16 Mayıs 2026 00:27

Bir süredir yoğunlaşan saha çalışmaları ve üniversitede işe iadenin getirdiği şehirlerarası hareketlilik nedeniyle yazamadım. Yaz sonuna kadar bu durum böyle sürecek. Bu nedenle bazı güncel kentsel-toplumsal çalışmaları biraz gecikerek ele alabileceğim için şimdiden özür dilerim. 

 

Gecikerek ele alacağım ve başlığa taşıdığım işlerden birisi de Ünye’deki bir karşı-müze projesi. Ben işi karşı-müze olarak ifade etsem de çalışmanın kurucuları Ünye Çevre Platformu bu çalışmaya görseldeki gibi “Yalı Kumsalı Moloz Müzesi” diyor.

 

29 Mart 2026 Pazar günü açılışı törenle gerçekleştirilen bir açık hava halk müzesinden söz ediyoruz. Yalı Kumsalı’daki müze açılışı için davetiyeler hazırlanmış, açılış günü etkinlikler düzenlenmiş.

 

*

 

Daha önce Ünye Çevre Platformu’nun Ünye’deki farklı konularda yürüttüğü kent hakkı mücadelesinden söz etmiştim. Bu mücadeleler arasında tüm Karadeniz’in korunan son güzel noktalarından birine sahip olan Ünye’nin Yalı Kumsalı ve Koyundaki, moloz dökümü, yol genişletme ve betonlaştırma projesi de var.  

 

Platform, kumsalda imza kampanyası, müzik dinletisi, kitap okuma, kum turnuvası gibi eylem/etkinliklerle yerin dönüşüm değerine karşı kullanım değerini işaret ediyor ve yaşıyor, yaşatıyor.

 

Son olarak da Platform tarafından yukarıda söz ettiğim açık hava müzesi kuruluyor. Kumsala dökülmüş molozları bilgi notlarıyla anlatan bu müzeleştirme çabasını, anaakım müzecilik karşısında, bir karşı-müze olarak tanımlamak mümkün.

 

Zira bir karşı-müze olarak, anaakım mekânsallaşmaya da karşı çıkıyor. Moloz Müzesi’nin açılış konuşmasında ifade edildiği üzere, “…müze kartları, gişe memurları, güvenlik personeli, turist rehberleri, güvenlik kameraları gibi birçok bürokratik işlem ve uygulamayı devre dışı bırakan; şehirle, kumsalla, yoldan geçen araçlarla, kaldırımda yürüyen insanlarla bütünleşmiş bir müze” düşünülmüş.

 

Müzede sergilenen eserler, “vitrinlerin, camekânların, zincirlerle kesilmiş bölümlerin ardında değil, hepsi gelir seviyesi ne olursa olsun, tüm halk için erişilebilir bir durumda” ziyaretçilere sunulmuş.

 

*

 

Bu müze aynı zamanda derin bir kültürel farkı ortaya koymuş. Yurt dışında müzelerde taşlar korumaya alınırken, burada molozlar kendiliğinden korunmuş. Altı aydır Ordu Büyükşehir Belediyesi de molozları sahilden kaldırmamış. Ve altı aydır sahilde geçici olarak sergilenen bu molozlar, artık Ünye’ye mal olduğu için, Platform tarafından “kalıcı sergi” statüsüne ulaştırılmış.

 

Bu ilginç çalışmanın devamı da ilginç. Müzenin açılının üzerinden 24 saat geçmeden müze soyulmuş! Platformun esprili paylaşımına göre çalınan şey, molozlar, yani sergi malzemeleri değil. Müzedeki eserlerin yanında yer alan bilgilendirme notları. Notlar yerinden alınmış.


Ünye Çevre Platformu sözcüsü Serap Ersöz, yaptığı açıklamada, “Anlaşılan o ki, bu müzede en kıymetli şeyin taşlar değil, o taşların neyi anlattığı olduğu fark edilmiş. Hırsızlar da en değerli parçayı, yani bilgiyi alıp gitmişler” diyor.

 

*

 

Ünye’deki kent, çevre, ekoloji mücadelesine yönelik kuvvetli bir hafıza, bir kültür var. Platform bu hafızanın üzerinde farklı eylemliliklerle yola devam ederken, aslında bir yaşam kültürü de inşa ediyor.

 

Yalı Kumsalı’nın betonlaşmasına itiraz ederken, kumsal sahasının kullanım değerini aktif kılacak etkinliklerle insanları ve doğayı organik bir biçimde bir araya getiriyor.

 

Yaşayan şeylerin yerlerinden koparılıp başka bir yerde sergilenmesi fikrine dayanan müzeler toplumların ürettiği değerleri kendi bağlamlarından ötede yan yana getirerek, resmi tarihe uyumlu, makbul ve kategorize edilmiş bir şekilde yeniden topluma sunarlar.

 

Kültürel değerlerin bir yere kapatılıp sunulmasından ziyade yaşamdaki akışına değinen Eduardo Galeano şöyle der; “…Kültürel değerler hep hareket içindedir, değişim halindedir ve gerçekliğin meydan okumasıyla karşı karşıyadır; bizatihi gerçeklik de hareket halindedir zaten. Önemli olan onunla ne yapıldığı ve bir toplumun düş kurarken, yaşarken, dans ederken, oynarken onunla ne ölçüde özdeşleştiğidir. Dünyanın olumlu tarafı budur: Mütemadiyen birbirine karışmak ve yeni meydan okumalara yeni karşılıklar bulmak…. Bir çapa, geçmişe demir atan bir hafıza değil, bir mancınık olarak hafıza. Bir yere varmış bir hafıza değil, bir başlangıç noktası olarak hafıza”.

 

Ünye Çevre Platformu’nun karşı-müzesi, tam da Galeano’nun dediklerini yapıyor. Sahilde dökülmüş ve aylardır yerinden alınmayan molozu müzeleştirerek mevcut kentleşme politikasını düşünsel olarak ters-yüz ediyor.

 

Kentin kullanım değerine sahip çıkarken, kamusal hafızayı da yeniden üretmeye devam ediyor…

T. Gül Köksal

Ünye’de bir karşı-müze!
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et