17 Nisan 2026 00:14

Şiddet praksiyolojinin konusu: Eylem bilimleri, bilim, felsefe, istatistik, siyaset teleoloji ne söylüyor?

Ankara Gölbaşı veya başka bir yer. Bazı çok yetkili, çok etkili, milletvekili kişilerin bazı bölgelerde hareketliliği var mı, bilemiyorum. Tüm dünyada ve ülkemizde hiyerarşik üstlerin hiyerarşik altları ile ilişkileri ne durumda? Ankara’nın orta yerinde öldürülen Türki kökenli bakıcıya dair soruşturma nereye vardı?

Gülistan Doku soruşturması 6 yıl sonra devam ediyor. İçinde eski valinin çocuğu, emniyet mensupları var.

TBMM’nin lokantasında öğrencilere taciz, mesleki eğitim merkezlerinde (MESEM) yağma, taciz, tecavüz, ölüm/iş cinayetleri.

Daha birkaç ay önce büyük gruplaşmalar halinde İstanbul’un tarihi ve akademik başarısı yüksek liselerinden İstanbul Lisesinde yaşanan şiddet vakaları.

Okulların devamsızlık oranları, her okul, her sokak, her iş yeri…

Her gün yüzlerce şiddet vakasına rağmen hemen her töre, okul, kadın, taciz, şiddet durumunda resmi yetkililerin ilk açıklama ve savunuları: Bunlar münferit, bunlar istesek de pek öngörülemiyor.

Öyle mi gerçekten?

Münferitlik meselesi: Urfa, Maraş, okulda şiddet göstereni neyi gösteriyor?

Yaşananlar, yapılanlar, söylenenler her biri birer gösterendir.

Şanlıurfa, Siverek, MTAL; yoksul bir aile çocuğu. 2007 doğumlu, 19 yaşında, Okulun eski öğrencisi, okuldan açık liseye yönlendirilmiş, av tüfeğiyle, 16 yaralı, 9 yaralının tedavisi sürüyor.

Maraş, 12 Şubat, Ortaokul, orta sınıf, mülkiyeli bir aile çocuğu, anne öğretmen, babası 1. Sınıf Emniyet Amiri ve Polis Başmüfettişi, babasına ait 5 silah ve 7 şarjörle iki sınıfa yaptığı baskında 1'i öğretmen, 8'i öğrenci, 1’i de kendisi olmak üzere 10 kişi hayatını kaybediyor, 20 kişi de yaralı.

Yer Türkiye, Tarih Nisan 14-15 Nisan 2026, bu iki saldırı, bu iki olay münferit mi, bireysel mi, bu gördüklerimiz, bu gösterenler neyi gösteriyor?

Tarihilik, eğilim, genellik meselesi: Şiddetin davalara yansımış hali 45 milyon dava

En temel soru ve ayrım, bu olaylar münferit mi ortak genel bir durum mu olgu mu sorusu.

Münferit ise psişik bireysel bir münferit mi sosyal bir münferit mi?

Adalet istatistikleri durumun hem münferit olmadığını hem de birey ile sınırlı olmadığını gösteriyor.

Adalaet Bakanlığı istatiskleri

Adalaet Bakanlığı istatiskleri

“Ceza mahkemelerinde seçilen on suç türüne göre yıl içinde açılan dosya sayısı artış oranları incelendiğinde; 2025 yılında bir önceki yıla göre en fazla artışın sırasıyla dolandırıcılık (TCK 157-159) ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (TCK 188) suç türlerinde olduğu görülmektedir.” (Adalet istatistikleri, 2025)

Neredeyse uyuşturucunun girmediği sokak kalmamış.

Sadece savcılıklarda 1 yılda yüzde 4.5 şikayetçi, yüzde 7.1 şüpheli

 

Bir yıl içinde savcılıklara yansıyan şikayet durumları üzerinden toplumun bir yılda yüzde 4.5’i şikayetçi, yüzde 7.1’i şüpheli olmuş, toplamda yüzde 11’e yakın. Bunlara diğer hukuk, idari, vergi davaları dahil değil.

Adalet İstatistikleri 2025

Adalet İstatistikleri 2025

Şiddetin resmi kurumsal boyutu: Yurttaş devletten 491 bin kez davacı

 

Yurttaş devletten davacı. “İdare mahkemelerinin son on yıllık çalışma trendi incelendiğinde; 2016 yılında idare mahkemelerine gelen dosya sayısı (geçen yıldan devir, yıl içinde açılan ve bozularak gelen toplam dosya sayısı) 385 bin 395 iken, yüzde 27.5’lik artış oranı ile 2025 yılında 491bin 219 olmuştur.” (Adalet istatistikleri, 2025)

Bu kadar açık görülen vakalar görülemez özellikte mi?

Olaylar öngörülemez mi: Müdür ilgili kurumlara yazı yazmış

Bu yaşanan olaylarda, biri 16 yaşında, ortaokul öğrencisi, yani çağ yaşını geçmiş. Zaten zorlanan bir örnek.  İkincisi de 19 yaşında, okul normal çağ yaşını geçmiş, yine zorlanan bir örnek.

