24 Ocak 2026 06:07

CEO’ların Davos itirafları

Dünyanın en büyük şirketlerinin patronlarından “itiraflar” ve büyük iddialar Davos’ta birbiri ardına ortaya saçıldı. İtiraf ve iddialı açıklamalara geçmeden önce kısa bir hatırlatma: Davos’ta gerçekleştirilen Dünya Ekonomik Forumunun en önemli işlevi “özel sermaye ile devletler arasındaki iş birliğini” sağlamak. Farklı sermaye gruplarının birbiri ile çelişen çıkarları ile devletlerin olanaklarından nemalanmak üzere rekabeti Davos’un rutin bir parçası. Tam da bu nedenle Davos şirketler için kendilerini devletlere pazarladıkları dev bir reklam faaliyeti. Öte yandan Davos’un medyadaki popülerliği şirketler için dev bir halkla ilişkiler faaliyeti olanağı da yaratıyor. Bu yıl Davos’a damgasını vuran CEO’ların yapay zeka açıklamalarını bu bağlam içinde ele almak gerekir. 

Dünyanın en büyük varlık yönetim şirketi Blackrock’ın CEO’su Laurence Fink ile başlayalım. Fink, 30 yıldır yaratılan zenginliğin özel sermayeye aktığını, halka bu zenginlikten bir pay sunulmadığını vurgulayarak güncel yapay zeka teknolojileri ile birlikte “beyaz yakaları” da daha fazla kapsayacak şekilde gelir adaletsizliğinin derinleşmesi tehlikesine dikkat çeken bir konuşma yaptı. Elbette finans sektörünün en önemli temsilcilerinden biri olan Fink tehlike alarmlarını “halkçılığından” almıyor. Alarm zillerini çalmasının sebebi yoksullaşmanın “kapitalizmin(sömürünün) sürdürülebilirliğini” tehlikeye sokacak düzeye yaklaştığını düşünmesi.

Microsoft patronu Satya Nadella da Fink’e kendi cephesinden katılanlar arasında. Ancak Nadella’nın derdi kapitalizmin sürdürülebilirliğinden ziyade Microsoft’un tüm kaynakları ile yöneldiği yapay zeka teknolojilerinin benimsenmeyen, kullanılmayan ölü bir yatırıma dönüşmesi olasılığı: “(AI) …Sağlık, eğitim ve kamu sektörünün verimliliğini iyileştirmiyorsa, kıt bir kaynak olan enerji gibi bir şeyi alıp kullanma konusunda toplumsal izni bile hızla kaybedeceğiz.” Nadella kendi şirketi açısından kaygısında haksız değil. Microsoft en az birkaç yıllık yol haritasını AI teknolojilerinin benimsenmesine bağladı. Bu teknolojilerin kabul görmemesi Microsoft açısından ciddi bir mali risk. Ve bu teknolojilere karşı çıkış giderek daha yaygın bir eğilim haline geliyor.

Fink ve Nadella gibi “kaygılarını” ifade eden CEO’lar madalyonun bir yüzü. Madalyonun diğer yüzünde AI teknolojilerini herkese -güzellikle olmazsa zorla- benimsetmek isteyen Nvidia, Antropic, XAI gibi şirketler var. Nvidia CEO’su Jensen Huang, altına hücum döneminin “Herkes altın bulabilir, tek ihtiyacınız bir kürek.” diyen kürek satıcılarını hatırlatırcasına her ülkenin kendi AI altyapısını kurmasını önerip uygulama katmanında yaratılacak zenginlik vaadiyle enerji, çipler, veri merkezi ve modeller için yatırım yapılması talebinde bulunuyor.

Anthropic patronu Dario Amodei ise bir yandan H200 çiplerde ambargonun kaldırılıp Çin’e satılabilir hale gelmesini “Kuzey Kore’ye nükleer silah satmaya” benzeterek Trump ve Huang’a çatarken, diğer yandan da yapay zekanın büyük vaatlerini art arda sıralıyor: “Mevcut modeller 6 ila 12 ay içinde bir yazılım mühendisinin tüm işini yapabilir hale gelecek. İnsan seviyesi ya da daha üstü bilişsel performans (AGI) ise bir iki yıl içinde mümkün olacak. Giriş seviyesi beyaz yaka işlerin yüzde 50’si 1 ila 5 yıl arasında yapılabilir hale gelecek.”

Büyük vaatler ile pazarlama Amodei ve Altman başta olmak sektörün rutini zaten. Ancak bu rutinin önemli bir parçası da maç sırasında kale direğinin yerini kaydırma. İster AGI vaatlerine bakın ister kod yazmaya ister diğer vaatlere… Yapay zekanın hemen her şeyi şimdiye kadar yapacağı vadedilmişti. Taze örnek Amodei’nin kodun tamamını yazma vaadi. Geçen yılın mart ayında “12 ay içinde” bunun gerçekleşeceğini yine Amodei söylemişti. Takip edenlerin alışık olduğu üzere vaat tarihlerine “güncelleme” geldi.

Davos yapay zekada nasıl ilerleneceği konusunda şirketler arasındaki çelişkileri ortaya serdi sermesine ama ilerleme konusundaki ortaklaşmayı da ortaya serdi. Öte yanda ise yapay zeka teknolojileri insanların yaşamlarını olumsuz etkiledikçe bu ortaklaşmanın karşı cephesinin nüveleri de giderek görünür olmaya başlıyor. XAI’nin kadınların rızaları dışında mayolu görsellerini oluşturan Grok’una tepkiler bunun yakın örneği. Bir diğeri veri merkezi projelerine karşı tepkiler. Kimse arka bahçesinde yeni bir veri merkezi istemiyor. Yine kimse bu veri merkezlerini besleyecek elektrik şebekesinin maliyetinin kendi faturasına yansımasını da istemiyor. Son bir yılda proje bölgelerinde yaşayanların yoğun tepkileri nedeni ile iptal olan veri merkezi projesi sayısı kalan beş yılın toplamından fazla. Önümüzdeki 5 yıl için çok sayıda veri merkezi kurmayı planladıklarını gözetirsek bu alandaki kavga daha yeni yeni başlıyor.

İsmail Gökhan Bayram

CEO’ların Davos itirafları
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et