10 Şubat 2026 00:08

Bu son dönemde hiçbir dönem olmadığı kadar milletvekili ve belediye başkanı ya da meclis üyesi transferi oldu. AKP transferde BJK’nin bu kış dönemi transferleri ile yarıştı. BJK bu kış dönemi dünyada dördüncü olmuş, AKP herhalde dünya birincisi olmuştur.

Bu dönem transferlerin bu kadar çok olmasının elbette özel sebepleri var. İktidar, halk desteğini iyice kaybettiğini biliyor, bir daha seçilememe korkusu var. CHP’li belediyeler de CHP’nin iktidar alternatifi olmasına neden oluyor. O halde transferlerle, davalarla ve paralarını vermeyerek CHP’li belediyeleri çalışamaz hale getirmek ve Erdoğan’ın bir daha aday olabilmesi için transfer milletvekilleri ve yanlarına çekebilecekleri parti ve vekillerle Anayasa’da değişiklikler yapabilmek.

Eskiden özellikle belediyelerde bu kadar transfer olmazdı. Omerta Yasası gibi partiler birbirlerinin yolsuzluklarına göz yumarlardı. Çünkü hepsi yapardı. Siyaseti bütün partiler belediyelerden finanse ederlerdi. Her seçim öncesi kaldırımlar ve yollar yeniden yapılır, reklam firmalarına seçim ilanları verilir, propaganda kampanyası yapanlara, seçim anketi düzenleyenlere paralar aktarılır ve bu paraların bir kısmı açıktan geri alınarak seçimler için kullanılırdı. Yine cepler doldurulacaksa buralardan ve belediyelerin verdiği ihalelerden doldurulurdu. Eskiden belediyelerin bizzat yaptıkları pek çok hizmeti özelleştirerek ihalelerle müteahhitlere verme uygulaması rüşvet alma işini legalleştirdi. Bu sayede bir okulda kantin işletip tost yapan birileri ülkenin belediyelerden en fazla ihale alan ve zenginleşen kişisi haline gelebildi. Her yerel yönetim iktidar partisinin kendi müteahhitleri vardı. Ve bu düzen böyle işliyordu. Yerel yönetimlerde iktidar olan partiler bu işleyişi hak görüyor ve birbirlerine dokunmuyordu. Bu görmeme durumunu AKP bozdu. Artık kendi belediyelerini ve MHP’li belediyeleri görmüyor, CHP’lileri görüyordu. Burada elbette hakkında her dava açılan belediye başkanı suçludur demiyoruz. Yargılama sonunda (Yargı ne kadar iktidarın güdümünde olsa da dosyadaki deliller göz önüne alınarak) suçlu olan ile olmayan (Yargıya güvenmediğimiz için) kamuoyu tarafından görülecektir. Davalar ve transferler de bu süreçte başladı.

Transferlere dönersek. Her temsilci transferinden sonra haklı olarak transfer olan temsilciye oy veren seçmen isyan ediyor. Çünkü onlar kendilerini meclislerde temsil etmesi için seçtikleri kişileri çok yakından tanıdıkları, yaptıkları işleri ve ahlakını bildikleri için değil mensubu olduğu partiye güvendikleri ve o partinin ideoloji ve siyasetini benimsedikleri ya da beğendikleri için seçmişlerdi. Şimdi o saiklerle seçtikleri kişi en nefret ettikleri, alaşağı etmek istedikleri partiye geçiyor ve o partiyi daha da güçlendiriyordu.

Bu nedenle milletvekili ve belediye başkanı ya da meclis üyelerinin muhalefet partisinden iktidar partisine transferi uygulamasının demokrasi, halkın kendi kendini yönetmesi, temsili meclisler, ahlak, dürüstlük vb. ile ilgisi yoktur. En çirkin rüşvet ve satın alma operasyonudur. Genellikle bir dönem daha seçilme, belediyesine merkezden daha fazla para aktarma, yaptığı yolsuzlukları örtbas etme, kendine ya da yakınlarına maddi veya manevi çıkar sağlama vb. rüşvetlerle rakip partiye geçerler transfer olanlar.

Bu ahlaksızlığın panzehri geri çağırmadır. Geri çağırma Paris Komünü sırasında uygulanan ve tartışılan bir yöntemdir. Seçenler seçtiklerinin çalışmalarını beğenmediklerinde seçtikleri gibi o kişiyi geri de alabilirler. Geri çağırılan kişiler hırsız, ahlaksız, dolandırıcı da olmayabilir. Onlar zaten yargılanmalı ve cezalandırılmalıdır ama dürüst bir temsilci de yapması gerektiği işi layıkıyla yapamıyorsa geri çağırılabilir. Makamlar kişiye tapulu değildir.

Bizde ve dünyanın çoğunluğunda böyle bir uygulama yok. Çünkü seçilenler seçim sırasında seçmene vaat satıp, seçildikten sonra ceplerini doldurmaya bakıyorlar. Bu durum literatüre bile girmiş. Artık seçilemeyenler “Seçmen vaatlerimizi satın almadı” diye tarif ediyor seçilememelerini.

Demokrasi mücadelesinin yüksek olduğu yerlerde geri çağırma hakkı olmasa da halk kendi oylarını satanları eylemleri ile geri alabilir. Örneğin son Keçiören Belediye Başkanı ya da bir süre önceki Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı transferlerinden sonra onlara oy veren yüz binlerce seçmen belediyenin kapısına dayansa, 19 Mart sonrası Saraçhane’de İstanbul Büyük Şehir Belediyesi önündeki gibi nöbet tutsa ya da emlak vergilerini kimse ödemese ya da su paralarını ödemese o belediye başkanı o makamda kolay kolay oturamaz.

Kamil Tekin Sürek

Temsilci transferleri
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et