Ormanı yok ediyor, haftasını da kutluyor
Her yıl 21-26 Mart arasında Orman Haftası kutlanıyor. Bir Orman Haftası’nı daha bitirirken Saray’dan Tarım bakanlığına, Ulaştırma bakanlığından Çevre Ve Şehircilik Bakanlığına, illerdeki tarım, orman müdürlüklerine kadar tüm sıralı bürokratlar Orman Haftası ve yükselen orman varlığı üzerine konuşuyorlar ve konuşacaklar.
Tarım Bakanlığına bağlı Orman Genel Müdürlüğü (OGM) 2025 yılı faaliyet raporuna göre, ormanlık alanımız artıyor. OGM 1973’te 20.2 milyon hektar orman varlığının 2025 yılında 23.3 milyon hektara çıktığını istatistik olarak veriyor. Yine Tarım Bakanlığına bağlı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü de 2022’de ülke orman varlığının 23.5 milyon hektar olduğunu belirtiyor. Böylece orman varlığının 3 yılda, resmi olarak bile 200 bin hektar azaldığını anlıyoruz.
Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla gece yarısı Resmi Gazete’de yayımlanan bir kararla yüzlerce hatta binlerce hektar orman alanını orman dışına çıkarılıyor. Geçtiğimiz yıl mayıs ayında 14 ilde (1267 futbol sahası büyüklüğünde) yaklaşık 900 hektar, ağustos ayında yaklaşık 100 hektar, aralıkta ise 173 hektar alan orman dışına çıkarıldı. Geçen ay, yine bir imza ile 21 ilde 478 hektar alan orman sınırı dışına çıkarıldı.
Madencilikten enerjiye, yoldan imara kadar sermayenin kâr ve rant hırsı için ilk gözden çıkarılan orman alanları oluyor. 2024 yılında Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) yaptığı bir açıklamada “2023 yılına kadar 811 bin hektar orman alanının maden, enerji, İnşaat şirketlerine tahsis edilirken, fiilen orman olmayan bu alanların orman varlığı envanterinde halen orman olarak görünmeye devam ettiğini açıkladı. 2008 ile 2023 yılları arasında Maden şirketlerine 386 bin ruhsat verildi. AKP iktidarlarında verilen 400 bine yakın ruhsat, Maden şirketlerinin gözünü doyurmadı ve torba yasa ile madenlere ilişkin yeni bir düzenleme yaptılar. 2025 yılında, başta zeytinlik ve orman alanlarını talana açan süper izin yasasının çıkarılması sonucu maden şirketlerinin önündeki engeller ortadan kaldırıldı. Ormanlar, maden şirketlerinin talanına açılırken “madenciliğe kamu yararı statüsü” verildi. Böylece biz ormanları oksijen deposu olarak görürken, Saray rejimi ormanları ağaç, odun ve altındaki toprağı da kömürden altına maden deposu olarak gördüğünü bir kez daha ortaya koydu.
Yetmedi, Milli Parklar Kanunu ve bazı hanunlarda değişiklik yaparak milli parkları talana ve tahribata açtılar. Milli parklar üzerindeki yetki Tarım ve Orman Bakanlığından alınıp, Milli Parklar genel Müdürlüğüne verildi. Milli Parklar Genel Müdürlüğüne de döner sermayeli kurum statüsü verilerek şirkete dönüştürüldü. Böylece “Doğa turizminin artırılması, kara av kaynakları adı altında av turizmi, döner sermaye gelirleri” gibi görevlerle kurumun “koruma” amacı ortadan kaldırılırken “gelir getirici şirkete” dönüştürüldü. Ziyaretçilerin temel ihtiyaçlarını karşılamaya dönük altyapı, üstyapı tesisleri, farklı alternatifler sunulması gibi amaçlar kanuna eklenerek milli parklar içine yeni tesis ve yolların açılmasına da kapı aralandı. Bir kanunla ormanı turizm merkezi ve odun deposuna, dağ keçileri başta olmak üzere orman içi hayvanları da av hayvanına çevirdiler.
11 Kasım’da Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı iş birliği ile hayata geçirilen “Her bilet bir fidan sevdamız yeşil vatan ağaçlandırma iş birliği protokolü” Ankara Yüksek Hızlı Tren (YHT) Garı’nda imzalandı. Kampanya kapsamında 11 Kasım 2026’ya kadar 1 yıl boyunca, yüksek hızlı trenlerle seyahat eden her yolcu adına bir fidan dikileceği ilan edildi. Dikim yeri olarak ta orman yangınlarından zarar gören alanlar ve ülke geneli ağaçlandırma sahalarında hatıra ormanları olarak belirlendi. Yüksek hızlı trenle yolculuk yapan herkese, “Her bilet bir fidan, sevdamız yeşil vatan projesi kapsamında sizin adına bir fidan dikilecektir” mesajı gönderiliyor. Fakat fidan nereye, kim ya da kimler tarafından dikildi ya da dikilecek belirtilmiyor.
YHT hatlarında yılda ortalama 13 milyon yolcu taşındığı dikkate alındığında bu fidanların dikim alanlarının açık ve net bir şekilde görülebilir olması gerekir ama sadece “dikilecektir” mesajı ile yetiniyoruz. 2025 yılında ormanlara 442 kilometre yangın emniyet yolu yapılmasını planlayan Tarım Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğünün ancak 168 km yangın emniyet yolu yapılabilmiş. Plan ve hedef var ama sonuç yok ya da göstermelik. Gösterişli kampanyaların sonuçlarının açık, şeffaf bir şekilde görülebilir olması daha da önem kazanıyor.
Yanan, kesilen, imara açılan, madene tahsis edilen, yerine otel yapılan ormanları gördükçe Orman Haftası söylemleri hoş bir seda oluyor. Yine bir Ormancılık Haftası gelip geçerken, orman varlığımızın artmak bir yana azaldığını görerek dertleniyoruz. Ne Kaz Dağlarında altın ve bakır madeni için kesilen yüz binlerce ağaç ne Akbelen’de termik santrale kömür çıkaracak maden için kesilen on binlerce ağaç ne de Dersim Ovacık’ta kesilip tırlara yüklenen ağaçlar orman haftasında yerindeler. Sahillerinde turizm, dağlarında maden, şehirlere yakın yerlerde inşaat şirketleri akbaba gibi geziyor. O da yetmiyor 2024 yılında 8 milyar dolarlık ihracat yapan orman ürünleri şirketleri fırsat kolluyor. Ülke anonim şirket gibi yönetilince orman ekolojisinin yerini orman ekonomisi alıyor. Kâr ve rant uğruna kirletilen dünyada biz nefes alamaz hale gelirken, kestikleri ormanların ürünlerini de yine bize “çevreci yaklaşımlar” diyerek pazarlıyorlar.
Evrensel'i Takip Et