20 Mayıs 2026 00:09

Trump-Xi zirvesi geçici ateşkes mi getirdi?

Trump’ın bir ay önce yapmayı planlayıp İran operasyonu umduğu gibi gitmeyince ertelediği Xi-Trump Zirvesi 14-15 Mayıs’ta Pekin’de gerçekleşti. Beklentiler de zirve yaptığından olsa gerek, sonucu kimseyi tatmin etmedi.

Sonucunun ne olduğuna dair net bir bilgi de yok ortada. Liderler arasındaki toplantıların ardından açıklamalarda siyasi tutumlardan kaynaklı her zaman farklılıklar olabilir, ama bu sefer neredeyse Trump ve Xi’nin aynı toplantılara katılmadıkları izlenimi verdiler. Tayvan, İran, Kuzey Kore, değerli madenlerin işlenmesinde Çin tekeli, yüksek düzey cip teknolojisinde ABD tekeli gibi önemli konuların gündeme gelip gelmediği dahi net değil; gelmişlerse de bir uzlaşı çıkmadığı aşikar.

Bu belirsizliğin ana kaynağı elbette Trump’ın bu buluşmayı kendisi için bir zafer olarak gösterme isteği. Önemli konularda uzlaşıyı bırakın, Çin-ABD ticaretine dair bile Çin tarafının teyid etmediği iddialarda bulundu. Beyaz Saray’ın açıkladığı resmi özete göre Çin, 2028’e kadar yıllık 17 milyar dolarlık ABD tarım ürünü satın almayı taahhüt etti. Aynı belgede Çin’in 200 Boeing uçağı ve 450 GE motoru alacağı da belirtiliyor. Trump ise basın açıklamalarında bu rakamı 750 uçağa çıkardı. Pekin’in resmi açıklamalarında ise bu rakamların hiçbirine yer verilmedi: Çin tarafı yalnızca “uçak alımına ilişkin düzenlemelere varıldığından” söz etti. Çin tarafının iki taraflı anlaşma ifadesini kullanması, ABD’nin de uçak motoru ihracatını kısıtlamayacağını taahhüt ettiğini düşündürüyor. Nadir toprak elementleri meselesinde ise tablo daha belirgin: Beyaz Saray, Çin’in itriyum, skandiyum ve neodimyum dahil çeşitli kritik minerallere ilişkin ABD kaygılarını gidereceğini açıklarken, Pekin bu konuya hiç değinmedi. Tayvan söz konusu olduğunda ise yönler tersine dönüyor: Xi’nin Trump’a Tayvan konusunda “son derece dikkatli olması” gerektiğini, aksi hâlde iki ülke arasında “çatışma ve çarpışmaların” gündeme gelebileceğini söylediği Çin kaynaklarında yer aldı. Trump ise, basın önünde, Tayvan’a yapılacak 14 milyar dolarlık silah satışını “müzakerede iyi bir koz” olarak nitelendirdi. Beyaz Saray’ın özet belgesi Tayvan’dan hiç söz etmiyor.

Bu tutarsızlıklar sıralanınca iki lider arasındaki zirvenin Trump için bir gövde gösterisi çabasından başka bir şey olmadığı ve tam da bu yüzden kazananın Çin olduğu yönünde yorumlar yapıldı. Ancak, bu zirveyi o kadar da küçümsememek lazım. Çünkü bu, Trump’ın uzun soluklu bir Çin stratejisinin ilk adımı. Ve Xi de, Çin’deki APEC ve ABD’deki G-20 zirvelerinde Trump’la yeniden görüşmeyi, daha önemlisi yıl bitmeden Vaşington’u ziyaret edip yeniden ikili olarak bir araya gelmeyi kabul ederek Trump’ın Çin-ABD ilişkisini sürdürülebilir bir çatışma seviyesinde tutma çabasına karşı çıkmadığını göstermiş oldu.

Bu minvalde, zirveye de istikrar ve öngörülebilirlik kavramları damga vurdu. Xi’nin Trump’a ABD ve Çin ‘Tukidides Tuzağı’ndan kaçabilir mi, yani mevcut hegemonla yeni yükselen bir güç savaşmadan bir arada var olmayı başarabilir mi, diye sorması manşetlere taşındı. Bu elbette bir zeytin dalı değil, iki tarafa da birbirine muhtaç olmamak için kendi değer zincirlerini oluşturma ve sağlamlaştırmak için zaman kazanma taktiği.

İki süpergücün kendi değer zincirlerini yaratması demek, ABD’nin başlattığı, Çin’i değer zincirlerinden dışlama ve sadece müttefiklerle değer zinciri oluşturma politikasının Çin tarafından da uygulanmaya başlamasıyla, küresel ekonominin üçüncü ülkelerin hiç istemedikleri halde taraf seçmek zorunda kalacakları bir ikili üretim sistemine evrilmesi demek. 

Örneğin, Trump-Xi zirvesi sonrasında bir iyi niyet göstergesi olarak ABD, Nvidia çiplerinin Çin’e satış yasağını kaldırdı. Ama, bu yasak geldikten sonra Çin de kendi şirketlerinin Nvidia çiplerini kullanmasını yasaklamış, Huawei çiplerini kullanma zorunluluğu getirmişti. Bir diğer örnek, değerli madenler konusunda. Trump bir yandan Çin’le pazarlık yaparken, bir yandan da Nahçıvan’dan geçecek TRİPP hattını Orta Koridor ülkelerinden değerli madenleri toplama ve ABD’de kendi değerli maden işleme tesislerini kurup Çin’den tamamen bağımsızlaşma planı için kullanmaya hazırlanıyor. Çin tarafında da, ABD’yle ateşkes görüşmeleri yapılırken AB’ye ticaret savaşı açma hazırlıkları tamamlanıyor. Yani, ABD’nin müttefiklerini hizaya getirmek için kullandığı gümrük vergileri ve tedarik zinciri koşullarını Çin de kendisiyle iş yapmaya mecbur üçüncü ülkeler üzerinde kullanmaya hazırlanıyor.

Tedarik zincirlerinin ve yüksek teknoloji AR-GE ağlarının tamamen ayrışması ne mümkün ne de kimsenin hayrına ama iki süpergüç arasındaki ateşkes, onlara yedekleme yapmak imkanı veriyor. Bu süreç, yeni orta güç ittifakları yapmaya başlamış olan üçüncü ülkeleri daha çok etkileyecek.

Ceren Ergenç

Trump-Xi zirvesi geçici ateşkes mi getirdi?
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et