28 Ocak 2026 06:06

Venezuela: Ulusal burjuvazinin tarihsel yeteneksizliği…

“Ulusal burjuvazi” kavramı sürekli tartışılagelmiş, tartışma “var mıdır-yok mudur?” noktasına kadar vardırılmıştır.

Bilinen, ulusun ve ulusal hareketlerin kapitalizme özgü olduğu ve kapitalizmin şafağıyla birlikte tarih sahnesine çıkmaya başladığıdır. Bir diğer bilinense, ulusal hareketlerin burjuva demokratik nitelikte oluşudur. Kapitalizmin üretici güçlerin de gelişmesine elverişli temeli sağladığı gelişme ve yükseliş döneminde, burjuvazi ulusal olmakla kalmayıp ulusun geri kalanını ulusal taleplerle peşinden sürükleyebilmişti.

Ancak işçi hareketinden duyduğu korkuyla gericileşmeye başlayan burjuvazi, 20. yüzyıla gelinirken emperyalizme dönüşen kapitalizmin tekelci burjuvazisi halini aldı.

Emperyalizme dönüşüm sermayenin yoğunlaşıp merkezileşmesine dayandı ve kapitalizmin geliştiği ülkelerde gerçekleşti. Emperyalist burjuvazi yükselttiği gümrük tarifeleri örneğinde gördüğümüz gibi korumacılığıyla hâlâ ulusal bir yana sahip olmayı sürdürdü. Ancak sermaye ihracı, üretimini birçok ülkede yapar oluşu ve buna uygun kurumlaşmalarıyla çoktan uluslararasılaşmıştı.

Ulusallığının yanında baskın hale gelen uluslararasılaşmasıyla emperyalist burjuvazi artık ulusal çıkarları temsil eder olmaktan çıkmış ya da ulusal çıkarı, başlıca, karakteristiği başka ulusları tahakküm altına almak olan emperyalist çıkara eşitlenmişti.

Örneğin Trump’ın ICE’lerinin durmadan sıradan insanları öldürmesi göstermektedir ki, emperyalist burjuvazi ulusu temsil edip yönetmekte yeteneksizdir. Tekelleşmeye ve dolayısıyla planlama ve ardından devletleştirmelere başlamasıyla birlikte üretici güçleri yönetmedeki yeteneksizliğini ortaya koymuştur.

Ve emperyalist burjuvazi, ülkelerin çoğunu kendisine bağımlı kılmıştır. Bağımlılığın başlıca yolu, bu ülkeler burjuvazisinin bir bölümünün emperyalizmle birleşip işbirlikçileşmesi olmuş, “yerlilik-millilik” iddialarıyla ulusallığını genellikle dolarla takas etmiştir. Ancak burjuvazinin tümü bu şansa sahip olamamış; yerli ve yabancı tekellerin baskısı altında tümü tekelleşemeyen, küçük üretimin durmaksızın yeniden ürettiği burjuvazinin önemli bir bölümü kredi, pazar vb. açılardan tekellere bağımlılıktan kurtulamazken, zarar gördüğü emperyalizme karşı tutumlar da geliştirebilmiştir. Bağımlı ülkelerin orta ve küçük burjuvazisi, kendilerini antiemperyalizme ve aşırı milliyetçiliğe yönelten ulusal niteliklidir.

Başarısız bir darbe girişiminin ardından 1998 seçimlerini kazanarak Venezuela başkanı olan Chavez ve ardılı Maduro, ulusal burjuvazinin antiemperyalist temsilcileriydi. Chavez petrol başta olmak üzere ekonominin yüzde 20’sini ulusallaştırarak gıda maddelerini sübvanse etti. Maduro belirli karşı-reformlarına karşın Chavez’in izinden yürüdü. İkisinin de dayanaklarından olan ve Chavist devlet bürokrasisi ile el ele özel işletmelerin kontrolünde tuttuğu önemli bir bölümüne, özellikle eğitim ve sağlık hizmetleriyle gıda dağıtıcılığına yaslanarak palazlanan “Boli-burjuvazi”yi Chavez komün ve halk komiteleri kurarak dengelemeye çalıştı, ama başaramadı. Chavista komün ve komitelerde örgütlediği halka dayanma çabasındaydı, ama yön verici asıl sosyal dayanağı Boli-burjuvaziydi. Bu burjuvazi ulusaldı, ama Bolivarcı antiemperyalizm ortamında gerçekleştirmeye çalıştığı sömürücü çıkarları peşindeydi; sıkıştıkça petrolünü sattığı ve borçlandığı ticaret “ortağı” Çin’e ve silah alımında Rusya’ya yaslanarak sorunlarını çözmeye yöneldi. Antiemperyalizmi Antiamerikancılıkla sınırlandı. Boli-burjuvaziyle Chavist bürokrasi ulusal hareketi hep geriye çekti, Chavez’in komünler ve inisiyatiflerinin önünü açma girişimlerinin sürekli önünü kesti, komün vurgusuyla “21. yüzyıl sosyalizmi”ne onay istediği 2007 referandum çalışmalarını baltaladı ve kaybedilmesini sağladı. Maduro dönemindeyse iyice palazlanmış ve azmıştı!

Venezuela örneğinde ulusal burjuvazi, temsilcilerinden bazılarının işbirliği yaptığı söylentisi de yaygın olan Maduro ve eşinin kaçırılması sonrasında antiemperyalizminin tutarsızlığıyla tarihin tekerleğini ileriye doğru döndürme yeteneksizliğini kanıtlayarak, hızlı bir manevrayla Amerikan emperyalizmiyle uzlaşmasını onunla birleşme yönünde ilerletme politikası izliyor.

Mustafa Yalçıner

Venezuela: Ulusal burjuvazinin tarihsel yeteneksizliği…
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et