2 Mayıs 2026 00:52

Sömürüde üçüncü bahar, çaresizlik endeksi

“Kariyerinin neresinde olursan ol, senin için bir yolumuz var.” Ekonomik krizin derinleştiği, enflasyonun dizginlenemediği, işsizlik oranlarının ülke tarihinin en yüksek seviyesine eriştiği dönemde bu, iç soğutan bir çağrı gibi geliyor kulağa. Durduğunuz yerde tek bakışa sığabilecek, abartısız hakikat şu çünkü: Her üç kişiden biri işsiz. Ortadaki ikinci kişi de zaten seçilmiş politikalar nedeniyle gittikçe yoksullaşarak, borçlanarak, dolayısıyla borçlarının ve işsiz kalma korkusunun esiri olarak devam ediyor. Hayatı o üç kişiden biri yaşıyor.

“Kariyerinin neresinde olursan ol” girizgâhı, “taze beyin”, “diri beden” istihdam etmek isteyip hem de tecrübe şartı arayanlardan, kendi içinde bu imkânsız talepten usanmış genç nüfusu ilgilendiriyor gibi görünüyor. Benzerlerinden farklı bir işe alım politikası tercih ettiğini ima ediyor şirket. Ancak fazlası da var. Kariyerinin başında olana, ama aynı zamanda “sonundakine” de bir davet bu.

*

“Tüm yaş gruplarına yönelik kariyer seçeneklerimizle 'ikinci bahar' yaşasın ömrün!”

Bunlar McDonald's Türkiye'nin kısa bir süre önce başlattığı kampanyanın sloganları. “İster öğrenci, ister emekli, ister ev hanımı, ister kariyerinize bir süre ara verip işe dönmeye karar vermiş olun” diye çağrıda bulunuyor şirket. Binlerce personeliyle McDonald's kendisini temsil etmenin yanında, her daim üretim, tüketim, istihdam, çalışma koşulları gibi başlıklarda bir model niteliği taşır; kızartmadır, sostur, odur budur ama asıl, çağın kokusudur içerideki. Dolayısıyla bu strateji değişikliğinin bir anlamı var.

Özellikle yeme içme sektöründe 60 yaş üzeri çalışanların istihdam edilmesi ABD'de ve kimi Avrupa ülkelerinde 2010 yılından sonra artıyor. Genç nüfusun küresel olarak azalma eğilimi, insan ömrünün Sanayi Devrimi'nin ilk yıllarına göre uzaması gibi hakikatler birleşince bu, işgücü piyasasını genişletmenin bir yolu olarak benimsendi. Pandemi sonrası tüm dünya bir ekonomik sıkışmadan geçiyor ama kriz manzarası kılığında yaşatılan servet transferi süreciyle Türkiye tüm berbat grafiklerin en uzun hanesi olarak yükseliyor da yükseliyor. Daha önce hiç çalışmamış olanlara, iş piyasasından uzaklaştırılmış -doğumdan sonra işe dönemeyen kadınlara, emekli maaşıyla barınamayan, geçinemeyen insanlara- aslında onların çaresizliğine ihtiyaç var. Bu görünmez çaresizlik endeksi kimlerin neye katlanabileceğini belirler çoğu kez.

*

Tüm bunlar yetmezmiş gibi ya da aslında tüm bunları tamamlayarak iki gün önce, cumhurbaşkanının kararıyla işsizlik fonuna devlet katkısı yüzde 1’den yüzde 0,5’e düşürüldü. Beni alâkadar etmez diyor devlet. Siyasi iktidar ve temsil ettiği zihniyet, işsize sanki bu kendi tercihiymiş gibi muamele ediyor. İşsiz yük, emekli yük, genel olarak yaşlılar, engelliler, hastalar, çalışmıyorlarsa gençler yük. Pinti, zorba, sevgisiz bir baba gibi, patronluktan başkasını bilmeyen patron gibi davranıyor. İkisi de değildir.

*

Sosyal medya mecralarında, McDonalds'ın bu yeni stratejisiyle ilgili haberin yer aldığı her mesaj bir mikrokozmos. Yorumların büyük kısmında “iş beğenmeyen” gençlere iğnelemeler, kestirme, kof Z kuşağı tespitleri var. Bütün bu manzarada öfkelenmek için gençleri seçmişler, kıymet bilmezlikleri yüzünden onların yerini “yaşlıların” alacak olmasından neredeyse memnun kimileri. Bunlar çoğunluğu teşkil etmez, sesi iktidarın bağırtısına yamanınca çıkabilenlerdir, tamam ama varlar.

Bir dikkat çekici tavır da McDonalds'ta 60 yaş üstü birine sipariş vermekten, böyle birinin masasını silmesinden rahatsız olacağını söyleyenlerden gelmiş. Bu hallere düştükleri için “yaşlılara” acıyanlar da ancak böyle itiraz edilebileceğini sanmış olmalılar.

*

FİSA Çocuk Hakları Merkezi'nin 2025 yılına ait Türkiye’de Çocuğun Yaşam Hakkı Raporu yayımlandı. Geçen yıl Türkiye’de en az 892 çocuk önlenebilir sebepler dolayısıyla hayatını kaybetti. Bu vakaların bir kısmında devlet doğrudan sorumlu; bir kısmında da ihmal nedeniyle, yani devlet olma görevini yerine getirmediği için yine sorumluluk altında. Rapora göre en az 95 çocuk iş yerinde çalışırken, 20 çocuk da muhtelif nedenden dolayı bulundukları iş yerinde gerçekleşen kazalarda yaşamını kaybetmiş. Aralarında MESEM kapsamında çalıştırılan öğrenci-işçiler de var. Kuryelik yaparken, tamir ederken, asansör boşluğuna düşerek, çatıdan kayarak, kuyularda boğularak, şantiyelerde, mutfaklarda, atölyelerde, fabrikalarda, tarlalarda, yanarak, çarpılarak, zehirlenerek, ezilerek, parçalanarak ya da tüm bunlara dayanamayıp yaşamlarına son vererek, bu dünyaya kısacık uğramış gibi, hiçbir şey anlamadan geçip gidivermişler.

*

Sermayenin devletinde işgücüne dahil olmayanın kıymeti yok. Kıymet de doğru kelime mi burada? Olana verilen kıymet de ülkenin yarısı için karın tokluğu çünkü. İşçileşmenin yaşı tek basamaklı yaşlara inmiş, düzmece öğrenci formasında çocuk çalıştırılıyor. Çoğu bunu istiyor da, mecburiyetin doğurduğu bir arzu bu. Diğer uçta da yoksullaşarak yaşlananlar var. Ömürlerinin ikinci, üçüncü baharlarında “kariyerlerinde” yeni yollar açmak zorunda bırakılanlar.

Pınar Öğünç

Sömürüde üçüncü bahar, çaresizlik endeksi
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et