23 Şubat 2026 00:02

“Başkanım, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne (TİGEM) bağlı Sultansuyu Tarım İşletmesinde değeri 100 milyon lira olan atlar kayıp efendim. Yani atları çalmışlar demek istemiyorum ama başkanım, atlar yok yani. Atların akıbeti araştırılsın efendim.”

CHP Kars Milletvekili İnan Akgün’ün bu sözlerini “Bu nasıl iştir arkadaş?” diye söylenerek dinliyoruz. Kendi kendimize, Malatya’da bir tarım işletmesindeki safkan yarış atları nasıl çalınır? Kimse görmemiş mi? Bir dur diyen olmamış mı? Koca Tarım Bakanlığı uyuyor mu? diyerek hayretler içinde sorular sorsak da bu vurgun ve soygun ilk olmadığı gibi son da değil.

10 ay önce Mardin Kızıltepe’de Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) çiftçilerden satın alıp özel depolarda tuttuğu 137 bin ton buğdayı sattığı iddiasıyla 9 kişi tutuklandı. Soygunun yapıldığı siloların üzerindeki lisanslı depoların tabelaları değiştirilerek depolar TMO’ya devredildi. Bu vurgunla ilgili olarak kolluk güçleri “Depolarda 40 bin ton buğdayın eksik olduğunu” açıkladı. Tarım Bakanı İbrahim Yumaklı, depolardan buğday çalındığını doğrulayarak 29 bin tonluk kaybı kabul etti; 137 bin tonluk iddianın ise araştırıldığını söyledi.

Rakamlar havada uçuşurken AKP iktidarı “Çalmışlar ama çok çalamamışlar” diye düşündürmeye çalışsa da ortada bir gerçek var: TMO kamyon kamyon soyuluyor. Gerçi kamyon kamyon demek de hafif kalır. Çünkü bakanın belirttiği rakam olan 29 bin ton buğday bile ancak (her biri 25 ton buğday alabilen) 1160 kamyonla taşınabiliyor. Kamyon filoları arka arkaya tur bindirirken Tarım Bakanlığı, TMO Genel Müdürlüğü, İl Tarım Müdürlüğü ne görmüş ne de duymuş.

Daha ne olabilirdi demeyelim. Daha fazlası da var. Aralık ayında Konya’nın Yunak ilçesinde TMO’nun kiraladığı lisanslı depodaki hububatın yerinde olmadığı anlaşıldı. Deponun sahibi olan kişinin TMO’ya ait olan buğday, arpa ve mısırı sattığı ortaya çıktı. Bu vurgunda da devletin 500 milyon lira zarara uğradığı açıklandı. Konya’da yaşanan bu soygun da ilk değildi. Çünkü 2023 yılında da Çumra’daki lisanslı depolarda TMO’ya ait 7 bin 500 ton hububat çalınmıştı.

Bugün yaşananlar için AKP iktidarının reform adı altında çıkardığı AB uyum yasalarına bakmak gerekir. Önce 2005 yılında nakliye maliyetleri ve ürün kaybı azaltılacak, tarımsal ürün ticareti kayıt altına alınarak vergi gelirleri artırılacak, tarım ürünleri güvenli ve sağlıklı ortamlarda saklanacak denilerek Lisanslı Depoculuk Kanunu çıkarıldı. Ardından 2006 yılında “Avrupa Birliğine uyuma slogandan başlıyoruz” denilerek TMO bina ve silolarında yazan “Ofis çiftçinin karagün dostudur” yerine “Ofis çiftçinin dostudur” yazıldı.

Basit bir kelime ‘eksiltmesi’ gibi görünen bu süreç, ülke tarımının gıda ve tarım tekelleri lehine planlama sürecinin başlangıcı oldu. Dönemin TMO müdürü, TMO’nun “ödeme ajansı” modeline geçirilerek piyasaya yön veren bir kurum olacağını ifade etmişti. AB’de ödeme ajanslarının kendi deposu bulunmadığını ve hizmet satın aldığını söyleyerek TMO’nun da bu doğrultuda yapısal bir dönüşüme sokulduğunu açıklamıştı.

Gelinen noktada, Sayıştay denetçi raporlarına göre TMO tesislerinin büyük çoğunluğunun 2000 yılı öncesinde yapıldığı ve kullanılamaz duruma geldiği belirtiliyor. Mevcut depoların çoğunun yatırım ve rehabilitasyona ihtiyacı bulunduğu ifade edilirken, kendi depolarına yatırım yapmayan TMO’nun 47 deposunu kiraya verdiği, buna karşılık özel depolar kiraladığı da raporda yer alıyor. Rapora göre TMO’nun kendi depolarında işletim maliyeti kilogram başına 0.85 TL iken, kiralanan depolarda bu maliyet 1.95 TL’ye çıkıyor.

Kârlı bir iş olan lisanslı depoculukta bugün ülke genelinde lisanslı depo kapasitesinin 53 ilde, 271 firma, 364 noktada toplam 14.3 milyon ton kapasiteye ulaştığı belirtiliyor. Sayı fazla ve her yıl daha da artıyor. Çünkü yer tahsisi, KDV istisnası, gümrük vergisi muafiyeti, işveren sigorta prim desteği, çekilen krediye faiz desteği var. Emlak ve damga vergisinden muaf. Tüm bu tahsis, istisna, muafiyet, destek ve ucuz kredi için evrakları dolaştırıp az masraflı, anahtar teslim lisanslı depoyu kapıyorlar.

Ülke “yağma Hasan’ın böreği” haline getirilmiş; eline fırsat geçen ya da eline fırsat verilen kim varsa cebini dolduruyor. Kimi tarım işletmesindeki safkan yarış atlarını, TMO depolarından on binlerce ton hububatı çalarak cebini dolduruyor. Kimi çalıntı hububatı alıp mamule çevirip satıp cebini dolduruyor. Kimi TMO’nun hububatını iki katı fiyata depolayarak cebini dolduruyor. Kimi de aldığı kredi, teşvik, istisna ve muafiyetlerle cebini dolduruyor. Onlar yiyip içip servetine servet katıyor. Çalınanın, fazladan ödenen her kuruşun bedelini de işçi emekçi halk olarak hepimiz ödüyoruz.

Sedat Başkavak

Yağma Hasan’ın böreği
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et