Milyarlarca dolarlık pasta Saray’a bağlanıyor
Siyasal iktidarın yeni torba yasasıyla, milyarlarca liralık rantın yönü tayin olacak. Deprem tehdidi ve denetim gerekçesiyle hazırlanan ve TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonunundan geçen torba yasa esasen sermayenin kılcal damarlarını gözeten ve besleyen yeni bir regülasyonu içeriyor.
İktidar, bu hafta TBMM Genel Kuruluna gelmesi beklenen yasa tasarısıyla, yapıların zemin ve temel etütlerini yapacak şirketleri belirleme yetkisini merkezileştiriyor. Düzenlemeyle bu kritik karar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının -dolayısıyla Saray’ın- doğrudan kontrolüne bırakılıyor.
Kanun tasarısının 21’inci maddesiyle getirilen düzenlemede, “Zemin ve temel etüt kuruluşu; Bakanlıktan aldığı izin belgesiyle zemin ve temel etüdü faaliyetini icra eden ve Bakanlıkça denetlenen tüzel kişiyi ifade eder” hükmüne yer veriliyor. Ancak bu tanımla, zemin ve temel etütlerinin denetimini yapacak bağımsız kuruluşlara ilişkin bir çerçeve yok.
Benzer bir yaklaşım kanun tasarısının 24’üncü maddesinde de sürdürülüyor. Söz konusu maddede, “Bu Kanun kapsamında yapılacak yapıların zemin ve temel etütleri, Bakanlıkça izin belgesi verilen zemin ve temel etüt kuruluşları tarafından yapılır” denilerek, hem yetkilendirme hem de fiili uygulama Bakanlığın iznine bağlanıyor. Böylece denetim sürecinin nasıl, kim tarafından ve hangi bağımsızlık ölçütleriyle yürütüleceğine ilişkin belirsizlik korunurken, yetkinin tamamı merkezi idarede toplanmış oluyor.
Üstelik düzenleme bununla da sınırlı kalmıyor. Belirlenecek şirketlerin hazırlayacağı zemin ve temel etüt projeleri üzerinden, hizmet bedelinin yüzde 14’ü ile yüzde 28’i arasında değişebilecek oranlarda Bakanlıkça harç alınmasının da önü açılıyor. Böylece hem yetkilendirme hem denetim hem de mali yük tek elde toplanırken, zemin ve temel etütleri kamusal güvenlikten çok merkezi bir gelir ve kontrol alanına dönüştürülmüş oluyor.
Kritik alan tekelleşiyor
Türkiye’de zemin etüdü yapan şirket sayısı 2 bin 93. Bu düzenleme şirket sayısını daraltacak ve yalnızca iktidarın işaret ettiği şirketler zemin etüdü yapabilecek. Dolayısıyla düzenleme daha dar bir piyasa, daha az firma ve binlerce mühendis için işsizlik riski demek.
‘Zemine’ el attıran pasta ne kadar büyük? Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye’de ortalama 150 bin bina ruhsatlanıyor. En küçük yapı için zemin etüdü maliyeti (üç sondaj) 150 bin-200 bin TL arasında. Dört kartlı bina için maliyet 500 bin TL’ye çıkıyor. Her bina için ortalama 350 bin TL etüt proje bedeli düşünüldüğünde pazar büyüklüğü 52.5 milyar TL. Maliyetin daha yüksek olduğu varsayıldığında bu tutar 70 milyar TL’lere dayanabilir. Yalnızca bu iki varsayıma göre yalnızca ortada 1.2-1.6 milyar dolarlık devasa bir ekonomik alan var.
Ancak pazar bununla sınırlı değil. Binalar dışında kilometrelerce kara yolu, havalimanları, köprüler inşa ediliyor. Büyük projelerle zemin etüdü bedeli yukarı çekiliyor.
İhaleler bedeli 2025 yılında 3 milyar TL
Kamu İhale Kurumu verilerinden derlediğimiz bilgilere göre, zemin-temel etüdü için 2025 yılında 191 kamu ihalesi yapıldı ve bu ihalelerin toplam sözleşme bedeli 2 milyar 983 milyon TL’yi buldu. Bu tutarın yüzde 58’i (1.73 milyar TL) Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) kontrolünde dağıtıldı. Bir başka deyişle büyük projelerin yüzde 60’ında KGM vardı.
