İçeriden… Dışarıdan…
Olaylar hızlı gelişiyor. Birine değinip diğerini görmesen olmuyor.
İran.
Ukrayna’da Putin’in başına gelenler şimdi İran’da Trump’ın başına geliyor. Genelde etmez, ama, tarih bu yönüyle tekerrür ediyor.
Rusya, cüssesine güvenip Ukrayna’da birkaç gün, bilemedin birkaç hafta içinde galibiyet temennasını çakacağını düşündü. Yılları devirdi çatışma. Çoğunluk Rusya’nın güçsüzlüğüne/hantallığına hükmetti.
İran’a yönelik emperyalist-siyonist saldırı henüz 20 gününü doldurmadı, ancak perşembenin gelişi çarşambadan belli.
Rusya güçsüz değildi. ABD de değil. Putin’in hesapsızlığı yalnızca Ukrayna ile savaşacağını sanmasıydı, oysa karşısına bütün emperyalist (hatta Polonya gibi diğerleri de) dikildi. Savaş, iki yönüyle de emperyalist bir savaş olarak gelişti.
Trump’ın ya da onun gibi birine ihtiyaç duyup başkan yapan, rakipleri karşısında atağa kalkma yanlısı olan mali sermaye gruplarıyla “derin” ABD’nin aşırı öz güveni tökezletici başlıca neden oldu. Son bir yıl içinde Amerikan emperyalizminin silahın ucunu göstermediği ya da çekmediği neredeyse hiçbir ülke kalmamıştı. Avrupalı “eski” müttefiklerini bile kaç kez tehdit etti. Hem de Grönland’da silah kullanmayla… Ve Venezuela’ya benzeterek İran’ı küçümsediği gibi, tehdit ettiklerinin kendisine dirsek göstereceğini hesaplamadı. Asıl önemlisi, rakipleri Çin ve Rusya’nın Venezuela haydutluğunda olduğu gibi saldırganlığını sineye çekip ses çıkarmayacaklarını sandı. Kurtlar sofrasında kendisinden başkası yok diye hayal kurmakta ve ne yapsa karşısına çıkan olmayacağını düşünmekteydi! Gücünü abarttı kısacası.
İran, Venezuela değil. Ve bu kez füzeleri hedefini buluyor. Rus ya da Çin’in uydudan gönderdiği anlık istihbaratla yönlendirilen füzeleri saldırganlara ciddi hasar veriyor. Üstelik Hürmüz’den enerji akışını engelleyebilen İran, Amerikalı emperyalistleri ciddi ölçüde köşeye sıkıştırdı. Körfez’de üretim dururken petrol ve gaz fiyatları tavan yaptı. ABD’de de bile üretimde duraklamalar baş gösterdi.
Trump şaşkınlaştı. Zaten bir öyle bir böyle konuşması adettendi, ama hiç yapmadığı şeyler yapmaya başladı. “Olmaz” yanıtını aldığı “eski” Avrupalı dostlarını Hürmüz’e ortak müdahaleye çağırdı. Yani: “Ben beceremiyorum!” demekteydi.
Asıl ilginci, sanki İran’ın da müttefiki olan asıl rakibi olduğu kadar İran’ı elimine ederek Ortadoğu’nun kapılarını kapatmak istediği Çin değilmiş ve Rusya’yla Ukrayna (ve tabii ki dünya ölçeğinde) çatışmıyormuş gibi, bu iki ülkeyi de Hürmüz Boğazı’nda İran üstüne sefere çağırdı! Düştüğü denizde yılana sarılmaktaydı! Ama boşuna tabii!
*
Silivri’de sonunda “İmamoğlu davası” başladı. Ama ne başlama! “Dünyanın bugünkü koşullarında kimse ilgilenmez” diye düşünüldüğü belli. Çünkü en küçük bir -burjuva tabii- hukuk normuna bile uygun olmayan bir yargılama izliyoruz. Ya da izlememiz bile engellenmeye çalışılıyor. Her seferinde açıklamasız duruşma salonunu terk eden heyetin aldığı son karar, çünkü, duruşmaları aleni olmaktan çıkarmanın ilk adımı. Salon milletvekillerine bile kapatılmak isteniyor. “Yandaşlar” bir yana basına da tabii. Bir sonraki adımın yayın yasağı ve kapalı yargılama olmaması için engel ancak mücadelenin yükseltilmesi olacak. Duruşmadaki uygulamalar önümüzdeki seçimde yapılacakların antrenmanı gibi duruyor! Mümkünse açık oy kapalı sayım türü bir seçim tasarlanıyor görünüyor.
Kural kaide tanımayan sadece duruşmada tanımayacak değil. En basit hukuk kuralıdır: “Suçlular” önceden belirlenmiş olan mahkeme heyetince yargılanır. “Tabii hakim” ilkesi denmiştir. Şimdi takılmayıp, yargılama iddianamesiyle de belli olduktan sonra atanan yeni heyet yapmaktadır yargılamayı! Artık sandıklar kim bilir nerelere konacak, kim bilir kimler müşahit olabilecektir örneğin!
*
Memleketin hali ortada. Asgari ücretle emekli maaşları biliniyor. Beslenmeye bile yetmiyor. Bu koşullarda hem yandaş hem muhalif TV kanallarında bir reklam dönüyor. Maslak’taki bir sitenin dairelerinin reklamı. Bir babayla oğlu izliyorlar, “Peşinat 3 milyon 900 bin, taksitler de yüz binden başlıyor” diyor reklam spikeri. Baba, oğluna, “eh, bütçemizi zorlamaz, hadi kalk yeni evimize gidelim” diyor!
Reklam kanallarda dönüyor da dönüyor. Artık nüfusun yüzde 5-7’sine reklamlar!..
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et