18 Nisan 2026 00:13

Dört duvar

Bahar ağacı

Baharla donanmış koskoca bir ağaç, kaldırım kenarındaki taşların arasından fışkıran yemyeşil otlarla kucak kucağa. Kapkara bir asfaltın yanı başında. Meyveye durduğunda, asfaltın kapkara yüzünü pul pul örtecek döktüğü çiçeklerin aklığıyla.

Karşılıksız

Biz sustukça/susturuldukça onlar konuştu. Ezip geçtiler hepimizi. Biz konuştukça onlar susacak. Sorduklarımıza karşılık verememekten.

Renksiz

Hava karanlık, sular bulanık. Renksizleşti yaşam. Mavileşir mi gök, deniz, allanır mı gelinciklerle güller bir daha? Atılmadıkça füzeler.

Gözlerim kapalı

Bakmıyorum aynalara, Gözlerim kapalı karanlıklara. Gözlerimi açtığımda güneş, ay, yıldızlar yerli yerinde olsun, yüreğim soğusun.

Bahar geldi mi

Ekmeğim, suyum sensin sardım mı seni. Baharın göğü çiçekleri sarınca beni.

Ölüm her yerde

“Ölüm nerede, ne zaman?” derlerdi eskiler. Anlamını yitirdi bu söylem... Ölüm, art arda patlayan/patlatılan füzelerden her yerde, her zaman.

Üst üste

Gökyüzü patlıyor, yeryüzü sarsılıyor. İki arada kaldık. Kucak kucağa. Ölülerle diriler üst üste.

Kurbanlık

Ne sen sensin, ne de ben ben. Ölümler, cinayetler, kırımlar sürüyorsa karada, denizde, havada. Kol geziyorsa açlık, yokluk savaşlarla kurbanlıklarız hepimiz. Bugün de, yarın da.

Dört duvar

Duvarlar arasına sıkıştık. Kapını açtığında karşın duvar. Sokakta birinden ötekine tosluyorsun. Hapishane duvarlarıdır onlar, dört bir yanımızı saran

Adnan Özyalçıner

Dört duvar
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et