25 Ocak 2026 06:25

Analık mı kutsal, sermaye mi?

Mevcut iktidar, söylemiyle analığı kutsamaktadır. Ancak kadınların çalışma yaşamına eşit olarak katılmasını istemediğinden, neredeyse çeyrek asırlık iktidarı boyunca, çalışırken doğum yapan, anne olan kadınların haklarına ilişkin kamuya ve işverene yükümlülük getiren düzenleme yapmaktan kaçınmıştır. Getirdiği tek düzenleme ücretsiz izin ve kısmi süreli çalışmayla sınırlı düzenlemedir.

Mevzuatımıza göre kadın işçilerin doğum öncesi ve sonrasını kapsayan 16 haftalık analık izni hakkı bulunmaktadır. Bu sürenin ücreti, doğumdan önceki bir yıl içerisinde 90 gün prim yatırılmış olması şartına bağlı olarak SGK tarafından ödenmektedir. Çoğul gebelik halinde doğumdan önce çalıştırılmayacak sekiz haftalık süreye iki hafta eklenmekte, sağlık durumunun uygun olduğunun doktor raporuyla belgelendirilmesi halinde kadın işçi isterse doğumdan önceki üç haftaya kadar iş yerinde çalışabilmektedir. Bu durumda, kadın işçinin çalıştığı süreler doğum sonrası sürelere eklenmektedir.

Kullanılamayan süt izni

Yine kadın işçilerin bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam bir buçuk saatle sınırlı süt izni hakkı bulunmaktadır. Yasaya göre bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi kendisi belirler ve süt izni süresi günlük çalışma süresinden sayılır, ücreti ödenir. Özellikle büyük kentlerde iş ile ev arasındaki mesafe bu sürenin tamamının yolda geçirilmesi anlamına gelmektedir. Vardiya saatleri dışında servis imkanı bulunmadığından ve iş yerlerinde kreş de olmadığından süt izni istisnalar dışında fiilen kullanılmamaktadır.

Esasen analıktan kaynaklanan haklar bunlarla sınırlıdır diyebilir.

Ücretsiz izin

AKP iktidarı döneminde, 2016 yılında iki düzenleme daha yapılmıştır. Bunlar, ücretsiz izin ve kısmi süreli çalışmaya ilişkin düzenlemedir. İsteği halinde kadın işçiye, analık izninin tamamlanmasından sonra altı aya kadar ücretsiz izin verilir. Ancak bu süre, yıllık ücretli izin hakkının hesabında dahi dikkate alınmaz. Ayrıca doğum yapan kadın işçilerin analık izninden sonra kullanabileceği, birinci doğumda altmış gün, ikinci doğumda yüz yirmi gün, sonraki doğumlarda ise yüz seksen gün süreyle haftalık çalışma süresinin yarısı kadar ücretsiz izin hakkı bulunmaktadır. Bu izni kullanan kadın işçi, aynı zamanda süt iznini kullanamamaktadır.

İşveren onaylarsa

Yine 2016’da yapılan düzenlemeyle kadın işçi, bu ücretsiz izinlerin bitiminden çocuğun mecburi ilköğretim çağının başladığı tarihi takip eden ay başına kadar herhangi bir zamanda kısmi süreli çalışma talebinde bulunabilmektedir. Kısmi süreli çalışma talebi, altı aylık ücretsiz izin süresi kesilerek de yapılabilmektedir.

Ancak kısmi süreli çalışma talebi işverenler tarafından kabul edilmek zorunda değildir. Özel sağlık kuruluşlarındaki mesul müdür, sorumlu hekim, laboratuvar sorumlusu ve sağlık hizmetinden sayılan işlerde tam zamanlı çalışması öngörülenler tarafından yerine getirilen işlerde, vardiyalı çalışmanın bulunduğu sanayi işlerinde, bir yıldan az süren mevsimlik işler ve taahhüt işlerinde ve iş süresinin haftanın çalışma günlerine bölünmesi suretiyle yürütülmesine nitelikleri bakımından uygun olmayan işlerde çalışan kadın işçilerin kısmi çalışma talebi patronunun uygun bulması halinde yapılabilmektedir. Kısmi çalışması kabul edilen kadın işçi, çalıştığı süre kadar ücret alabilmektedir.

Esasen fiilen çok zor kullanılan süt izni ve doğum öncesi ve sonrası 16 haftalık dönemi kapsayan doğum izni dışındaki düzenlemelere hak demek mümkün değildir. Bebek bakımı nedeniyle ihtiyaçları artan işçiye, ücrete en çok ihtiyaç duyduğu dönemde ücretsiz izin hakkı tanımanın hayatta karşılığı bulunmamaktadır. Bu sözde haklar, sermayedarlara herhangi bir ek yük getirmemektedir.

Kıdem tazminatı hakkı neden yok?

Kadın işçilere, çalışırken anne olanlara kıdem tazminatı hakkı dahi tanınmamasının nedeni de sermayeyi kollamaktan kaynaklanmaktadır.  Elbette kadınların ekonomik bağımsızlığını kazanması, çalışma yaşamında eşit bir birey olarak yer alması önemlidir. Ancak erkekler askere giderken dilerse kıdem tazminatını almaya hak kazanırken, bebeği için kreş imkanı bulamayan, bakıcı hizmetinden yararlanmayı hayal dahi edemeyen, ücretsiz iznini kullansa bile 8-9 aylık bebeğine bakmak için işten çıkmak zorunda kalan kadın işçinin kıdem tazminatı hakkından yoksun bırakılmasının kabul edilebilir bir yanı yoktur.

Kıdem tazminatı hakkı bu koşullarda önemlidir. Ancak daha önemlisi en azından doğum izni ve analık ödeneği süresinin, bebeğin emzirme çağını kapsayacak şekilde artırılması, iş yerlerine sayı şartı aranmaksızın bağımsız veya diğer iş yerleriyle ortaklaşa kreş açma zorunluluğunun getirilmesi olacaktır. Bu hakları, sermayeyi kutsayan iktidarların kendiliğinden getirmeyeceği hayat tarafından doğrulanmıştır.

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Ahmet Ergin

Analık mı kutsal, sermaye mi?
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et