Oyun yasası kimin ihtiyacı?
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının “dijital dünyada çocukların güçlendirilmesine yönelik eylem planı” ve bununla bağlantılı yasa hazırlıklarına dair sızan çeşitli bilgiler oyuncular, oyun yayıncıları ve oyun geliştiricilerin yoğun tepkisine yol açtı. Henüz resmi olarak ortada eylem planının kendisi dışında pek bir veri olmasa da eylem planında çizilen hattı AKP’nin farklı alanlarda bugüne kadarki benzer pratikleri ile birlikte değerlendirmek gerekir. Internet sansürü, TV yayıncılığı, video yayıncılık, yurt dışı alışveriş sınırlamaları vb. birçok konuda gördüğümüz kademeli bir şekilde kısıtlamaları ve sansürü arttıran, düzenlemeleri ihtiyacına göre yorumlayarak kullanan pratiği muhtemelen sosyal medya ve oyunlara dönük düzenleme çalışması ve sonrasındaki kullanımında da göreceğiz. Şimdilik bilinen kısmı itibarıyla düzenlemenin birkaç büyük hedefi var: Sosyal medyaya yaş sınırlaması ve yaş denetimi, oyun dağıtım platformlarında yaş denetimi, platformların ülkeye temsilcili ataması. Bu üç hedef de ciddi sıkıntılar getiriyor.
Sosyal medyaya yaş sınırlaması bir tür yaş doğrulamasının yapılmasını gerektiriyor. Bunun son olarak denendiği Avustralya örneği de dahil makul düzeyde işleyen bir yolu yok. Doğrulama için kimlik vb. kişisel verilerin platformlara verilmek zorunda olması bir veri güvenliği riski doğuruyor. Dahası yaş doğrulaması sistemleri çeşitli şekillerde atlatılabiliyor. Yani giren yine giriyor. Giremeyen çocuklar ise sıklıkla Internet’in karanlık köşelerinde kalmış daha küçük ve çoğunlukla da daha tehlikeli platformlara doğru itilmiş oluyor. Özetle yaş doğrulamasının çocukları koruma lehine çalışacağı bile fazlasıyla tartışmalı. Aksine pratikte çocukları daha riskli platformlara yönlendireceğinden çocukları daha fazla tehlikeye atacağını söyleyebiliriz.
Oyun platformlarına yaş denetimi meselesi ise biraz daha karmaşık bir tartışma. Çünkü halihazırda hem PEGI ve ESRB gibi yaygın kullanılan derecelendirme sistemleri mevcut hem de platformların kendi derecelendirmeleri var. Bu derecelendirmelerin neye yetmediği sorusunun yanıtı 2024 sonlarında PEGI ile “ülkeye özel derecelendirme” konusunda yapılması planlanan görüşme ile verilmişti aslında. Görüşme yapıldı mı, yapıldıysa sonucu ne oldu basına yansımadı. Ancak şimdi derecelendirme meselesinin gündeme gelmesi “ülkeye özel derecelendirme” meselesinin başka araçlarla yinelenmesinden başka bir şey değil. Nedir bu kadar istedikleri ülkeye özel derecelendirme? Hangi oyun kaç yaşındakiler tarafından oynanabilir sorusunun masum yanıtı mı yoksa on sekizinden büyük olsan bile bu oyunu oynayamazsın deme yetkisi mi? Sorunun yanıtının ikincisi olduğunu internetteki kimi içerik engellemelerinden, televizyonlarda kırpılıp kuşa çevrilen filmlerden vb. biliyoruz. Temsilci atama düzenlemesi ve bant daraltma uygulaması bu pratik sansür aracını uygulamayı kolaylaştırmak için orada.
Bir kültürel üretim (Oyunlar sanat mıdır tartışmasını şimdilik öteleyelim) ve kültürel faaliyet olarak oyunlar AKP’nin henüz “yeterince” kontrol altına alamadığı alanlardan. Oyuncu sayısı vb. üzerinden baktığımızda ise pek çok kültürel üretim alanından daha yaygın bir alan söz konusu. Sansür bu alanı kontrol altına alma çabasının da önemli bir parçası.
Meseleyi sansür bağlamından kopararak mevcut tabloyu kendini kahramanlaştırmak için kullananları, “Beni değil git onu düzenle”ci influencerları, tepkileri sönümlendirmeye dönük açıklamaları, markalara bu konuda yayıncıları birleştirsin diye çağrı yapanları, meseleyi aylardır bilip de ölüye yatan dernekleri falan atın bir kenara. Hangi oyunlara erişebileceğimizin bir belirleyicisi olsun istemiyorsak, hangi oyunların videolarını yayımlayabileceğimiz hayatında oyun oynamamış birkaç bürokrata kalsın istemiyorsak bugün yediden yetmişe, MOBA’cısından MMO’cusundan Metroidvania fanlarına, mobil ve konsol oyuncularına ve hatta oyun oynamayanlara dek sansüre karşı çıkıp hep bir ağızdan “Oyun yasasını reddediyoruz!” demek iyi bir başlangıç.
Evrensel'i Takip Et