Milyarderlerin ‘kurtarılmış bölgeler’ planı
Şu sıralar dünyanın baş gündemi olan milyarder Jeffrey Epstein’ın kirli işlerinin döndüğü yerlerin başında, Karayipler’deki “U.S. Virjin Islands” takım adalarının parçası olan Little Saint James (Epstein) Adası geliyor. Bu takım adalar ABD’ye bağlı olmakla birlikte bir eyalet özelliği taşımıyor. 50’den fazla küçük adadan oluşan Virjin Adaları, 1917’de ABD tarafından 25 milyon dolara Danimarka’dan satın alınmış. Bu adalar, ABD toprağı sayılmakla birlikte özel ve özgün bir yönetim mevcut değil.
Epstein’ın satın aldığı yaklaşık 30 hektarlık “Little Saint James” Adası’nın adı 1998-2019 yılları arasında “Epstein Island/Adası” olarak kayıtlara geçirilmiş. Epstein’ın 8 milyon dolara satın aldığı ada, ölümünden sonra 2023’te ABD’li milyarder Stephen Deckoff’a 60 milyon dolara satılmış.
Milyarderler neden ada satın alıyor?
Bu sadece bir “özel ada”nın hikayesi. Bazı kaynaklara göre ABD’li milyarderler benzer şekilde Karayipler, Bahamalar ve Fiji’de çok sayıda özel adaya sahip. Küçük bir araştırmada bunların bir kısmı görülebiliyor. Örneğin, bilgisayar teknolojisi şirketi Oracle’ın kurucu ortağı Larry Ellison, Hawaii’deki Lāna’i Adası’nın yaklaşık yüzde 98’ine sahip. Lüks tatil yeri Necker Adası (Britanya Virjin Adalarının parçası) bünyesinde yüzlerce şirket barındıran Virgin Group’un kurucusu Richard Branson’a, Bahamalar’daki Musha Cay Adası ABD’li ünlü Sihirbaz David Copperfield’e, Fiji’deki Mago Adası Oyuncu Mel Gibson’a, Belize’deki Grand Bogue Caye Adası ise Microsoft’un Kurucusu Bill Gates’e ait.
Epstein adasında olduğu gibi bu adaların çoğunda “özel” oldukları gerekçesiyle ciddi bir kontrol bulunmuyor. Dolayısıyla bu özel adalar, milyonerler ve milyarderler tarafından kendilerini devlet kontrolünün dışına atmanın bir alanı olarak görülüyor. Bunu yapamayan milyoner ve milyarderlerin bir kısmının da, devlet erkinin zayıf olduğu küçük “vergi cenneti” sayılan ülkelere kendilerini attıkları biliniyor.
Kapitalist devleti servet biriktirmek için kullananlar, mesele devletin kendilerini kontrolü olunca “kurtarılmış bölgeler” yaratmanın peşine düşüyorlar. Kendilerine hizmet eden devlete vergi ödemeyi, işledikleri suçlardan ötürü kolluk güçleri ve yargının karşısına çıkmayı istemiyorlar. Haksız şekilde edindikleri servetleri kuralsız şekilde harcayıp, haleflerine bırakmak en büyük hayalleri. Bu nedenle, belli bir aşamadan sonra devletin etki alanının dışına çıkmayı tercih ediyorlar.
2025 verilerine göre dünya çapında üç bin milyarder var. Dünya bu azınlık için daha fazla “tehlikeli” hale geliyor. Nüfus açısından Asya 1030 milyarder ile başı çekerken Kuzey Amerika 905 ile ikinci, Avrupa 682 milyarder ile üçüncü sırada.
Trump’ın ‘özgür ada’ hayali: Grönland
Donald Trump’ın Grönland’ı satın alma ya da işgal etme planlarının bir kısmı jeostratejik nedenlere dayanırken bir kısmı da milyarderler için yeni bir yurt yaratmaya dair. Üstelik bunu hiç gizlemeden ifade de ediyorlar. Jeff Bezos, Bill Gates, Michael Bloomberg ve diğer milyarderler, Grönland’da yıllardır keşif projeleri yürüten Kobold Metals gibi şirketlere yüz milyonlarca dolar yatırım yaptılar. Bu yatırımın bir yanı nadir elementlere el koyup işletmek olsa da aynı zamanda Grönland’ı ayak basacakları yeni bir yer olarak gördükleri söylenebilir.
Tehdit ve şantajların sonucunda bir gün Grönland’ın işgal ya da satın alma yoluyla ABD topraklarına dahil olması durumunda, adanın isteyen her ABD vatandaşının yerleşimine açılmayacağı bugünden söylenebilir. Belki de devletin mevcut bütün normlarının geçerli olmadığı, milyonerler/milyarderler için ayrı normların konulduğu “özgür ada” haline getirilmek isteniyor.
