22 Ocak 2026 22:45

Faiz hâlâ yüksek, dayağı yiyen hâlâ aynı

Merkez Bankası faiz indirim kararı, beklenenden az oldu;100 baz puan indirime gidildi böylece politika faizi yüzde 38’den yüzde 37’ye indi.

İki soru öne çıktı.

Birincisi; Merkez Bankasının rezervleri (kasa doluluk) ‘rekor’ kırarken neden faiz indirimi düşük kaldı?

Neden resmi enflasyon yüzde 30’ken, daha cesur davranılamadı.  

İkincisi; hükümet dışarıda Suriye, içeride toplumun tük kesimlerine yönelik operasyonlar üzerinden güç gösterisi yaptığı bir dönemde neden daha güçlü bir indirim yapamadı.

***

Cevaplarımızı özetle aktaralım.

Merkez Bankası, ‘Yıl sonu yüzde 16, en fazla yüzde 19 olur’ dediği enflasyon oranına kendisi de inanmıyor.

Yüzde 25’e ikna olmuş gözüküyor.

Bir başka tespit: Merkez’in kasası çok da güven vermiyor.

Her ne kadar, devletin kasasının bakanı Mehmet Şimşek, 2026’da küresel konjonktürün Türkiye için ‘destekleyici’ olacağını söylese de… Belli ki ABD Başkanı Trump önderliğinde çalkalanan dünya kapitalist sistemi içinde, hiç de güvende hissetmiyor.

İçeride ABD’den ‘meşruiyet’ ithali ile ilerleyen, Suriye’de ABD çizgisi ile yol alan Cumhurbaşkanı Erdoğan da ‘güç gösterisi’ yapacak kadar güçlü olunmadığının farkında; partisinin yarı resmi yayın organı kabul edilen gazetelerin, ‘Faizde yüzde 5 indirim bekleniyor’ çığlıklarına aldırış etmemesi bu yüzden.  

Faiz indirimindeki ihtiyat ayrıca şunu da dedirtiyor: Ocak ayında enflasyonun yüksek (yüzde 4 ve üzerinde) gelecek.

Böylece yüzde 12 zam alan gariban emeklinin aldığı zammın üçte biri ilk aydan gidecek.

Hani enflasyon inecekti?

Enflasyon yüksek, faiz hâlâ yüksek, öyleyse biz dayağı niye yedik? 

Şimşek öncülüğünde uygulanan iktidarın ekonomi politikasının formülünde başka türlüsü olamazdı!

Neydi o formül. Bir; enflasyon kur artışından büyük olacak, yani yüzde 30 enflasyon varsa, kur daha düşük, örneğin yüzde 20 artacak. İki; faiz oranı enflasyondan büyük olacak, yani enflasyon yüzde 40’sa faiz misal yüzde 50 olacak.

Bu formülün iddialarından biri şuydu: Faiz yüksek olursa insanlar harcamak yerine tasarruf eder, talep düşer, şirketler yatırımı bırakır, ekonomi soğur, enflasyon düşer.  

Hiç de öyle olmadı: İki buçuk yıldır ortalama faiz yüzde 45; enflasyon yüzde 30.9!

Kurlar düşük olunca, bağımlı ekonomide mal üretiminde enflasyon düştü ama hizmete düşmedi, vatandaşın gıda, kira ve ulaşım gibi elzem kalemlerinde uçuk!

Kira enflasyonu yüzde 61.

Hizmet enflasyonu yüzde 45.

Ulaştırma yüzde 44.

Gıda yüzde 40.

***

Talep falan düşmüyor, altından, faizden, konuttan zengin olanlar harcadıkça harcıyor. Gelir adaletindeki bozukluğun ve zengini daha zengin yapan sistemin sonucu bu!

Emekçi gıdadan kesip kirasını zor ödüyor; kart borcu artarak harcama yapıyor; kart borcunu ödeyemeyip icralık oluyor, 2025’in ilk 11 ayında 1 milyon 946 bin yurttaş icraya verildi.

Bir deyiverin hele; bu durumda vatandaşın hangi talebini keseceksiniz, yüksek faizle? 

Bankalar kredi bile vermiyor.

İhtiyaç kredi faizi yüzde 60’ı geçti.

Çünkü…

İhtiyaç kredisi takip oranı 5.35’e yükseldi. Bankalar para verip bir de peşine düşmek istemiyor.

Vatandaşı yoksullaştırarak talep hiç de düşmüyor. Bakınız şişen ithalata; tüketim malı ithalatı 60 milyar doları aştı.

2022’de ithalat içindeki payı yüzde 8’di. Şimdi iki kat arttı ve yüz 16’ya yükseldi.

Birileri için talep dip diri!

Dayak ve vergi

Asgari ücretli, emekli, 150 bin metal işçisi, milyonlarca emekçi faiz-enflasyon dayağı yiyip duruyor.

2025 yılında bütçeden faize 2 trilyon 54 milyar lira ödendi.

Geçen yıl tahsil edilen toplam ÖTV geliri 2 trilyon 24 milyar lira. Görüldüğü üzere faiz olmasa vatandaştan hiç ÖTV alınmasa da olurdu.

Hem de benzin, otomobil, cep telefonu fiyatları düşerdi; hem de öyle böyle değil, 60 TL’lik akaryakıt fiyatı yaklaşık 40 lira olurdu mesela!

Bu yıl alınması hedeflenen verginin 4’te 1 kadar vergi ‘muafiyet’, ‘istisna’ adı altında alınmayacak. Ama metal işçisinden yüzde 25 vergi alınacak 5 ay sonra.

Enflasyonun da verginin dayağını da yiyen aynı!

***

İktidara ‘Dövdüğüne az da olsa ver’ dediğinde kıyamet!

En düşük emekli maaşı 20 bin TL’ye çıkarıldı, yaygarası ardından geldi: Bunun maliyeti 65 milyar TL.

Mübarek 65 milyar TL dediğin faize 9 günde ödediğin para!

***

İktidar aynı yolda ilerlemeye kararlı.

Enflasyonun böyle düşeceğine inanıyor ama faiz açıklama metnindeki şu ifadeler de çarpıcı: ‘Aylık enflasyon gıda öncülüğünde artıyor, ana eğilimde de sınırlı artış var.

Faiz talebi düşürmüyor, harcayacak kesimler yaratıp, talebi diri tutuyor. ‘Artıyor denilen gıda fiyatlarının da faizle değil, tarım politikaları ile ilgisi var!

***

Yüksek faiz başta olmak üzere, gelir adaletini bozan, bozdukça harcayabilen kesimin enflasyonu diri tutmasına yol açan politikalar yerine tersi yapılmalı; zengin daha fazla vergilendirilmeli, konutlardan, sermaye gelirlerine kadar her türlü servet vergisi artmalı, kamu özel iş birliği garanti ödeme kara deliğine son verilmeli vs.

Aksi dayak yiyenin yemeye devam etmesi demek. Faiz kararına bakılırsa da o dayak bu yıl şiddetli devam edecek!

Bülent Falakaoğlu

Faiz hâlâ yüksek, dayağı yiyen hâlâ aynı
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et