Okul bir kale veya elek değildir
Maraş ve öncesinde Siverek’te okullara yapılan saldırılar ardından dile getirilen üç ezberi son yazımda ele almıştım. İlki, İslamcı siyasetin ve medya organlarının değişmez söylemi olan manevi değerler ezberi. “Çocuklarımıza merhamet, şefkat, vefa, vicdan, sorumluluk ve aidiyet gibi manevi değerlerin de kazandırılması gerekiyor!” İkincisi, kimi yayınlar özellikle de “sosyal medya” ve “şiddet içerikli televizyon dizileri” çocukları bozuyor ezberi. İslamcı siyasette bu iki ezber hep birlikte kullanılıyor. Her okul saldırısının arkasında aslında ahlaki çöküş var. Bu çöküşün kaynağı medya içerisinde. Bu nedenle çocukları daha fazla denetlemek, daha fazla sınırlamak ve mutlaka yobaz din öğretisiyle kuşatmak gerekir. Her sorunun çözümü daha fazla dindir.
Bu kuşatmacı anlayışı, üçüncü ezber, okullara daha fazla “güvenlik önlemleri” ezberi tamamlar. Bu “güvenlik” saplantısı artık kendilerini sosyal demokrat olarak niteleyen siyasetçiler arasında da çok yaygın. Sığ sağ siyasetin yayılarak “merkez siyaset” konumuna gelmesiyle okulların çocukları özgürleştirmek gibi bir işlevi olduğu giderek duyulmaz oldu. Okulların çocukların ufuklarını açması değil; onları kuşatan, bir yere veya statükoya kapatan kurumlara dönüştürülmesi isteniyor. Okullar, çocukları din ve güvenlik ile kuşatan kalelere dönüştürülüyor.
Okullara yönelik saldırılar ve “daha fazla güvenlik” söylemi bir araya gelince, kimi anne babalar çocuklarının başka çocuklardan korunması gerektiğini düşünmeye yöneliyorlar. Son günlerde medyaya yansıyan kimi örneklerde olduğu gibi. Psikologlar, psikolojik danışmanlar ve eğitimciler velilerin çok endişeli olduklarını ve bu nedenle aşırı, hatta çok aşırı isteklerde bulunduklarını söylüyorlar.
Bu isteklerin çoğunda sınıftaki bir öğrencinin sınıftan çıkarılması var. Daha aşırı olanlarda, bir öğrencinin okuldan bir süre uzak tutulması veya uzaklaştırılması, hatta tümüyle dışlanması isteniyor. Medyaya yansıyan örneklerin büyük çoğunluğunda özel okullar var. Kimi veliler okul yönetimine baskı yapıyorlar; okul yönetimi baskıya direnmek yerine bir veya birkaç öğrencinin okuldan uzak tutulmasına karar veriyor. Yönetim, velilere telefon ediyor ve isteklerini sözlü olarak iletiyor: “Son olaylar nedeniyle veliler çok rahatsız, çok endişeli, çok hassas. Çocuğunuzun bir süre okula gelmemesini istiyorlar. Bu nedenle, çocuğunuzu bu hafta okula göndermemenizi rica ediyoruz.”
Bu istekler okulların sanki bir elek gibi işlemesi gerektiğini söylüyor. Elek modeline inananların sayısı kabarık olduğu için üzerinde durmakta yarar var. Okul, içerisine birçok öğrenci konulan büyük bir elek. Bu elek sık sık sallanmalı ki, başarılı olmayanlar elensinler. Sallanmalı ki, uyumlu olmayanlar elensinler. Uyumlu olmayanlar kimler? Yaramazlar, sorun çıkaranlar, haylazlar vb. Geride kalanlar, geriden gelenler, hızlı öğrenemeyenler... Başka? Farklı yollardan öğrenenler, farklı çocuklar, sosyal becerileri eksik öğrenciler... Başka? Okula yakışmayanlar, sümüklüler, yoksulluk içine doğmuş çocuklar. Başka? Boşanmış çiftlerin çocukları, anne babası ayrı yaşanlar, anne babası olmayanlar, koruyucu ailelerdeki çocuklar... Başka? Göçmenlerin sığınmacıların çocukları, ana dili farklı çocuklar, ten rengi farklı çocuklar.
Daha uzatmayalım. Okulun bir elek gibi işlemesi gerektiğini düşünenler için eleme listesi hiç bitmez. Okulun bir eleme aracı olduğu ve her zaman bazı çocukları elemesi gerektiği inancı, kapsayıcı eğitim anlayışının tam tersidir. Kapsayıcı eğitim, öğrencileri seçmek veya dışlamak değil, kucaklamak üzerine kuruludur. Tüm öğrencilerin aynı öğrenme ortamında eşit biçimde yer almasını hedefler; açık veya örtük ayrımcılığı reddeder. Öğrencilerin farklılıklarını bir sorun veya engel değil, çeşitliliği ve okulu güçlendiren doğal ve olağan bir gerçeklik olarak alır. Okul bir demokratik toplum gibi işlemelidir.
Okullara yönelik saldırılar bir güvenlik veya ahlaki çöküş meselesi değildir. Okulların kalelere benzetilmesi veya birer elek gibi işlemesi okulların yararına değil, zararınadır. Bugün yapılması gereken, yanlışlara yeni yanlışların eklenmesine karşı çıkmaktır. Okullar, öğrencilerin kapatıldığı mekânlar olamaz. Okullar, çocuk ve gençlerin özgürleştikleri ve ufuklarının açıldığı demokratik kurumlar olmalıdır.
Evrensel'i Takip Et