Zenginler arasında böyle bir istemin olduğunu gösteren birkaç yeni gelişme var. Son yıllarda özellikle teknoloji tekellerinin sahipleri arasında devletin kontrol etmediği “özgür kentler” yaratma söylemi yayılıyor. En son Elon Musk, 10 yıl içinde ayda bir kent kurmak için çalıştığını açıkladı. Bu söylemin bir yanı sahibi olduğu SpaceX’in borsadaki değerini büyütmek olurken, diğer yanı ise gerçekleştirilmek istenen bir hayale işaret ediliyor.
Honduras’tan koparılmak istenen şehir-devlet: Prospera
Devletin olmadığı, her şeyin özelleştirildiği “kurtarılmış bölgeler” konusunda ilk önemli adım Honduras’ın Roatan Adası’ndaki “Prospera özel kalkınma bölgesi”nde atıldı. Junge Welt gazetesinden Marc Püschel’in derlediği bilgilere göre, ABD merkezli özel şirket Honduras Prospera Inc., yıllardır burada özel bir şehir-devleti kurmak istiyor. Projenin arkasındaki yatırımcıların başında Palantir ve PayPal kurucu ortağı Peter Thiel, Netscape’in kurucusu Marc Andreessen, yatırım fonu Pronomos ve dünyanın en büyük kripto para borsası Coinbase Ventures geliyor.
Honduras, 2013 yılında ada üzerindeki her türlü egemenlik hakkını şirkete devretmiş olsa da, 2022’de seçilen Xiomara Castro hükümeti ilgili yasayı (ZEDE), ulusal egemenlik haklarını yok saydığı gerekçesiyle iptal etti. Anayasa Mahkemesi de bunu onayladı. Bunun üzerine Próspera Inc. ve iki başka şirket, Honduras devleti aleyhine 10.7 milyar dolarlık tazminat davası açtı. Sonra bu miktarı 1.6 milyar dolara düşürdüler. Honduras’ın 2025 bütçesinin 17.35 milyar ABD doları olduğu göz önünde bulundurulduğunda istenen tazminatın ne denli yüksek olduğu anlaşılıyor. “Amerika21.de” sitesinde yer alan habere göre Dünya Bankası Tahkim Mahkemesinde açılan dava devam ediyor.
Dijital ulus: Praxis
Honduras’ın Roatan Adası’nda istedikleri “kurtarılmış kenti” kuramayan milyarderler, bu nedenle yönlerini Grönland’da çevirmiş görünüyor. PayPal’ın kurucusu Thiel, 2021’de Open AI’nın kurucusu Sam Altman’ın da aralarında olduğu birçok teknoloji oligarkıyla birlikte, Grönland’da “özgür şehir” kurmayı hedefleyen Praxis adlı bir girişim başlattı. Praxis bunun için 1.1 milyar dolar üzerinde fon toplamış durumda. Praxisnation.com sitesinde kendisini “dünyanın ilk dijital ulusu” olarak tanımlayan bu gruba üye olanların sayısı şubat 2026 itibarıyla 151 bini buldu. Sitede, “Praxis, erdem ve bilgelik peşinde koşan cesur insanlar için bir yuva olan, dünyanın ilk dijital ülkesidir. Amacımız, Batı medeniyetini yeniden kurmak ve gerçek kaderimizi, yani uzayda yaşamayı gerçekleştirmektir” deniliyor.
Uzun yıllardır var olan, mevcut devletin bazı engellerini aşma yönündeki “özgür şehirler” ya da “kurtarılmış bölgeler” düşüncesi şimdi Donald Trump ile gerçekleşmeye daha yakın görünüyor. Zira, Trump da aynı milyonerler sınıfının bir ferdi olarak yeni bir yer arayışında.
Gelişmeler, özellikle ABD’li milyarderlerin, arkadaşları Epstein gibi bir son yaşamamak için, mevcut devletin dışına çıkmak istediğini gösteriyor.
Epstein’ın sonu, dünyanın yoksul hali, savaşlar ve çatışmalar, ‘milyarderler’in de tam bir kişisel güvenlik içinde olamayacağının işareti. Mülklülerin mülksüzleştirilmesi için yeni bir devrimci hareket başladığında dokunulacak ilk kesimin kendileri olacağını da biliyorlar. Bu nedenle, çekilmez hale getirdikleri dünyada kendilerini ‘daha güvende’ hissettikleri, kurallar ve kısıtlamalardan kaçınacakları gizli delikler arıyorlar.
Evrensel'i Takip Et