Dahası, resmi kurumlar diğer resmi kurumlardan da destek talebinde bulunmuş, okul müdürünün hem savcılığa hem milli eğitime, eski öğrenci tarafından saldırı olabileceğine ilişkin bildirimde bulunduğu basına yansıyor. Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak ise; “Okulun riskli kapsamda olmadığı”, bu nedenle sabit polis görevlendirilmediğini söylüyor.

Şu anda müdürlerin başvurusu olup olmadığı, neden önlem alınıp alınmadığı araştırılıyor.

Münferit değil bilimsel nedensellik, istatistiksel eğilimsellik ve ereksellik

Yaşananlar öngörülemez miydi? Mikrosu ne, makrosu ne, bu konular hangi bilgi disiplinlerinin işi, nasıl öngörülebilir?

Doğa yasaları ile irade ve tercihlerin girdiği sosyal eylemler birebir aynı değil. Tarih ve sosyal bilimler daha çok istatiksel olarak yaşananları ortaya koyar, yaşananların ve yaşanacakların çözümünü daha bilimsel nitelikli içerikli araştırır, eylem bilimleri bunları araştırır.

Bu iki olayın ikisinde de bariz gösterenler var. Hemen tüm okulların durumu birer gösteren, sokaklar birer gösteren, adalet istatistikleri tek başına birer gösteren.

Yani bu yaşadıklarımız neredeyse hangi öğrenciye, hangi veliye, hangi öğretmene sorulsa öngörülemez değil öngörülebilir durumlar.

Öngörülemez kısmı da var ama bu sadece hangi okula nasıl yansıyacağı. Yani bu şiddetin olduğu ve olacağı açık. Yani ortada bilkuvve bir şiddet var, bir yerde bilfiil/realize olacağı açık.

O halde gösterge ne, aktörler kimler, bunlardan kim ve kimler sorumlu, hangi şartlar faktör veya vektörel durumda? Bu bilkuvve ve bilfiil şiddet nedir, nasıl çözülebilir?

Modellik sorunu: Cumhurbaşkanı, AKP, MHP, MEB, Erdoğan, Bahçeli, bakan, vali müdür model mi?

Modellikten başlarsak; Cumhurbaşkanı, AKP, MHP, MEB, Erdoğan, Bahçeli, milli eğitim bakanı, içişleri bakanı, adalet bakanı, savunma bakanı…, valiler, müdürler, başkanlar, reisler… tüm bunlar bulundukları topluluklara ne kadar uygun modellik oluşturuyor? Hak ve özgürlükleri, çocukların ve toplumun kendini ifade etmesini ve gerçekleştirmesini mi kolaylaştırıyor yoksa farklı tarzlar içindeler mi? Sıkışan ve ezilen gruplar veya sıkıştırma ezme üzerine kurulu olanlar, korkutma ve baskılama veya kokma ve ezilme eninde sonunda şiddete başvurur mu başvurmaz mı? Bizzat bu haller birer şiddet mi değil mi? Eylem bilimleri ve istatistik ne söyler?

İçerik bakımından: Maarif, fütüvvet, ahilik, Sami dinleri, din, değer, gelenekler uygun mu?

Milli Eğitim bilimsel, eleştirel, doğa, kişi ve toplum odağı yerine milli değerleri öne çıkarıyor, ahlak dine zaten bağlanmış durumda, beraberinde maarif, fütüvvet, ahilik vb. model sayılıyor, din ve değerler eğitimi en başa, köke alınmış bulunuyor? Peki, bu modeller kadın erkek ayrımı, yetişkin ayrımı, insanın doğaya üstünlüğü, farklı olanı kafir vb. niteleme, ön yargı ve ayrımcılıklar içeriyor mu içermiyor mu? Kulluk, sadakat aynı zamanda fedailik içeriyor mu içermiyor mu? Kariyer girişim rekabet ne tür kişilik getiriyor? MESEM’de çıraklık hangi şartlarda sürüyor? Okul yönetimleri ne durumda, etkinlikler ne durumda?

Tarih derslerinde, edebiyat derslerinde ön yargılar, ayrımcılıklar, düşmanlıklar var mı yok mu?

Praksiyoloji/ eylem bilimleri ve dersleri: Hayat, fen, sosyal, psikoloji, sosyoloji, mantık, tarih, siyaset, edebiyat, etik… 

İnsanın akıl bulaşmış her durumu “eylem/aktion” sayılır. Biyofizyolojik fonksiyonlar dışında hemen tüm yapıp etmeleri eylemdir. Suç, işgal, şiddet birer insan eylemidir. Urfa’da, Maraş’ta yaşanan birer insan toplum eylemidir.

Valilikte, bakanlıkta, Cumhurbaşkanlığında yaşanan birer eylemdir.

Eylemler eylem bilimlerinin, eylem bilgi dallarının ana konusudur.