Zemin etüdü için 2025 yılında gerçekleştirilen 10 büyük ihale şöyle:
- Van Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı – 152.000.104 TL
- Van Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı – 152.000.010 TL
- Karayolları GM – 137.823.000 TL
- Karayolları GM – 121.960.887 TL
- Karayolları GM – 85.427.465 TL
- Karayolları GM – 82.850.084 TL
- Kahramanmaraş BB – 79.890.350 TL
- Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı – 46.000.000 TL
- Karayolları GM – 39.196.610 TL
- Karayolları GM – 38.111.424 TL
191 ihalede toplam bedelin yaklaşık yüzde 80’i, adrese teslim 21/B pazarlık ve belli istekliler arasında yapılan ihalelerden geldi.
Gözle görülmeyen, yerin altını hedef alan bu zemin etütlerine atılan el, sermayenin kılcal damarlarını beslemeyi hedefleyen bir organizasyona işaret ediyor. Resmi verilere göre dahi 50 binden fazla insanın öldüğü 2023 depremlerinin ardından yapılan düzenlemede kamusal güvenlik yok, tekellerin vereceği ‘piyasa hizmeti’ var.
İki kalem rant alanını büyütürken, 2 milyar dolara yakın ekonomik rant alanını tekellerin uhdesine sunuyor.
‘Kim ucuza şey veriyorsa gidiyor ondan alıyor’
Peki ya denetim? Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Ömer Bulut denetim kuruluşlarına ilişkin, “Şu anda ne yapıyor biliyor musun yapı denetim kuruluşları? Kim ucuza şey veriyorsa gidiyor ondan alıyor, numune daha laboratuvara gitmeden raporu öbür taraftan faksla beraber buraya geliyor yani biz bunu disipline ediyoruz” diyor.
Nihayetinde yapılan düzenleme ile zemin ve temel etütlerinin denetimi değil, “zemin ve temel etütlerini” yapacak şirketlere ilişkin düzenleme yüksek harçlar, sınırlama ve kota geliyor.
TBMM’ye getirilen torba yasa, deprem güvenliği ve denetim iddiasıyla sunulsa da ortaya çıkan tablo kamusal yararı değil, milyarlarca liralık bir rantın yeniden dağıtımını işaret ediyor. Zemin ve temel etütleri gibi hayati bir alan, bağımsız ve çoğulcu bir denetim rejimi kurulmadan; yetkilendirme, uygulama ve harç mekanizmalarıyla birlikte tek merkezde toplanıyor. Bu merkezileşme, güvenliği artırmaktan çok belirli sermaye gruplarını avantajlı konuma taşıyan bir düzenleme anlamına geliyor.
Binlerce mühendis için işsizlik demek
Yıllık on milyarlarca liralık büyüklüğe ulaşan zemin etüt pazarı, bu düzenlemeyle birlikte hem şirket sayısının azaltıldığı hem de yüksek harçlarla kamunun değil merkezi idarenin gelir alanına dönüştürüldüğü bir yapıya bürünüyor. Binlerce mühendisi işsizlik riskiyle karşı karşıya bırakan, kamu ihalelerinin önemli bölümünü pazarlık usulüyle dağıtan bu model, deprem gerçeği karşısında güvenli yapı üretimini değil, sermayenin kılcal damarlarını besleyen bir organizasyonu güçlendiriyor.
2023 depremlerinde resmi rakamlara göre 50 binden fazla insan yaşamını yitirmişken, Pamukova tren faciasında 41 kişi zemin etüdü çalışmaları yapılmadan ve yeni işletme hızı için teknik gereklilikler yerine getirilmeden tren faaliyete geçmişken…
Bugün getirilen düzenlemede kamusal denetimin, şeffaflığın ve bilimsel bağımsızlığın adı dahi yok. Var olan şey; tekellerin “piyasa hizmeti” adı altında daha geniş bir ekonomik alanı kontrol etmesinin önünü açan yeni bir rant mimarisi. Deprem güvenliği söylemiyle sunulan bu yasa, sonuçları itibarıyla yerin altını değil, iktidar-sermaye ilişkilerinin derinliğini gösteriyor.
Fotoğraf: AA&DHA
Evrensel'i Takip Et