Çilingir sofrası
Son
Solduktan sonra açacak gül yoktur. Çalındıktan sonra açılacak kapı yoksa sonun gelmiş demektir.
Sarhoşlukla
Eski, yeni ne varsa dünyada yedik bitirdik. Ölü, diri demeden öldürdük. Akşamları sarhoş olup uyuduk.
Yer açılsın diye
İnsanlar ölüyor/öldürülüyor. Doğanlar ölenlerin yerini doldurmak içinse ölümler elbet bırakmaz peşimizi. Yer açılsın diye öldürenlerce bizi.
Bitmeyen
Bitmiyor kış, gelmiyor yaz. Engelleyen ne yer, ne gök. Tuttukça takvimi elinde tepemizdeki, kopmuyor yaprağın bir teki...
Çilingir sofrası
“Bu zıkkımın yanında/Arnavut ciğeri ister, bir/Ciroz salata ister, iki/Cacık ister, üç/Adalet müsavat hürriyet demeye/Sadece yürek ister.”
Metin Eloğlu
Gölgenden
Kapkara bir gölge düşürdün aydınlığa. Hiç kimse bir şey görmez oldu gölgenden, gölge olmaktan başka.
Adı kaldı
Gül’dü adı, güllerle donansın istendi sofrası. Ne bülbül öttü, ne gül açtı, ne de doğru dürüst kurulabildi sofra. Yalnız adı kaldı gülün. Kan gölüne dönünce dünya.
Dilek
Pencereyi açtığımızda güller açsın istedik, kuşlar uçsun sabahla. Sis basmadan aydınlansın ortalık. Açılmadan kapanmasın ufuk.
Köksüz
Tarlaları boydan boya ektik. Güneşli günlerde. Sonrası ne yağmur, ne kar. Güneş de gelmedi. Öksüz kaldı tarlalar. Kökümüz kurudu.
Eksilen
Eksilen bir şey var. Çarşıda, pazarda, sokakta, evde. Sular gürül gürül boşalıyor, içmeye kalmadan lavabonun deliğinden akıp gidiyor. Eline değmeden. Hava kararıyor aydınlanmadan. Toprak kayıyor oturup kalkmadan.
Evrensel'i Takip Et