Emperyalizm yenilecek, halk kazanacak
“Yani bir defa bu noktalarda sen ev ödevini yapıp yeteneklerini geliştirmediysen, hani İsrail’le Amerika’yla ağız dalaşına bile, orada bir şey yapmaman lazım” bunu söyleyen “Amerika bize motor vermediğinden Kaan’ı üretemiyoruz” diyen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’dır. Bu sözleri ABD emperyalizmi tarafından saldırıya uğrayan ülkesini savunmak için direnen İran’ı eleştirmek için kullanıyor. Buradan anlaşılan şu: Bazı yeteneklerin yoksa sinsice ve iki yüzlüce emperyalizme yaranma politikalarını sürdüreceksin, onun provokasyonlarına geleceksin! Sonunda teslim olman da akıllıca bir seçenek olur… Öyle mi? Yani emperyalist ABD, onun maşası siyonist İsrail gibi ülkeleri yıkan, halkları katleden devletlere karşı mücadele eden ama onların gelişkin soykırımcı yeteneklerini püskürtemeyen ülkeler yıkımı hak mı ediyor? Kimse sizden İran’ın savunma savaşına destek vermenizi beklemiyor. Ama direnen ülkeye bir saygı beklenebilir.
Ama bu kadarla kalmıyorsunuz. ABD’ye yardım ve yataklık yapan Körfez ülkelerindeki ABD üslerine, tesislerine yönelik İran saldırılarına karşı çıkıyorsunuz. Saldırıya uğrayan bir ülkenin kendini savunmak için her türlü yol ve yöntemi kullanması meşru ve haklıdır. İran rejiminin dinciliği bahane edilerek İran’a yönelik emperyalist ve siyonist barbarlık haklı gösterilemez. Bu İran halkının iç sorunudur ve bu halk emperyalistler müdahalelerini biraz geri çektiğinde kendi kaderini kendi eline alabileceğinin belirtilerini zaten ortaya koymaya yetenekliydi. Şimdi atılan her bomba, muhalifleri ayaklanmaya davet eden her çağrı, sadece bu muhalefeti biraz daha zayıflatıyor. İran halkının yurtseverlik duygusunun olmadığını, bu halkın iş birlikçilerden ve hainlerden oluştuğunu mu sanıyorsunuz? Havada bombalar uçuşurken alanlara, sokaklara çıkan bir halk size bir şey anlatmıyor mu? Aradığınız sadece Rıza türünden yeni bir şah ya da ülkesini satmaya hazır ona benzer kişiliksiz bir yaratık.
Ama sevinçle ellerini ovuşturanlar sadece emperyalizm sevicileri, mezhepçi duygularla kinini yeniden bileyenler değil. Kendilerini Kemalist, ulusalcı, emperyalizm karşıtı diye tanımlayan kesimler içinde de bir bölüm sevincini gizleyemiyor. Yılmaz Özdil gibi “İran meselesine bir de böyle bakın” yazılarını yazanlar kafa karıştırma işine dört elle sarılmış durumdalar. Bir taraftan geçmişte petrolleri ulusallaştırma politikası yüzünden tasfiye edilen Musaddık’ı hatırlatıp, olumlu yazmak, ama şimdi zaten petrolü ve diğer doğal zenginlikleri ulusallaştırıp, devletleştiren rejimi yere vurmak, emperyalizmle iş birliği yapan dincilerle, mevcut İran rejimi arasındaki farklılıkları silikleştirip hepsini aynı sepete doldurmak, sonuçta meseleyi getirip yine bölgedeki Kürtlerin “yarattığı, yaratabileceği tehlikelere” bağlamak bu tür adamların sürekli baş vurdukları bir demagoji yöntemi oluyor.
İran’a yönelik emperyalist saldırganlığın haklı ve meşru bir yanı bulunmamaktadır. İran’ın kendini savunması, bu savunmayı yaparken saldırıya yardım ve yataklık yapan bölge ülkelerindeki ABD tesislerini vurması, ekonomik hareketlerini engellemesi sonuna kadar haklı ve meşrudur. Savunma savaşlarının karşı saldırıyı içermediğini hangi askeri doktrinde okudunuz? Böyle bir savunma savaşı yoktur. Hava bombardımanları ile İran’ın teslim olacağını, ölenlerin yerine gelen yeni yöneticilerin temel politika değişiklikleri yapacağını sanmak meseleyi anlamamaktır. Bombalar ve tehditler altındaki hiçbir onurlu halk bu tür bir politikayı kabul etmeyecektir. 2 bin 500 yıllık bir devlet geleneği olan, derin bir kültüre sahip olan bir halkı “muz cumhuriyetleri” ile karıştıranlar feci şekilde yanılıyorlar.
ABD emperyalizmi ve onun maşası NATO şimdi bölge ülkelerini savaşın içine çekmek için çeşitli provokasyonlara başvuruyor. Yolunu şaşırmış bir İran füzesi son günlerde bolca malzeme olarak kullanıldı. Milli Savunma Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı hemen bu işin üzerine atladı ama Türkiye halkları bu provokasyonu ve bu tür oyunları bozacak güce sahiptir. ABD’nin bölgeye barış ve özgürlük getireceği demagojilerine inanacak bir halk da yoktur. ABD’nin derdi İran’ın zenginliklerini yağmalamak, kendine hizmet edecek bir rejim kurmaktır. Farklı ülkelere yapılan bütün müdahaleler bu tecrübeyi doğrulamaktadır.
Bitirirken son bir söz de İran Kürtleri üzerine söylemek gerekiyor. “Kürt kartı” söylemleri yine ortalığı kapladı. Malum çevreler Kürtlere baktığında sadece emperyalizmle iş birlikçilik görüyorlar. Özgürlük, eşitlik, demokrasi isteyen bir halk onlar için yok hükmünde. Her halk gibi İran Kürtlerinin de özgür ve eşit bir biçimde yaşama hakkı var. Bugün emperyalizmin politikası bu tür sorunlarda hep yaptığı gibi onları kendi amaçları için kullanmak, istismar etmektir. Oysa Kürtler mevcut durumdan yararlanma konusunda emperyalistlere mahkum değildirler. Bulundukları alanları korumak, örgütlerini ve konumlarını güçlendirerek beklemek onlar için en doğru yol olacaktır. Eğer sonuçta ortaya bir boşluk çıkacaksa zaten bundan kendileri için yararlanabileceklerdir. Yok başka bir sonuç çıkarsa o durumda da pazarlık etme avantajları olacaktır. Bu politika ile ABD emperyalizminin kışkırtmasıyla izlenecek politika arasında ciddi bir ayrım vardır. Suriye dersleri iyi okunmalıdır. Bölge halkları emperyalizme ve onun maşası siyonizme karşı birlikte mücadele etmeye, dayanışmaya, iş birliği yapmaya mahkumdur. Bu başarılabilirse emperyalizm değil, halklar kazanacaktır.
Evrensel'i Takip Et