Bahar engellenemez
Bitmeyen karanlık
Sonu yok karanlığın, şiddetin de. Her gün bir yanımız kanıyor. Kimse görmesin, duymasın, acıyı dindirmesin diye taş duvarlar dikiliyor, demir parmaklıklar, tel örgüler çekiliyor sabahın önüne.
Yoksul
Sürekli tüketiyoruz, yerine koymadan yenisini. Savaşlarla, ölümlerle yok ediyoruz yaşam denen sevincimizi.
Betondan
İnişli yokuşlu bir kenttir onlarca tepesiyle İstanbul. Şimdi beton yapıları, gökdelenleri ile sokak sokak, cadde cadde iç içe, sıkış tıkış. Ne bir çeşme, ne bir han, ne bir hamam. Bahçesiz, parksız, ağaçsız, yeşilsiz düzayak betondan.
Bahar engellenemez
Erikler çiçek açtı mı ak pak, dönmez bahar geriye. Gelincikleri koparsalar, karanfilleri toplasalar bir bir, gül bahçelerini, papatyalarla bezeli çayırları ezip geçseler de engelleyemezler baharı.
Göz önünde
Görsek de görmez oluyoruz, duysak da duymaz. Kapattıkça gözlerimizi ölenle öldüreni. Göz göre göre işlenenleri. Göz önünde. Apaçık.
Yer altında
Bastırıldıkça bastırılıyoruz. Ne gökyüzü kalıyor, ne tavan. Yer altında kalıyoruz/kalacağız bir zaman.
Ey özgürlük
Işığısın kararan ufku aydınlatan. Siyahı beyaza döndüren. Beyazın yedi rengini çıkarıp bahara katan sensin ey özgürlük.
Yapı taşı
Çevren dört duvar. Ne pencere var, ne kapı. Kalıplaşmışsın betonla. Temele atılacak bir yapı taşı.
Evrensel'i Takip Et