İran ve Batı solu
İşgallerin ve savaşların şiddetlenmesiyle birlikte, emperyalizm karşıtlığı dünya solunun baş gündemlerinden biri haline geldi. Ancak bu, antiemperyalizmin nasıl kurulacağı ve kitleselleşeceği sorularını da beraberinde getiriyor.
Başta Amerika olmak üzere Batı solunda, ilk başta mantıklı görünen ancak eninde sonunda solun zeminini aşındıracak bir hat özellikle de sosyalist çevrelerde giderek ağırlık kazanıyor. Bu hat, emperyalizmin hedef tahtasında olan rejimlere ve hareketlere koşulsuz destek vermemizi talep edip, bunlara yöneltilen her eleştiriyi ihanet kabul ediyor.
Bunun en son örneği, yıllar içinde sayısız solcuyu, azınlığı, kadını öldürmüş İran rejimine verilen destek.
Konuyu derinleştirmeden bir noktayı netleştirelim. Küresel Güney söz konusu olduğunda, emperyalist saldırganlıkla muhatap olan her ülke savunulmalı. Üstelik savaş veya işgal durumunda, daha önce de belirttiğim gibi, bu savunma hiçbir şekilde sulandırılmamalı. Fakat bundan kasıt, tehdit edilen rejimlerin niteliğini görmezden gelmek olmamalı.
Yukarıda bahsettiğim, antiemperyalizmi İran rejimine desteğe vardıran hat, şu anda rejime yöneltilecek her eleştirinin emperyalizme destek anlamına geleceğini söylüyor. Bu duruşu desteklerken gayet isabetli olan argümanlar da kullanıyor.
Bunlardan en ikna edici olan, Batı solunun ilk sorumluluğunun kendi devletlerinin savaşkanlığına set çekmek olduğu ve zaten İran rejimini etkileyecek bir güce de sahip olmadığı. Emperyalist saldırganlığın rejimi iyice sertlik yanlısı bir noktaya iteceği, dolayısıyla emperyalizmin mağlubiyete uğratılmasının İran halkına da en büyük hizmet olacağı.
Bu argüman, muarızları tarafından “kampçı” olarak etiketlenen, dünyadaki her meselede konumunu Batı emperyalizmine karşıtlık üzerinden belirleyen grupların dışında da destek buluyor.
Argüman özünde doğru olsa da bir hususu gözden kaçırıyor. Batı solunun İran rejimini demokratikleştirecek gücü olmadığı doğru. Ama solun meseleyi nasıl tanımladığı, antiemperyalist örgütlenme ve eylemlere çekilecek insan sayısını ve niteliğini doğrudan belirliyor.
Solun her köşesinde bir yakınma almış başını gitmekte. “Irak savaşında eylemler ne kadar kalabalıktı, bir de şimdiki savaş karşıtı eylemlerin cılızlığına bakın.” Trump’ın soykırım tehdidi yapacak noktaya gelmiş olmasına rağmen eylemlerin Amerika’yı sarmaması moral bozucu gerçekten. Ancak… öncülük iddiası olanların bu konuda halkı suçlamak yerine, “Acaba biz nerede yanlış yapıyoruz” diye sorması gerekmez mi?
Şu andaki durumun Irak işgalinden farklarına dair uzun bir liste çıkarılabilir, bu farkların antiemperyalist hisleri körelttiği söylenebilir. Yine de bu savaş, Irak dahil bir dizi savaşın devamı niteliğinde. Solun ilk başta bunu anlatması gerekiyor. Fakat genel tabloyu, yani baş emperyalistin gerileyişini ve bunun tüm dünyada kaçınılmaz olarak yaratacağı şiddeti anlatmak, kamudaki tartışmaları bu çerçeve etrafında yeniden kurmak, uzun ve meşakkatli bir yol.
Bu yol, kamuoyunun azami dikkatini gerektiriyor. İran rejiminin ocak ayında yaydığı şiddet dalgası sırasında sessiz kalmak, tepkinin siyasi tekelini diasporadaki monarşistlere bırakmak, Batı solunun büyük hatalarından biriydi. Yaşanan korkunç kıyımlara İran’ın yoksulları, işçileri, kadınları, azınlıkları ve solcularının penceresinden bakmak yerine, sadece ve sadece, “Tepkiler Amerika’nın işine yarayacak mı” sorusuyla yaklaşmak, Batı solunu atalete itti. Bundan faydalanan liberaller ve muhafazakarlar, “Bakın gördünüz mü, insanların katledilmesi solcuların umurunda değil” gibi boş laflara rahatça saygınlık kazandırdılar.
Anaakımın bu oyununu bozmak kolay değil. Zira ellerindeki kaynaklardan dolayı, sol doğru mesajları verse bile olan biteni çarpıtmaya her zaman devam edecekler. Buna rağmen, özellikle de devrimcilerin ve sosyalistlerin her türlü zulme ve haksızlığa karşı net bir duruş sergilemeleri, kendi ilkeleriyle sürekli çelişmemeleri, sol ve ilerici güçleri toparlamanın ve bunları içine alan geniş bir halk cephesi kurabilmenin olmazsa olmazı.
Şunu tekrar ederek bitirelim: Bugünkü önceliğimiz kesinlikle emperyalizmin mağlubiyete uğratılması. Tüm solun ve ilericilerin bu noktadaki birlikteliği. Farklılıklarımızı abartıp, emperyalizme ve savaşa karşı ördüğümüz cepheyi yıpratmanın, zayıflatmanın hiçbir anlamı yok. Fakat bu birlikteliği kemikleşmiş aktivist çevrelerin ötesine yayabilmek için, şimdiye kadar yapılanların çok işe yaramadığı da açık.
Evrensel'i Takip Et