Yüz akı sendikalar neden bağımsız?
Bağımsız Maden İş sendikasında örgütlü işçiler, el konulan ücret ve tazminatları için Eskişehir’den Ankara’ya yürüdü. Ankara ayazında üstlerini çıkarıp “Açız, yoksuluz, çıplağız” sloganı atıp, açlık grevi yaparken polisin sert müdahalesiyle karşılaştılar.
Sendika Başkanı Gökay Çakır yürüyüş sürerken; “Beş gündür işçi arkadaşlarımla yürüyorum. 22 bin 500 lirayla da genel başkanlık yapıyorum, emekli maaşıyla, dört tane de çocuğum var. Sarı sendikalara sesleniyorum; işçileri üye yapacaksanız gerçekten sendikacılık yapın.” demişti. Çakır’ın gözaltından sonra yaptığı konuşma adeta bir ders niteliğindeydi. Köy okullarının kapanmasından dolayı eğitimsiz kalan ve ekonomik düzenin şehirlere göç etmek zorunda bıraktığı kır yoksullarının, nasıl maden işçisi olarak bir kesime köle haline getirildiğini anlattı.
2014’te Soma’da, Dev Maden-Sen örgütlenmesi için çalışırken yaklaşık 400 kişinin linç girişimine uğrayıp, üç ay hastanede yatan Başaran Aksu Ankara’daki eylemlerin bitiminde “Burada değişik mikrofonlar görüyoruz. Sevindik. Yoktular” sözleriyle başladığı konuşmasında o ana kadar direnişe gözünü kapatan iktidar kontrolündeki medyayı eleştirdi. Direnerek elde ettikleri kazanımların sendikalarına üye olmayan işçileri de kapsadığının altını çizdi. “Benzer durumda olan yurdun bütün tarafındaki işçi, emekçi, emekliler haklarını aramaktan korkmasınlar. Tereddüt etmesinler. Bizler buradayız.” dedi.
BİRTEK-SEN ve Mehmet Türkmen
Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Genel Başkanı Mehmet Türkmen, Gaziantep’te, Sırma Halı Fabrikasında aylar boyunca ücretlerini alamadıkları için eylem yapan işçilere destek verirken yaptığı konuşma nedeniyle Mart ayında “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” iddiasıyla bir kez daha tutuklandı.
Türkmen Balıklı Meydanı’nda yaptığı ve son tutuklanmasına gerekçe gösterilen konuşmasında; “İşçiler aylardır maaşlarını düzenli alamıyorlar. Fazlasını değil, sadece maaşlarının zamanında yatırılmasını istiyorlar. Karşılığında tehdit mesajları alıyorlar. İşçiler bir gün fatura ödemese üstüne faiz geliyor ama işçiye geç ödenen para aynı para. Bu ülkeyi var edenler, sırtında taşıyanlar, fabrikalarda çalışan işçilerdir. . . Barikatları işçilere değil, patronlara kurun. Bu öfke birikiyor. Bu adaletsizliğe her gün yenilerini ekleyerek, işçilerin yüreğinde öfke ve isyan biriktiriyorsunuz.” demişti. Tutuklandıktan sonra elleri kelepçeli halde götürülürken “Sırma Halı işçilerine sahip çıkın” diye haykırıyordu.
2021’de DİSK’teki görevine açıklama yapılmaksızın son verilen Türkmen tarafından kurulan BİRTEK-SEN’in Ana tüzüğünün “Yönetici Kadroların Ücret ve Sosyal Hakları” başlıklı 52. maddesinde şu hükümler yer alıyor:
“a- Şubeye bağlı aidat ödeyen üye sayısı 500’ün altında ise profesyonel kadro görevlendirilmez.
b- Genel Yönetim Kurulu ve Şubelerin Yönetim Kurulu üyeleri ile başkanlarına ve bölge temsilcilerine verilecek ücretler, her türlü ödenek, yolluklar ve tazminatlar iş kolunda toplu iş sözleşmesi kapsamındaki en yüksek işçi ücretini geçmemek koşuluyla Genel Kurul tarafından tespit olunur.”
Bağımsız sendikalar neden yükselişte?
Sendikalaşma hakkının ayaklar altına alındığı, asgari ücretle çalıştırmanın kural olduğu, iş cinayetlerinin ve vahşi sömürünün zirve yaptığı bir dönemde bağımsız sendikaların direnme pratikleri ve başarıları dikkat çekiyor. Çok üyeli ve yüksek imkanlara sahip sendika ve konfederasyonların mağdur işçiler için elini taşın altına koymadığı bir dönemde sendikal bürokrasi haklı eleştirilerle karşı karşıya.
Sendika yöneticilerinin yüksek maaşları, yönettikleri astronomik bütçeler, sendikal faaliyetin dışına taşan ekonomik iştirakleri, aile üyelerine sendikada kadro açmaları, lüks makam aracı kullanmaları ve yurt dışı seyahatleri eleştiriliyor. Grev çadırları yerine birbirlerine ya da iktidar seçkinlerine yaptıkları protokol ziyaretlerinde ya da uluslararası toplantılarda görünür olmaları emekçileri isyan ettiriyor. Açlık sınırında yaşayan işçilerden kesilen aidatlarla sürdürülen bürokratik aymazlık örnekleri kabul edilmez bulunuyor.
Elbette sınıf bilincine sahip, onuruyla mücadele eden sendikacılar da var. Ancak sınırlı sayıdaki iyi örnekler, kara tabloyu aydınlatmaya yetmiyor. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından SGK verileri temel alınarak hazırlanan Ocak 2026 İstihdam İzleme Bülteni’nden öğrendiğimize göre 88 alt sektörün 38’inde sigortalı ücretli çalışan sayısı yıllık bazda azaldı. İşçi sınıfının ücret düzeyinden güvencesizliğe kadar uzanan mağduriyet koşullarında egemen sendikacılık biçimi derde çare olacak gibi görünmüyor.
1970’lerin sonundan itibaren dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de emek hareketi önemli kayıplar yaşadı. İşçi sendikalarının üye sayıları ve saygınlıkları ciddi bir biçimde geriledi. Bu gerilemede patron yanlısı yasal düzenlemeler yanında, sendika içi demokrasinin göstermelik kalışı da etkili oldu. Yüksek maaşlı ve bireysel çıkar odaklı sendikal bürokrasinin atalet ortamında, fedakarlıkla mücadele eden bağımsız sendikaların başarısı incelenmeyi ve dersler çıkarılmayı bekliyor. Sendikaların güçsüzlüğüne yol açan iç ve dış faktörleri bir arada ele alan bir arayışın, özgün sesini arayan sosyalist sol siyasete sunacağı katkı da büyük görünüyor.
Evrensel'i Takip Et