26 Ocak 2026 06:15

Kuşatma altındaki Rojava’yı yaşatmak…

Kendisine Trump tarafından ‘meşruiyet’ bahşedilen cihatçı Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) ile SDG arasındaki entegrasyon sürecinin nasıl sonuçlanacağı, 2026’ya girerken Suriye’nin geleceği ve Türkiye’deki ‘süreç’ açısından merak edilen konuların başında geliyordu. Ve yılın ilk ayı tamamlanmadan Rojava’nın varlığını koruyup koruyamayacağını konuşuyoruz. 

Şam’da taraflar arasında 4 Ocak’ta yapılan toplantının, Ankara’nın araya girmesiyle yarıda kesilmesi ve ardından Paris’te İsrail ve Suriye yönetimiyle, ABD ve Fransa’nın himayesiyle yapılan toplantılar ve sonrası Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Suriye temsilcileri arasındaki görüşmeleri takiben Halep’te Kürt mahallelerine yönelik kuşatma ve sonrası biliniyor…

Elbette bu aşamaya sadece ocak ayındaki toplantılarla değil, Şam, Paris, ABD, Erbil, Ankara ve bir dizi başka yerde çeşitli zamanlarda yapılan toplantılardaki istişare ve güç mücadeleleriyle gelindi. Bir adım geriye çekilerek yapılan bütünlüklü analizlerde, gelişmelerin bu noktaya gelmesinde 2012’den itibaren atılan adımlardaki bazı temel yanlışların etkili olduğu, bunda Kürt tarafının ABD ile kurduğu ilişkiler ve bu ilişkiye ABD’nin, IŞİD ile mücadele ortaklığı dışında, siyasal bir ittifak anlamı yüklemediği halde, Kürt tarafının böyle bir beklenti içinde olduğu yorumlarını ekleyebiliriz. Bunun da ABD’nin SDG’den desteğini çekerek, Suriye’deki cezaevlerindeki IŞİD’lileri Irak’a taşımaya başlamasıyla, Kürt tarafında yerini bir hayal kırıklığına bıraktığı açık. 

IŞİD barbarlığına karşı bulunduğu toprakları savunurken, dünya halklarının takdirini kazanmış olan Suriye Kürtlerinin, ödedikleri onca bedelin ardından, statüsüzlük dayatılması yüz yüze bırakılması kuşkusuz trajiktir. Bu güncel trajedi, Kürtlerin tarih boyunca yaşadıkları benzer anlara dair travmaları da tetiklemiş görünüyor. Ancak emperyalist güçler ve bölgenin hegemon güçleri Suriye’ye kendi çıkarlarına uygun bir gelecek dayatırken, Rojava’nın örgütlü güçlerinin kendi statü taleplerini, IŞİD ile mücadeledeki rolleriyle sınırlı olmayan bir bağlam içinde görmeleri gerektiği açıktır. Aksi bir tutum, Trump ve Barrack’ın ifadelerinde yansıyan buyurgan, üstenci sömürgeci tavırlara kendilerini açık hale getirmeye devam etmelerine neden olacaktır.

Bu aşamada Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, muzaffer bir edayla sürece dair yorumlar yaparken, ABD’nin SDG’den desteğini çekmesiyle Arap aşiretlerinin SDG’den ayrılarak, ‘rejim’ tarafına geçmesinde Türkiye’nin önemli bir etkisi olduğu ima edildi. Ek olarak Suudi Arabistan ve Katar’ın Arap aşiretlerinin SDG’den koparılmasında etkili olduğu biliniyor.

Şu anda Haseke ve Kobanê’ye çekilmiş olan Kürtler, bir anlamda SDG öncesi konumlarına dönmüş oldular. Karlı kış koşullarında günlerdir kuşatma altında, elektrik, su ve temel ihtiyaçlardan yoksun olan Kobanê’den bu yazı yazılana kadar beş çocuğun yaşamını yitirdiği haberi geldi. Ateşkesin 15 gün uzatılmış olduğu bu süreçte, Kürtlerin kendi birliklerine dair gösterdikleri dayanışma, Türkiye, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ve dünyanın pek çok ülkesinde gerçekleştirilen Rojava ile dayanışma eylemleri, Rojava’ya kuşatmanın kırılmasında mutlaka bir düzeyde etki yapacaktır.

Ağır kuşatma altındaki Rojava’nın en azından yakın dönemdeki statü talepleri bakımından öncesine kıyasla güç kaybettiği yadsınamaz. Ancak örgütlü Kürt güçlerinin, bundan sonrasında, Aleviler, Dürziler, Ermeniler, Süryaniler gibi Suriye’nin tüm halklarıyla birlikte geleceğini ararken, Arap aşiretlerinin ‘rejimin’ safına geçmiş olmasının Sünni Arap nüfusla ilişkilerini tahrip etmesine izin vermeyen bir hatta durmaları önemli olacaktır. Zira, emperyalist güçlerle bölgenin hegemon güçlerinin, din, mezhep ve etnik fayları, ‘böl, yönet’ politikalarının bir manivelası olarak kullanmaya doyamadıkları biliniyor. 

Bu arada, geçen haftaki yazıda, Suriye’de, kendisine bağlı siyasi güçlerin zayıf bir örgütlülüğe sahip olduğu bilinen Barzani yönetiminin, Erbil’de ABD, Ankara ve Suriye’deki taraflar nezdinde oynadığı rolle Kürtler içindeki pozisyonunu güçlendirdiğine ve bunun Suriye sahasında da bir karşılığı olacağına bir ucundan değinmiştik. Son bir hafta içinde de bu gözlemimizi destekleyen işaretler görüldüğünü ekleyelim.

Gelişmelerin Türkiye’deki sürece etkisi ve Türkiye’deki sürecin bundan sonraki gelişme seyrini başka bir yazıda ele alalım.

Fatih Polat

Kuşatma altındaki Rojava’yı yaşatmak…
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et