Üç fidan
Delik deşik
Şimşekler çakmıyor, yıldırımlar düşmüyor, gök gürlemiyor. Uçuşan füzelerle, patlayan bombalarla delik deşik olan dünyada.
Dibi çıkmadan
Boş bir tencere gibi kaynıyor dünya. Ateşi sürekli körüklenerek. Eklenmeden pişirecekleri. Dibi çıkmadan kim söndürecek ateşi.
Ne yapmalı
Havuza girip kirinden pasından arınıyorsun. Üst üste binen acıların ağırlığından kurtulmak için ne yapmalı?
Pazar yeri
Boş bir küfe dolanıyor pazarda, küfecinin sırtında. Ne biber ne domates ne patlıcan olmadan. Bir kilosu, yarım kilosu nerede, tanesi para. Üç beş patates, birkaç soğan, iki domates, iki patlıcan, üç biber, bir hıyar plastik torbalarda; küfeci boşta.
Yürünecek
Gün gelecek kalabalıkla. Kenetlenerek birbirine. Kol kola, omuz omuza. Kafa kafaya vererek yürünemeyen yollarda yürünecek. Özgürlük şemsiyelerinin açıldığı yağmurda.
Limanda
Orada bir yerde, ağacın toprakla, havanın suyla, insanın insanla uyumu. Öldürülmeden süren bir yaşam. Fırtınalaşmadan esen rüzgarın özgürlüğü orada, ılıman bir limanda.
Nerede nasıl
Neredesin, ne yapacaksın? Her gün biri değiştiriyor olanları/olacakları. Yaptığın/yapacağın işin, peşinde koştuğun uğraşın yeri de zamanı da değişiyor. Nerede olacağını, ne yapacağını bilmeden/bilemeden.
Üç fidan
Üç fidandı onlar. Ağaç oldular, meyveye durdular. Karanlığın aydınlığı özgürlük meyvelerini el birliğiyle toplayalım diye.
Evrensel'i Takip Et