmeye çalıştıklarıyla ODTÜ’de kendilerine yer açıp alan bulmaya uğraştıkları açık olmalıdır.
Bu iki partinin, daha da çok Zafer Partisi’nin genellikle emperyalizme de öfke duyan, kapitalizmin gençliği ve tabii ki halkı sıkıştırdığı işsizlik ve yoksulluk cenderesine tepkili gençleri taban edinmeye uğraştığı ortadadır. Ancak bunu antiemperyalist ve kapitalizme karşı tutumlar geliştirerek yapma yerine milliyetçiliği körükleme, örneğin yabancı/göçmen karşıtlığı ve şüphesiz Kürt düşmanlığıyla yapma tutumu geliştirmektedirler. Bayrak, bu noktada önem kazanmakta ve sanki kendilerinden başkası bayrak düşmanıymışçasına demagoji ve provokasyonları yöntem olarak benimsemektedirler.
Dillerinden zaman zaman yoksulluk karşıtı sözcükler de dökülmektedir, bu taban edinmek için zorunludur. Ancak Zafer Partisi örneğin “göçmen düşmanlığı” ile, ikisi de her iki alanda birbirlerinden aşağı kalmamakla birlikte, İYİ Parti Bahçeli’nin deyişiyle son “Terörsüz Türkiye” sürecine karşıtlıkta somutladığı “Kürt düşmanlığı” ile tanınmaktadır.
Oysa ZP’nin Genel Başkanı Ü. Özdağ sudan nedenlerle ve şüphesiz siyasallaşmış hukuk uygulamalarına hedef olarak aylarca hapiste de yatmıştır. Buradan bakıldığında “muhalif”tir de. Muhaliftir, ama neye ve kime karşı muhaliftir?
Özdağ ve Zafer Partisi ile M. Dervişoğlu ve İYİ Parti de AKP’ye karşılar ve anlaşılan oradan kendilerine reddedemeyecekleri teklifler gelmedikçe karşı olmayı sürdürecekler. İYİ Parti örneğin eleştirdiği “ceberut tek adam rejim” yerine “parlamenter sistem” savunucusudur da. Ama koyun Özdağ’la Dervişoğlu’nu Erdoğan’ın yerine değişen tek şey olmayacaktır! Emperyalizm “karşıtlıkları” tıpkı AKP’ninki türünden göstermeliktir. Kapitalizmi, yalnızca olumsuz sonuçlarını istismar edip güç toplamak için suçlar görünürler. İkisi de faşist partiden gelmedir ve konjonktürel nedenlerle muhalif görüntü vermelerine karşın çekirdekten emperyalist kapitalist düzen savunucusudur.
Ortadadır; göçmenlerle Kürtlerin eşit hak yoksunlukları mevcut gerici düzen ve egemenlerinin hak tanımazlıklarından kaynaklanır. Gençliğin hak yoksunluğuyla geleceğe güvensizlikleri de öyle. Ne istersiniz onlardan? Gerçekten “muhalifiz” diyorsanız, işte olanca saldırganlıklarıyla mevcut düzen, onu ve uygulamalarını taklit edeceğinize karşı çıkıp hedef alın ki, muhalifliğiniz belli olsun!
Evrensel'i Takip Et