Platon’dan, Aristoteles’ten, Kindi’den, Farabi’den günümüze bilimler en başta saf bilgi ve pratik bilimler diye ayrılır. Pratik/amel bilimleri toplumların, insani sosyal konuların bilimleridir.

Psikoloji, sosyoloji, tarih, edebiyat, siyaset, ekonomi (hane, ülke, dünya), organizasyon/ strateji/ planlama, kişi ilişkileri/bireysel etik, mantık, matematik, felsefe, sanatlar, estetik, teleoloji… hepsi ya doğrudan ya bazı konu başlıkları ile eylem bilimleridir. Fen, biyoloji, kimya, fizik bile bir depremde, bir baraj inşasında, bir kap kaçak yaparken insana toplumlara etkileri bakımından eylem bilimleridir.

Eylem bilimleri, bilim, felsefe, istatistik, ekonomi, siyaset, psikoloji, sosyoloji, hak, hukuk, teleoloji, etik estetik… ne söylüyor, buradan başlamak gerekiyor.

Psikoloji dersleri ne alemde sahi, sosyoloji, mantık dersleri, her bir dersin içeriği ne durumda?

Konunun boyutu çok: Birkaçının altı çizilirse

İktisadi boyut: Emperyalizm, kapitalizm, hiyerarşi, işgal, çatışma, savaş, gelir dağılımı, refah, istikrarsızlık…

İdari boyutu: Totaliter, otoriter, teokratik eğilimler, milliyetçilik, iktidar ilişkileri, hiyerarşi, hegemonya…

Hukuksal boyut: İltimas, rüşvet, eşitsizlik, adaletsizlik…

İdeolojik boyut 1 formel: Ön yargı, düşmanlık, ayrımcılık, dışlama, baskılama, telkin…

İdeolojik boyut 2 içerikli din gelenek: Patriarşi, Sami dinleri, mezhepçilik, tarikatçılık, etnosantrizm…

Eğitsel boyut: Doğayı, kişiyi, toplumu odak alan değil de her tür süreci araçsallaştırıcı, metalaştırıcı, rekabetçi, kariyerist, etnosantrik, dinci..., kısaca bilim-hümanizm-doğa-toplum dışı, yabancılaşmış eğitim…

Dahası da var. Gelecek haftalarda ele almaya çalışırız.

Peki, nereden başlamalı?

Hayatın öznesi olmak, eleştirel demokratik okul yönetimi

Okullarda şiddet önlenmek isteniyorsa merkezi/hiyerarşik yapının aşılması öncelikli görevi oluşturuyor. Halkın/okul bileşenlerinin okulun öznesi olması gerekiyor. Her okul öğretmeni, öğrencisi, velisi ile birlikte karar süreçlerinden uygulamalarına birlikte diyalog dayanışma içinde yürütülmesi gerekiyor.

Şuralar, kurullar, okul bileşenleri, bizzat öğrenciler, veliler, halk süreçlerin ana parçası olmalı.

Özel güvenlikçi değil bilgi, hak, özgürlük, eleştirel duyarlılık: Gerçeği, doğruyu, hakkı, varlığı, iyiliği, güzelliği üleşme

Öğretim sistemlerine dair en temel soru, “nasıl bir dünya, doğa, kişi ve toplum” tasavvur edildiği; bu tasavvurun öğretim etkinliklerine, bu etkinliklerin etki ve sonuçlarına nasıl yansıdığı ve toplamda sürecin “olumlu” (yani “eğitim”) olup olmadığıdır.

H. Marcuse; doğal, insani ve toplumsal potansiyelleri kara/artı-değer sömürüsüne, tüketime, kariyere bağlayan bir siyasetin, böyle bir eğitimin insanı tek boyutlaştırdığını, yabancılaştırıldığını söylüyordu.

Askeri militarist gözetimci iktidar ilişkileri ile, tüketim veya kariyer toplumları ile, bu yollarla şiddet aşılamaz, şiddet hak ve özgürlüklerle aşılır. İyi nitelikli bir eğitimin temel amacı doğa, kişi ve toplum odaklı olmaktan, ilkeleri hak ve özgürlüklerden geçmektedir - bilimsel, felsefi, estetik, insani, toplumsal, ekolojik önceliklerden geçmektedir. İyi güzel duyarlı sorumlu insan yetiştirme; eleştirel düşünceden, buna uygun tarih, edebiyat, bilim, felsefe derslerinden geçmektedir. Kişi olmak, toplum olmak; tüm toplumca gerçeği, doğruyu, hakkı, varlığı, iyiliği, güzelliği üleşmekten geçmektedir.

Öncelikle de irade, erek, siyaset, böyle bir yönelim işin başlangıcını oluşturmaktadır. Eylem bilimleri ana kılavuzu oluşturmak durumundadır.

Adnan Gümüş

Şiddet praksiyolojinin konusu: Eylem bilimleri, bilim, felsefe, istatistik, siyaset teleoloji ne söylüyor?
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et