İtirafçılaştırma operasyonları
Aktüel olay(lar), burjuva politikasının farklı fraksiyonları arasındaki kavganın sadece devrimci muhalefeti susturmayı değil ama şu ya da bu ölçüde muhalif olan parti, örgüt, sendika, dernek veya birey kişileri de hedef aldığını, yüzlerce örneğiyle ortaya koyuyor. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ve ailesinin başına gelenler, Saray rejiminin, muhaliflerini dize getirme-teslim alma operasyonlarında yalnızca bir örnek teşkil ediyor.
Bir aya yakın zaman önce el yazılı açıklamasında “Bir kuruş verdimse şerefsizim” diyen birinin, aradan çok geçmeden, “Oğluma talimat verdim, 1 milyon avro ödedi” diye “itirafta bulunması” için ‘Bir şeyler yaşamış olması’ gerekir!
Başta Erdoğan olmak üzere Saray yönetiminin en etkili sözcüleri, hemen her vesileyle ve neredeyse her gün yaptıkları açıklamalarda, ılımlı-uyumlu-tabi olmayı benimsemiş olmayan muhalefete göz açtırmayacaklarını, “Ülkeyi kalkındırmak, milleti refaha boğmak için her şeyi yaptıkları” söylemi eşliğinde beyan etmektedirler. İşçi sınıfı, kent-kır yoksulları, kent küçük burjuvazisi ve küçük üreticiye karşı olan ve en sert biçimleriyle devrimci ve sosyalist muhalefete yönelik olarak sürdürdükleri baskı-şiddet, yasak ve saldırı politikasındaki kararlılıkları, kitlelerin yoksulluğu, açlığı, işsizliğinin yanı sıra, söz-basın-yayın ve örgütlenme hakkının gasbına dikkat çeken söylemleri nedeniyle CHP muhalefetini de provokasyon, gözaltı, satın alma, itirafçılaştırma yöntemli saldırıların hedefi haline getiriyor…
CHP’nin bu saldırılara, belediye yönetimlerine çökme politikasına -bunu münferit olaylar kapsamına almıyor olmalılar- karşı koymak için başvurduğu mitingler ilk dönemde belirli bir etki yarattıysa da, Saray yönetimi “Yankısını duymama” ve “geçici gürültü” sayma tutumunu sürdürerek hedefini genişletti. Satın alma kolaylığı, burjuva politikasının çıkar ürünü olmasıyla bağlıydı. Daha fazla “ikbal vaadi”nde bulunan, bir de merkezi yönetim aygıtının tüm kale burçlarını elinde tutuyorsa, daha etkili olması kolaylaşmaktaydı ve öyle olmaya devam ediyor.
Seçimlerde oy kullanmaya indirgenen halk iradesini ticari kazancın, bürokratik mevzilere yerleşme olanağının, ranttan daha fazla pay almanın aracı ve malzemesi olarak gören ve değerlendiren ve daha fazla mal-mülk sahibi olma dışında “bir davası” olmayan insanların transferi niye zor olsun. Dolayısıyla da mevcut muhalefet biçimleriyle CHP yönetimi bu örneklerin çoğalmasının önünü alamaz. Her fırsatta Osmanlı mirasıyla avunan Saray iktidarı sözcüleri, devşirme olanaklarına, diğer burjuva odaklardan daha fazla sahiptirler. Halk kitlelerinin “Ya hey sen politikacı, belediye yöneticisi, milletvekili, ben seni şu partiden aday olduğun için seçtim, sen çıkarın için benim oyumu alıp bir başka partiye geçemezsin” diye bir tepkisi de olmadığında -ki böylesi bir tepki görünür değildir- transfer pazarı ürünsüz kalmayacaktır.
Hem sonra, belediye operasyonları, açlık sınırının 35 bin, yoksulluk sınırının 113 bin TL olduğu, özelleştirme ve vakıfların mülkiyetine geçirme yöntemiyle ‘mala-mülke’ el koyma uygulamasının devam ettiği, iktidarı döneminde 39 bin kişi olmak üzere hemen her gün “iş kazaları”nda ölüm olaylarının birbirini izlediği ve mücadeleye yönelenlerin yargı-polis iş birliğiyle sindirilmeye çalışıldığı bir dönemde, bir tür dikkat saptırma işlevi de görüyorken, Erdoğan niye bol keseden alaysı açıklamalar eşliğinde “rozet takma merasimleri” yapmayı sürdürmesin?
Amiyane deyişle bu gidişata karşı, ekonomik sosyal yaşamları kötüleşmeye devam eden tüm emekçilerin mücadeleye yönelmesi - mücadele birlikleri oluşturması gerekiyor. Yaşam ve çalışma koşulları giderek kötüleşiyor. İşsizlik büyük artış gösterdi. Sadece 6 ay içinde 1 milyon kişi işsiz kaldı. Pahalılık devam ediyor. İleri işçilere, mücadeleci sendikacılara, mücadeleye yönelen gençlerle kadınlara, ilerici-demokrat aydınlara ve sosyalistlere yönelik baskılar, süreklilik gösteren baskın-gözaltı ve fişlemelerle sürüyor. Tekelci kesimleri başta olmak üzere kapitalistler ile oligarşik diktatörlük aygıtı avantacıları, zenginliklerini bunlara borçlular. İtirafçılaştırma operasyonları da bu kapsama giriyor. Bunlara karşı etkili kitlesel mücadele olmaksızın püskürtülmeleri mümkün olmayacaktır.
Evrensel'i Takip Et