9 Şubat 2026 00:08

Epstein’in Orta Doğu ağı

Dünya Jeffrey Epstein’in e posta yazışmaları ile birlikte patlayan lağımı konuşuyor. Şimdiye kadar 3 milyon kadar yazışma, fotoğraf, video yayımlandı. Gazeteciler Epstein ile az çok temas etmiş olan siyasetçilerin, liderlerin, iş insanlarının, Chomsky gibi filozofların, sanatçıların ne kadarının çocuk istismarına dahil olduğunu anlamaya çalışıyor. Elbette yazışmalarda adı geçen herkesin çocuk istismarına dahil olduğu, Epstein’in adasının daimi ziyaretçisi olduğu söylenemez ancak bir Epstein’in ‘arkadaş’ çevresine bir de yazışmaların ve görsellerin tarihlerine bakınca çok net bir şey ortaya çıkıyor; Epstein’in çocuk istismarının siciline işlendiğinden hepsinin haberi varmış. 

Epstein’in Orta Doğu’daki ilişkiler ağını anlayabilmek için, yayımlanan belgeler yığını içinde günlerdir dolaşıyorum. İşine geldiğinde herhangi bir konuyu kılcal damarlarına kadar didiklemeye meraklı Arap medyası, bu konuda neredeyse sadece zorunlu olduğu için haber yayımlıyor. O haberlerde de Epstein-İsrail bağlantısını öne çıkarıyor. Halbuki sadece son belgelerde değil, Epstein’in eski çalışanlarından birinin daha 2015 yılında yayınladığı Kara Kitap adlı kitapta bile adı geçmeyen bölge lideri yok gibi. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Salman, Birleşik Arap Emirlikleri Lideri Muhammed Bin Zayed, Katar emirleri, bütçesi orta halli bir ülkenin toplamı kadar olan şirketlerin CEO’ları… Kimi ararsanız var Epstein’in ilişkiler ağının içinde. Ama bölgede bağımsız basın olmayınca, mevcut El Cezire, El Arabiye gibi güçlü basın kuruluşlarının her biri bir ülkeye bağlı olunca, elbette basın kuruluşları da üç maymunu oynuyor.

Epstein’in 2015 yılından beri yayımlanan not defterlerinden itiraflarına ve son olarak e postalarına kadar elimizdekilere bakacak olursak, mesela Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Salman’ın Epstein ile oldukça sıkı fıkı olduğunu görüyoruz. Epstein, Prens ile samimi ve keyifli olduklarını gösteren bir fotoğrafı duvarına bile asmış. Ancak Suudi Arabistan’daki tanıdıklarına bakılırsa Epstein-Prens ilişkisi hiç de şaşırtıcı değil, çünkü Epstein’in Prens’in babası olan Kral Bin Salman ile de münasebeti varmış, Suudi Arabistan’ın Amerika Büyükelçiliği yapan Prens Bender Bin Sultan ile de…

Kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir diğer isim Tom Barrack. Aslında bir emlak milyarderi olan, Trump ile yakın ilişkileri uzun süredir devam eden Barrack, Amerika’nın Ankara Büyükelçisi, Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi; sık sık İsrail’e giden, Lübnan krizinde de sürekli boy gösteren ve son açıklamalara bakılırsa Irak dosyasının da yeni sorumlusu!

Trump, Epstein ile ilişkisini 2004-2005 yıllarında kestiğini söylese de Barrack dahil yakın çevresi ve bizzat damadı Jared Kushner ile Epstein arasımdaki ilişki yıllarca devam etmiş. Barrack’ın adı e-postalarda yüzlerce kez geçiyor. Epstein’e “Senin ve çocuğun fotoğrafını bana gönder, beni gülümset” yazan Barrack’ın, neyi kast ettiğine dair kesin yorum yapmak zor ancak on yıllardır Barrack-Trump ikilisinin Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere zengin körfez ülkelerinde milyar dolarlık işler yaptıkları açık. Hatta Barrack’ın bölge ile ilk tanışması 1970’lere kadar uzanıyor, ancak ilişkileri Araplarla sınırlı değil elbette.

Yazışmalar arasında en çok midemi bulandıranlardan biri de BAE’nin uluslararası lojistik şirketi olan DP World’ün CEO’su Ahmed Bin Sulayem oldu. En son Suriye’nin Tartus limanını alan ve 800 milyon dolar yatırım yapacaklarını duyuran şirketin CEO’su olan Bin Sulayem’in, Epstein’e yaptığı espriler mide bulantısından fazlası. Ancak bunu bile gölgede bırakan “Çocuklara GPS takılmış ayakkabı” önerisi de Sulayem’den gelmiş. Epstein’in bile Sulayem’in yanında seviyeli kaldığı yazışmalar, en hafif ifadeyle insanı dehşete düşürüyor.

