18 Mayıs 2026 00:14

Cumhuriyet Halk Partisinin (CHP) gölge adalet bakanı Şule Özsoy Boyunsuz Medyascope’da Ruşen Çakır’a verdiği röportajda: Açacağımız hakim ve savcılık sınavlarında soruları ve cevapları akademisyenler hazırlayacak. Önceden hazırlanmış sorular adaya çektirilerek sorulacak. Mülakatlar kamera ile kaydedilecek ve dava açıldığında kamera görüntüleri incelenecek. Hakim eğitimleri ihtisas üzerine olacak. Adalet akademisinde ceza hakimi eğitimi alan kişi, artık hep ceza hakimi olarak görev yapacak. 5 bölge esasıyla yeni hakimler küçük yerlerde göreve başlayacak, kıdemi arttıkça büyükşehirlere gelecek. Tayinler görev süresi esasıyla yapılacak. O bölgede görev süresi 5 yılsa, 5 yılı dolmadan tayini çıkamayacak. Hakimlere coğrafi teminat vereceğiz. Bugün İstanbul’da bir karar verdin diye yarın Samsun’a tayinin çıkmayacak. O bölgedeki görev süresi dolana kadar kendi isteği ya da disiplin soruşturması dışında tayin edilemeyecek. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına uymayan hakimler terfi edemeyecek. Hakim terfilerinde en büyük kriter AİHM ve AYM kararlarına uymak olacak. Hakimler yalnızca kendi dosyasındaki AİHM ve AYM kararlarını değil, başka dosyalardaki emsal nitelikteki AİHM ve AYM kararlarını da uygulamak zorunda olacak. Anayasa Mahkemesi Kanunu’na bir madde ekleyerek, AYM’ye icra emri verme yetkisi tanıyacağız. AYM bir ihlal kararı verdiğinde doğrudan icra emri düzenleyecek. Bir tutukluluğun hak ihlali olduğuna karar verilmesi halinde AYM doğrudan tahliye emri verecek. Bir idari işlemin hak ihlali olduğu tespit edilirse AYM doğrudan o işlemi iptal edecek demiş.

Doğru ve ileri düşünceler gibi görünüyor ama 44 yıl öncesinden daha ileri değil. CHP’nin gölge adalet bakanı, adalet bakanının Hakimler ve Savcılar Kurulunda (HSK) olmasına karşı çıkmıyor. Halbuki 1982 Anayasası öncesi Adalet Bakanı yine Yüksek Hakimler Kurulunda vardı ama oy hakkı yoktu. Hakimler ve Savcılar Kurulu ayrıydı. Gölge Bakan buna da karşı değil. Demokratik hukuk savunucuları 44 senedir adalet bakanı ve müsteşarının, yani yürütmenin yargı kurullarında olmaması gerektiğini savunuyor. Hakimler ve savcıların yönetici kurullarının ayrı olmasını savunuyor.  

Gölge bakan sadece hakim ve savcıların göreve alınması sınavlarının dürüst yapılması ile yargı erkinin sorunlarının çözülebileceğini sanıyor. HSK ve AYM üyelerinin seçilişinde yürütmenin belirleyici rolü konusunda bir değişiklik önerisi yok. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurular konusundaki işlevini ise hiç anlamamış. Anayasa Mahkemesini Yargıtay ve Danıştayın üstünde bir temyiz mahkemesi gibi düşünüyor. Aslında gölge bakan gibi düşünenlerin sayısı hiç de az değil. Belki de bu nedenle bireysel başvuruların insan hakları yüksek mahkemesi gibi ayrı bir mahkeme tarafından ele alınması daha doğru olacak.

İnsan hak ve özgürlükleri ile ilgili İnsan hakları Mahkemesi (Ya da AYM’nin bu konudaki görevleri) dışında CHP’nin gölge bakanının önerileri ya da yapmayı vadettikleri 1961 Anayasa’sındaki yargı ile ilgili hükümler ve uygulamalardan geri. Yani gölge bakan 65 yıl öncesinden daha geri bir yargı erki öneriyor bize.

Biz ise hakimlerin baro üyeleri içinden seçimle göreve gelmesi ve gerektiğinde geri çağrılabilmesini, savcıların kamu avukatları olarak yine barodan başsavcılık tarafından istihdam edilmesini, savcıların adliyelerin dışında çalışmasını, ağır ceza yargılamasında jüri sistemini vb. savunuyoruz.  

Kamil Tekin Sürek

CHP’nin gölge adalet bakanı
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et