1 Şubat 2026 06:03

Sendikal haklar laboratuvarı

Migros işçileri, 23 Ocak günü, ücretlerine asgari ücret artışı oranında yüzde 27 zam yapılması üzerine sendikaları DGD-SEN öncülüğünde iş bıraktı. Talepleri ise ücretlerine yüzde 50 zam yapılması, banka promosyonlarının eksiksiz yatırılması, ücretlerinin net olarak belirlenmesi ve gelir vergisinin işverence ödenmesi idi. Migros depo işçilerinin direnişi sadece İstanbul’la sınırlı kalmadı ve ülkenin büyük bölümündeki depolara yayıldı. 

Eylem başladığında 7 bin 875 depo işçisi alt işverenler bünyesinde idi. Migros, eylem başladıktan üç gün sonra, taşeron depo işçilerini kadroya alacağını duyurdu. Aslında bu bir kazanım ve işçilerin eyleminin bir sonucuydu. Gel gör ki Migros bu hamleyi direnişi kırmak için yaptı. Yıllardır 16 No’lu depo (gemi yapımı ve deniz taşımacılığı, ardiye ve antrepoculuk) iş kolunda yer alan Migros depoları, bir anda 10 No’lu ticaret büro eğitim ve güzel sanatlar iş koluna geçirildi. İşveren bu hamlesiyle, işçileri kendi özgür iradeleri ile tercih ettiği sendikadan, DGD-SEN’den koparmayı amaçladı. 

Migros direnişiyle, sendikal barajlar, alt işveren-asıl işveren uygulaması, iş kolu değişikliği, bağlı iş yeri, işletme gibi birçok hukuki mesele, aynı anda işçilerin sendika ve toplu iş sözleşmesi hakkını çiğneyen somut bir olgu olarak yaşandı.

Çifte baraj

Türkiye’deki sendikal sistem iş kolu esaslıdır. Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu uyarınca 20 iş kolu belirlenmiştir ve sendikalar iş kolu düzeyinde örgütlenebilir. Kurulu olduğu iş kolunda yüzde 1’lik iş kolu barajını geçen sendikalar, ayrıca örgütlendiği iş yerinde yüzde 50’den, işletmede ise yüzde 40’tan fazla işçinin üye olması halinde yetkili hale gelir.  Özetle iş kolu ve iş yeri/işletme olmak üzere çifte baraj vardır.

Migros depo işçilerinin çağrısına kulak verdiği, bir kısmının üyesi olduğu DGD-SEN, 2026 ocak ayı iş kolu istatistiklerine göre antrepoculuk iş kolunda yüzde 1’lik ülke barajının altında kalmıştır. İş kolu barajı, bu sendikanın resmi TİS yapmasının önünde bir engele dönüşmüştür.

Taşeron sistemi

Baraj engelini fiili mücadele yoluyla aşmayı deneyen işçilerin karşısına bu kez de iş kolu değişikliği engeli çıkarılmıştır. Migros depoları, bizzat Migros patronu tarafından değil, alt işverenler eliyle işletilmektedir. Çünkü yasa bir iş yerinde yürütülen yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde alt işveren yani taşeron uygulamasına izin vermektedir.

Taşeron uygulaması, işçi ücretlerini düşük tutmanın, işçileri bölerek sendikal örgütlenmeyi zayıflatmanın bir aracı olarak kullanılmaktadır. Yasa her yıl alt işverenlerin değişmesine izin verdiğinden, taşeron iş yerlerinde sendikal örgütlenme neredeyse imkansız hale gelmektedir. Çünkü itiraz ve dava halinde yetki süreci tamamlanmadan alt işveren değişmekte, alınan yetki de kullanılamamakta, TİS imzalanamamaktadır.

Migros patronu da depo ve lojistik işlerini alt işveren eliyle yürüterek yıllardır sendikal örgütlenmeyi engellemişti. Şimdi ise tam tersi bir manevra ile işçilerin haklı direnişini kırma yoluna gitmektedir. İşçileri kadroya almak zorunda kalan Migros, depoların iş kolunu da değiştirmiştir.

Kadrolu olunca iş kolu değişmek zorunda mı?

Hemen akla gelecek “İşçilerin kadroya geçirilmesi doğrudan iş kolu değişikliği sonucunu doğurmak zorunda mı” sorusunun cevabını verelim. Hayır kadroya geçiş otomatikman iş kolu değişikliğini gerektirmez. Bugüne kadar bu depolar bağımsız birer iş yeri veya işletme idi. Ayrı bir iş organizasyonuna sahipti. Kadroyla birlikte de bu özelliğini koruması mümkündür. Aynı şirket, ana sözleşmesi, iştigal konusu elverdiği ölçüde farklı iş kollarında iş yerleri ve işletmeler kurup işletebilir.

İş kolu değişikliğinin, sonrasında başlayan işten çıkarmaların nedeni, işçilerin örgütlülüğünü parçalamak, birliğini bozmak ve yine açlık sınırında ücrete mahkum etmek içindir.  Bu nedenledir ki bir yandan da sendikal örgütlenmeyi yürüten işçiler tazminatsız olarak işten çıkarılmaktadır.

Migros depolarında yaşananlar, ülkemizdeki işçi haklarının, sendikal hakların düzeyini gösteren bir laboratuvar oldu. Yasalar, sermayedarların alicengiz oyunlarına imkan tanıyor.  Bu böyle gitmez, değişmek zorunda. İşçilerin sistemli ve süreklilik kazanan direnişi sadece kadroya geçmeyle sınırlı kalmayacak bir değişikliğin temel dinamiği olacaktır.

Ahmet Ergin

Sendikal haklar laboratuvarı
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et