Majestelerinin sendikaları
Emeğin mücadelesi bir güne, bir meydana, bir pankarta sığmaz. Her fabrika, her tezgahın önü, her tarla, her bilgisayar başı, her traktör, her mutfak emeğin, emekçinin hem en güçlü olduğu yer hem mücadele mevzisi. Emeğini satarak insanca yaşamaya çalışan, üreten, dünyayı, yaşamı inşa eden, şekillendiren, güzelleştiren ama yoksulluk ve yoksunluk içerisinde yaşam mücadelesi veren 8 milyar işçi hiçbir şey yapmadan sadece oldukları yerde zıplasa dünya değişir, sahtekarlar, hırsızlar, kendini üstün sanan faşistler, egoistler, şımarıklar, diktatörler, krallar, dolar milyarderi aç gözlüler kaçacak delik arar.
Zıplarlar mı?
Baskıların, saldırıların, tehdidin, meydanlarda biber gazlı işkencelerin direnen madenciyi yıldıramadığını bütün dünya gördü. Açlığa, yoksulluğa baretleriyle, bedenleriyle, ruhlarıyla direndiler. Dedelerinin kanlarıyla elde ettikleri bir toprak parçasına üç kuruş parayla sahip çıkan iktidar destekli, iktidarı destekleyen, arkasına iktidarın ortaklığını, devletin polisini almış bir azgın sermayeye diz çöktürdüler. Bütün dünya gördü ve görüyor, isçisiyle birlikte direnen sendikayı, emekçi sendikacıyı, arkadaşlarıyla aynı maaşı alıp, onlarla birlikte direnen, aç kalan, gözaltına alınan, tutuklanan, çıkıp bıraktığı yerden mücadelesinin başına dönen işçi temsilcisini, sendika başkanını.
Emekçiler, patron sofralarında, iktidar kokteyllerinde meze olan, temsil ettiği işçiye zerre kadar değer vermeyen, tek hayali ikbal, vekillik, mal, mülk olan zibidi başkanları da görüyor. Görüyor ama şimdilik algılayamıyor. Birçoğu, sanal dünyada, filmdeki kör kıza, kötürüm jöne ağlayan, durumu onlardan kötü seyirci ruh halinde kaybolup gitmişler.
Patronların himayesindeki, majestelerinin himayesindeki sendikalarını gerçek sendika sanıyorlar. Kötü(?) örnek olmasınlar, işçiyi uyandırmasınlar diye Bağımsız Maden-İş’e, BİRTEK-SEN’e yapılan saldırıları görmüyorlar, görseler de algılayamıyorlar.
Yarın 1 Mayıs. Emekçiler, aynı anda, aynı meydanda, aynı kalpte anlaşsalar, sadece kendi ruhlarıyla, kendi akıllarıyla kendi yoksullukları ile düşünseler, güçlerinin farkına varsalar yer yerinden oynar.
Emekçi aklını kullansa, sermaye ile iş birliği yapmamış, satılmamış, kiralanmamış emekçilere sendikasını emanet etse kendi kendini yönetse ne hırsız ne katil ne savaş ne sömürü ne dolar milyarderi şımarık, ne 80’ini geçmiş, gelecek ile ilgili düşünmesini gerektirecek sebebi kalmamış muhteris siyasetçi, ne o siyasetçiye yamalanmış pislik kalır.
Yarın 1 Mayıs. Majestelerinin sendikaları kuytu köşelerde bayram kutluyorMUŞ gibi yapacak. Kalabalık önemli değil. Milyonlarca işçinin beceremediğini 130 Doruk Madencisi başardı. Gücün, bilinç ve cesaretten geldiğini gösterdi.
Yarın 1 Mayıs. Bayram değil, işçinin, emekçinin mücadelesini yükselteceği gün.
Bayrama az kaldı.
Evrensel'i Takip Et