1 Şubat 2026 01:30

‘Tuhaf Zamanlar’da Devlet Bahçeli siyasetini anlamak

Tarihçi Eric Hobsbawm, 20. yüzyıl tarihini farklı coğrafyalarda yaşanmış kişisel tanıklıkları üzerinden kaleme aldığı “Tuhaf Zamanlar” başlıklı öz yaşam öyküsünde; “. . . Tarihin mesafeye gereksinimi vardır; sadece tutkulara, duygulara, ideolojilere ve kendi din savaşlarımızın korkusuna yönelik bir mesafeye değil bilakis çok daha tehlikeli ‘kimlik’ ayartmalarına karşı da mesafeye ihtiyaç duyar. Tarih hareketlilik ister; geniş bir araziyi araştırıp incelemeyi yani köklerinizin bulunduğu yerden uzaklaşma maharetini gerektirir. Bundan ötürü doğal ortamını terk edemeyen bitkiler gibi olamayız, zira tek bir doğal ortam ya da çevresel ortam bir konuyu ayrıntılarıyla incelemeye kafi gelmez. Bizim için makbul olan bütün azametine rağmen ne meşe ne de sekoya ağacıdır, bilakis, hem kutuplarda hem de tropikal bölgede kendini evinde hisseden ve dünyanın yarısını uçarak kateden alıcı kuşlardır” saptamasını yapar. Güncel olguları tarihsel arka plan önünde değerlendirirken, süreçlere geniş açıdan bakılmasını önerir.     

* * * 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 2024 ekiminde TBMM’nin açılışında DEM Parti grubu üyeleriyle el sıkışması heyecanla karşılanmış, ciddi bir pozisyon değişikliği olarak yansıtılmıştı. Bu algı PKK’nin silah yakma adımından, TBMM’de kurulan komisyonun çalışmalarına kadar geçen sürede etkisini sürdürdü.

 

Ancak bu durum geride bıraktığımız üç haftada yaşanan gelişmelerden sonra hızla değişti. “Terörsüz Türkiye” arayışının payandası olarak sunulan Bahçeli 18 Ocak’ta yaptığı açıklamada, Suriye hükümetinin Kürt halkına karşı yaptığı operasyonları meşru göstermek ve gölgede bırakmak için çıkardığı ve Suriye’de Kürtlerin temel hak ve özgürlüklerini güvence altına aldığı iddia edilen 2026/13 sayılı kararnameyi eleştirenleri; “Kararname çıkar çıkmaz kerameti kendinden menkul bir güruh, bu gelişmeyi kötü gösterme yarışına girmişlerdir” sözleriyle aşağıladı.

 

20 Ocak günü partisinin grup toplantısında daha da ileri gidip; Sadece Fırat’ın batısı değil, Fırat’ın doğusu da Ayn el Arap’tan Kamışlı’ya kadar faal halde bulunan terörist faaliyetlerin kökü kurutulmalı, mıntıka temizliği bütüncül ve eş güdüm halinde hayata geçirilmelidir.” çağrısını yaptı. Mardin’in Nusaybin ilçesinde yaşanan olaylardan sonra DEM Parti’ye ilişkin sorularıyla pozisyonundaki değişikliği belli etti: Silah ve şiddetin yanında mı yer alacak, yoksa siyaset ve demokrasinin erdemine bağlı mı kalacaktır? Kürt kardeşlerimizi asılsız, mesnetsiz ve yalan iddialarla kışkırtarak milli birlik ve bütünlüğümüze zarar vermeye devam mı edecek, yoksa milletimizin tamamını kucaklayan Türkiye partisi olmanın onur ve şerefiyle mi müşerref olacaktır?”

Devlet Bahçeli, Urfa’da özel olarak dokutturulmuş olan ve Abdullah Öcalan’ın kendisine hediye ettiği kilimi, 24 Ocak’ta kamuoyuna açıkladı. Önceden bahsetmediği bir hediyenin bilgisini kriz anında paylaşıp Öcalan ile fikir birliği içinde olduğunu ima eden Bahçeli, DEM Parti’yi hedef alan soru listesini genişletti: “DEM Parti bir karar vermek durumundadır: PKK’nın kurucu önderinin yanında mı yoksa karşısında mıdır? Terörün yedeğinde mi duracak, yoksa terörsüz bir geleceğe hizmet mi edecektir?”

* * *

Yakından tanıyanların kişisel ilişkilerindeki dikkat ve nezaketini vurgulamalarına rağmen, Devlet Bahçeli’nin kamusal alanda sık sık esip gürleyişinin, siyasal tutumunda ortaya çıkan değişimlerin, konuşmalarındaki simgesel yoğunluk ve zenginliğin, makamında fotoğraf çektirdiği kişilerle verdiği mesajların, özellikle partisinin grup toplantılarında geleneksel kültüre ve atasözlerine yaslanan popüler bir dil kullanışının değerlendirilmesi köşe yazısı sınırlarını aşıyor. 

 

Ancak, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen otoriter ortamda bir anahtar konumuna yükselen ‘Devlet Bahçeli siyaseti’ni anlama konusunda eldeki imkanlar hayli geniş. Örneğin Bahçeli’nin “İktidar ortağı değiliz” açıklamasından etkilenip bu cümle karşısında ne diyeceğini bilemeyenlere ‘koalisyon’ kavramı konusunda daha ferah düşünmeleri salık verilebilir. ‘Siyasal parti’, ‘yasama organı’, ‘yasama dokunulmazlığı’, ‘Meclis araştırması’, ‘milletvekilliği’, ‘hükümet’, ‘kararname’ gibi kavramların siyaset bilimi kitaplarındaki anlamlarından sıyrılıp başka işlevler yüklendiği, ‘torba yasa’ sayısının eşi görülmemiş düzeyde arttığı, Anayasa’nın bağlayıcılığından ve üstünlüğünden söz etmenin anlamını yitirdiği bir siyasal ortamda, Cumhur İttifakının bir ‘koalisyon’ mu yoksa ‘iktidar ortaklığı’ mı olduğuna takılmamak gerekiyor. Vali atamalarında basına sızan MHP kontenjanlarından, başta üniversiteler olmak üzere kamu kesimindeki görevlendirmelerdeki MHP etkisine kadar ortada bir ortaklık ve karşılıklı çıkara dayalı bir yol arkadaşlığı olduğu açıkça görülüyor.   

 

Öte yandan, Bahçeli’nin herhangi bir konudaki çıkışını değerlendirirken, MHP’nin tarihsel arka planını akıldan çıkarmamak ve dönemsel rüzgarlara temkinli yaklaşmak bir diğer çözüm olarak öne çıkıyor. Bahçeli’ye yöneltilen iltifatlarda ölçüyü kaçırmamak başta olmak üzere, aradaki mesafeyi korumak, Bahçeli siyasetine her zamankinden daha temkinli yaklaşmak özellikle bu ‘tuhaf zamanlar’da kaçınılmaz olsa gerek. İçinden geçtiğimiz zor dönemde, ‘Hem kutuplarda hem de tropikal bölgede kendini evinde hisseden alıcı kuş’ pozisyonuna sahip çıkmak gerekiyor.

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Yücel Demirer

‘Tuhaf Zamanlar’da Devlet Bahçeli siyasetini anlamak
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et