Trump: Nihai ABD başkanı
Bütün Trump dönemlerine girmeyeceğim; sadece son bir haftaya bakalım: Trump geçen hafta sosyal medya hesabından Obamaları maymun şeklinde gösteren ırkçı bir paylaşım yaptı; Küba’ya (ve Küba ile ticaret yapan ülkelere) tehditlerine ve abluka ve ambargoyu ağırlaştırmaya devam etti; İran’la nükleer görüşmelere başlarken de yine tehditlerine ve Körfez’deki askeri yığınağına devam etti; kendisi dahil bütün kapitalist seçkinlerin içinde isminin geçtiği Epstein pedofili ağıyla ilgili belgeler için “Geçelim bunları. Artık başka bir şeye odaklanmak lazım. Bir şey çıkmadı” dedi ve soruyu soran kadın gazeteciye cevap vermektense “Sen niye hiç gülümsemiyorsun diye dakikalarca çıkıştı; göçmen polisi ICE’ın gözaltına aldığı bazı Filistinlileri ocak ayının son günlerinde bileklerinden ve ayaklarından kelepçeli şekilde siyonist bir iş adamının özel jetiyle Arizona’dan İsrail’e yolladığı ortaya çıktı. Irkçılık, beyazların üstünlüğü savunusu, faşizan eylem ve söylemler, kuduz bir antikomünizm, D sınıfı bir şovmenlik, emperyalist savaş ve müdahaleler, etnik temizlik ve soykırım: Yani tam, en, nihai bir Amerikan başkanı. Bunlar istisnai değil, tarihsel olarak Amerikan başkanlığının özellikleri.
Geçtiğimiz perşembe günü Trump “Truth Social” isimli kendisinin sahibi olduğu sosyal medya platformundan 2020 seçimlerinde kendisine karşı hile yapıldığını iddia eden ve sonunda da Barack ve Michelle Obama’yı maymun olarak gösteren bir video paylaştı. Cuma günü ise gelen tepkilerden sonra video silindi, ama özür dilemeyi reddetti. Trump yönetimi ilk döneminden beri özellikle göçmenlere karşı ırkçı ve dışlayıcı eylem, politika ve söylemlerine devam ediyor. Daha ilk döneminde federal kurumlarda ırkçılık üzerine verilen eğitimleri durdurdu ve tüm federal kurumlarda ırk ve cinsiyet ayrımcılığıyla ilgili eğitimler verilmesini yasakladı.
Venezuela’nın meşru başkanını ve eşini kaçırıp ülkeyi ABD petrol şirketleri lehine özelleştirmelere zorlayan Trump yönetimi, 29 Ocak’ta bir başkanlık kararnamesiyle Küba’yı “alışılmadık ve olağanüstü tehdit” olarak tanımladı. Kararname ABD’nin on yıllardır süregelen “rejim değişikliği” çabalarında ambargoyu daha da katılaştırıp Küba’nın petrol ithalatını imkansızlaştırmayı, Kübalıları elektriksiz ve aç bırakmayı hedefliyor. Geçtiğimiz günlerde Trump’a yakın Temsilciler Meclisi üyelerinden Maria Salazar “Küba’da rejim değişikliği için annelerin ve çocukların çektiği acılar ödenmeye değer bir bedel” diye açıklama yaptı. Dışişleri Bakanı Küba asıllı Marco Rubio zaten bütün kariyerini Küba düşmanlığı üzerine kurmuş azılı bir antikomünist.[1]
Cuma günü ABD ve İran Umman’da nükleer müzakerelere başladı. Haziran ayındaki “12 gün savaşı”ndan sonra ilk kez başlayan direkt görüşmelere ABD’nin Körfez’de devam eden askeri yığınağı da eşlik ediyor. Bu görüşmelere rağmen, hatta bu görüşmelerle birlikte medyada hükümet kaynaklı haberlerde artık “ABD İran’ı bombalar mı?” değil “Ne zaman bombalar?” tartışmaları yapılıyor. Drop Site’nin haberine göre bazı Arap devletlerine danışmanlık yapan eski bir üst düzey istihbarat yetkilisi “Bu mesele nükleer silahlar veya füze programı ile ilgili değil. Bu rejim değişikligi ile ilgili” deyip, “ABD’de bu savaşı planlayanların İran’daki nükleer, balistik ve diğer askeri tesisleri hedef alan saldırılar planladığını, ancak aynı zamanda İran hükümetini ve özellikle de Devrim Muhafızlarını ortadan kaldırmayı amaçladıklarını” söylemiş.[2] Belki de İran 12 gün savaşında füzelerini yollamayı hiç bırakmamalıydı.
ICE ekipleri şehirleri terörize etmeye devam ederken perşembe günü Guardian’ın özel haberinden öğrendik ki Trump kafasına göre ICE’ın gözaltında tuttuğu 8 Filistinliyi yakın arkadaşı bir iş adamının özel bir jetiyle Arizona’dan Tel Aviv’e yollamış. İsrailliler de Filistinlileri bir süre gözaltında tuttuktan sonra mahkum kıyafetleriyle Bati Şeria’daki bir kontrol noktasında yol kenarına bırakmış.[3] Trump yönetimi İsrail’e askeri yardımlarına da devam ediyor. Aynı günlerde Dışişleri Bakanlığı İsrail’e Apache saldırı helikopterleri ve zırhlı araçlar da dahil olmak üzere 6.5 milyar dolardan fazla silah yardımı göndereceğini duyurdu.
Trump’ı ABD tarihinde bir istisna gören, ya da Hitler’le kıyaslayan “ABD’ye faşizm geliyor” anlatıları oldukça yaygınlaştı. Trump ve kliğinin temsil ettiği tehdidi küçümseyemeyiz ancak bu analizler ABD’nin yerli soykırımı tarihini, Siyahların köleliği tarihini, ya da beyaz üstünlükçü tarihini atlıyor. Hitler faşizminin ABD’nin ırk yasalarını ve yerlilere uyguladığı sistematik yok etme politika ve araçlarını ithal ettiğini, örnek aldığını da atlıyor.[4] Haberlere göre Trump’ın en sevdiği başkan Andrew Jackson.[5] “Kızılderili katili” olarak bilinen Jackson soykırımcı ve aynı zamanda yüzlerce köle sahibi bir köle tüccarıydı; “ABD tarihinde yerleşimci projesinin en acımasız ve şiddet yanlısı uygulayıcılarından biriydi.”[6] Jackson’dan Trump’a uzun ama kopmaz bir hat var.
Dipnotlar:
- ^ Ailesinin Batista donemi ülkeden kaçmış olmasına rağmen Castro sonrası kaçtıkları yalanını uydurmasıyla da biliniyor Rubio.
- ^ https://shorturl.at/9yufM
- ^ https://shorturl.at/wAy1D
- ^ Whitman, James Q., Hitler’s American Model: The United States and the Making of Nazi Race Law
- ^ https://shorturl.at/JiKRe
- ^ Horn, Gerald and Anthony Ballas. 2025. “What American Fascism was already Looked Like,” Pece, Land, and Bread, 5.
Evrensel'i Takip Et