İktidarın çıplak hali: Caligula, Trump ve cezasızlık düzeni
Bazı tarihsel figürler ve olaylar, yalnızca kendi dönemlerini değil, iktidarın tekrar eden mantığını açığa çıkarır. Roma İmparatoru Caligula, Donald Trump ve Jeffrey Epstein davası arasındaki ilişki birlikte okunduğunda, hukukun askıya alındığı, ahlakın buharlaştığı ve cezasızlığın normalleştiğini görüyoruz.
Caligula: Hukukun alaya alınması
Caligula’nın iktidarı çoğu zaman “delilik” anlatılarıyla açıklanır. Oysa asıl mesele, Caligula’nın hukuku bilinçli biçimde değersizleştirmesidir. Senato vardır, yasalar vardır; fakat bunlar artık sınır değil, dekor işlevi görür. Caligula’nın aşağılamaları, keyfi infazları ve tanrısallık iddiaları birer kişisel taşkınlık değil, açık bir siyasal mesajdır:
Hukuk, iktidarın üzerinde değil; iktidarın keyfindedir.
Bu noktada iktidar, meşruiyetini adaletten değil, korkudan ve gösteriden alır.
Trump: Gösteri çağının lideri
Donald Trump, Caligula gibi mutlak bir iktidara sahip değildir. Ancak Trump figürü, modern demokrasilerin başka bir zaafını açığa çıkarır: Kurumların içinin boşaltılması.
Yargı, medya, seçimler ve bürokrasi Trump söyleminde sürekli olarak gayrimeşru ilan edilir. Bu, kurumları yıkmak değil; onları anlamsızlaştırmaktır. Kurumlar vardır ama artık hakikat üretmez; yalnızca çatışma üretir.
Trump’ın siyaseti, karar alma süreçlerinden çok sürekli kriz hâli üzerinden işler. Skandal, yıkıcı değildir; aksine, siyasal enerjinin ana kaynağıdır. Bu anlamda Trump, geç kapitalist toplumda iktidarın yeni biçimini temsil eder: yönetmeyen ama sürekli konuşan, çözmeyen ama sürekli provoke eden bir iktidar.
Epstein dosyası: Suçtan çok sistem
Jeffrey Epstein davası, tekil bir suç hikayesi değildir. Asıl sarsıcı olan, suçun kendisi değil, yıllar boyunca cezalandırılmamış olmasıdır. Epstein’ın dokunulmazlığı, hukuki bir hata değil, yapısal bir tercihtir. Epstein’ın kimlerle fotoğraf verdiği değil, neden bu ilişkilerin yargısal sonuç üretmediği önemlidir. Burada mesele bireysel ahlaksızlık değil, iktidarın suçla kurduğu örtük ittifaktır.
Ahlakın çöküşü ve kurbanın silinmesi
Caligula’da ahlak alenen aşağılanır. Epstein dosyasında ahlak, lüks mekanlarda sessizce yok edilir. Trump döneminde ise ahlaki skandal, siyasal bir eşik olmaktan çıkar; tüketilen bir içerik haline gelir.
Bu üç bağlamda ortak olan şudur:
Utanç işlevini yitirir.
Skandal cezalandırmaz, normalleştirir.
Kurbanlar sistematik biçimde görünmez kılınır.
İktidar, ahlaki sınırları ihlal ettiği için değil; artık sınır tanımadığı için güçlüdür.
İktidar, güç ve cezasızlık rejimi
Caligula, Trump ve Epstein aynı aktörler değildir. Ancak hepsi aynı rejimi işaret eder.
Bu rejimde:
Hukuk vardır ama işlemez.
Ahlak vardır ama bağlayıcı değildir.
Gerçek vardır ama önemsizdir.
İktidar, hesap vermediği ölçüde kalıcı olur. Toplum ise bu duruma alıştığı ölçüde çöker.
Caligula, Epstein ve Trump; iktidarın farklı dönemlerde aldığı aynı biçimin yüzleridir. Hukuku araçsallaştıran, ahlakı tüketen ve cezasızlığı normalleştiren bir iktidar biçimidir.
Tarih bize şunu tekrar tekrar gösterir: İktidar en tehlikeli haline, artık kendini gizleme ihtiyacı duymadığında ulaşır.
Evrensel'i Takip Et