Bu arada Epstein’in bölgede epeyce hayranı da var görülüyor. Epstein bazılarına pek yüz vermemiş, çok nadir doğrudan temas kurmuş, işlerini asistanları üzerinden yürütmüş. Mesela BAE’den olduğu düşünülen Azize El Ahmedi adlı bir kadının adı sıkça geçiyor yazışmalarda. Kadın, Epstein’e Kabe’nin Müslümanlarca kutsal sayılan örtüsünden üç parça göndermekle kalmıyor, İrma Kasırgası sırasında Epstein’in ünlü adasının zarar gördüğünü öğrenince bir çadır gönderme sözü de veriyor. El Ahmedi’nin Epstein’in adasında neler olduğunu bilip bilmediğini yazışmalardan anlamak mümkün değil, ancak sadece 15 dakika Epstein’i görebilmek için epeyce ısrar edecek kadar yakından izliyor! Kabe’nin örtüsüne ulaşabilecek kadar etkili ve geniş bir ağı olan bu kadının Epstein’in çocuk istismarlarını hiç duymadığına inanmak mümkün mü? Bence değil!

Sadece kamuoyu ile paylaşılan bilgilere göre bile Epstein, bir pedofilden kesinlikle çok çok daha fazlası! İsrail’in eski başbakanları Ehud Barak ve Ehud Olmert gibi isimlerle ilişkileri nedeniyle MOSSAD ajanı olabileceğine dair yorumlar ağırlıklı, ancak sadece küçük bir kısmını görebildiğimiz ilişkiler ağına bakarak bile Epstein’in bir MOSSAD ajanından da çok daha fazlası olduğunu söylemek mümkün. 

Daha İran-Irak savaşının devam ettiği 1980’li yıllara bakıyoruz; Epstein dünyaca ünlü silah tüccarları Douglas Leese, Adnan Kaşıkçı ve Cyrus Haşimi ile bir arada. Dönüp Avrupa’ya bakıyoruz, yükselen aşırı sağın önde gelen isimleri Epstein’e neredeyse düzenli rapor vermiş. Mesela Steve Bannon; İngiltere aşırı sağının önde gelen ismi Nigel Farage, Almanya’da AfD ve hatta Macaristan Başbakanı Viktor Orban gibi isimlerle AB’de rüzgarı arkalarına aldıklarını anlatıp sonraki yıllarda gerçekleştiğini gördüğümüz öngörülerini de yazmış Epstein’e.

Elbette İsrail ile bağları da oldukça çarpıcı. Sadece önde gelen devlet adamları ve siyasetçileri ile dostluk yapmamış, yapay zeka destekli savunma sanayi çalışmaları yapan şirketleri yatırımlar yapmaları için de yönlendirmiş. Yazışmalarda adı geçen şirketlerden biri de Palantir! Palantir’i nereden biliyoruz? Lübnan’da Hizbullah’a yönelik binlerce çağrı cihazlarının eş zamanlı patlatıldığı saldırıdan ve daha sonra da Gazze’den! İsrail’in sahada denediği silahların bir kısmı bu şirketin ürünü!

Epstein Orta Doğu’daki her ülkeyi yakından izlemiş desek abartmış olmayız. “Dostları” ile birlikte Lübnan’daki ekonomik krizden, Suriye’deki savaştan nasıl kâr sağlayabileceklerini konuşmuş mesela. Sahada kan gövdeyi götürürken Libya’nın yaptırımlar nedeniyle çeşitli ülkelerde dondurulmuş olan mal varlıklarını nasıl alabileceklerini de araştırmış; “Hepsini almasak da olur. Yüzde 20’si hatta 10’u bile büyük para” mealinde hesaplar da yapmışlar. Bahsedilen miktar 80 milyar doların üstünde. Epstein, Libya halkının parasını alabilmek için Arap dünyasından nüfuzlu isimleri ve MOSSAD’dan dostlarını devreye sokmaya çalışmış. Bu parayı alabilmiş mi, bilmiyoruz!

Epstein davasından yayılan lağımdan daha korkunç olan bir şey var aslında; çocuk istismarından kamu yararını kimsenin gözetmediği milyar dolarlık ilişkiler ağına kadar her şey bu coğrafyada zaten normal! Böylesi korkunç, insanlıkla hiçbir şekilde örtüşmeyen ilişkiler ağı içindeki insanların bu coğrafyalarda yüz milyonlarca insanın kaderini şekillendirdiğini bilmek daha da korkunç.

Epstein davasını araştırırken savaş coğrafyaları hiç aklımdan çıkmadı. Kimsesiz çocuklar, kamplarda başı boş kalanlar, kaydı bile olmayanlar, tecavüz sonucu doğup sokağa atılanlar! Kimsenin peşlerine düşmediği, ‘Başlarına bir şey mi geldi?’ diye sormadığı kız-erkek çocuklar!

Epstein’in adasına kaçı gitti kim bilir, ama Epstein olmasa bile bu kimsesiz çocukların yok olup gittiği ne kadar çok karanlık ağ var bu coğrafyada! Çıldırmamak elde değil gerçekten!

Hediye Levent

Epstein’in Orta Doğu ağı
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et