Torik parıltısı
Bastıran kış
Kış yeniden bastırdı, yeniden yeniden bastırıyor. Bilmem anlatabiliyor muyum yazı yaşamadan kışı görene kışın ne olduğunu?
Her sabah
Aydınlık düşlerden karanlığa uyanıyorsun her sabah. Güneşin doğmasını bekleyerek. Günün gün olmasını.
Hangisi
Pazılı tamamlamanın yolu eksik parçayı koyarak işi bitirmek mi yoksa yeni yerler açarak, parçalar üretmek mi?
Ağlatı
Kış geldi. Ağlatıp duruyor doğayı, beni. Ağlandıkça yaz gülüşlerine sayın diyorlar. Bile bile hiç güldürmediklerini.
Görmeden
Nereden bileyim ağlıyor musun, gülüyor musun, göstermiyorlarsa bana yüzünü.
Yüz yüze
Herkes kendi derdinde. Kimse kimseyi tanımaz, bilmez bir araya gelmedikçe. Televizyonların aktardıkları resimden öte gitmez, yüz yüze gelmedikçe.
Kapanmadıkça
Her soru bir kapı açar. Verilen karşılıklar o kapıları kapatmadıkça.
Dönüşü yok
Dönüşü yok dört nala gitmenin. Ufukta varken bekleyenlerin. Koşunun rüzgarından uşuşurken atların yeleleri.
Yaz yaz bitmez
Öyle çok kağıt var ki masamda, yaz yaz bitmiyor. Yok yoksulluk, savaş, zulüm bitmedikçe. Öldürülmedikçe insanlar.
Karalı dünya
Boş bir kağıt değil ki dünya. Çoktan karalanmış, çizilmiş her yeri. Karalanıp durdukça her gün, kalmıyor kimseye verecek bir şeyi.
Torik parıltısı
Yoksulun ağız tadı, bereketiydi torik. Kar suyu kaçtı mı kulağına yüzeye çıkardı. Elle toplandığı olmuştur kıyıdan. Yıllar yılı yata kalka yorulan palamut inince dibe torik çıktı yüze. Kar suyuna bakmadan. Parıltısını artırarak denizin. Geleceği güneşli günlerin.
Evrensel'i Takip Et