21 Ocak 2026 06:08

Rojava’ya ikinci ‘IŞİD’ kuşatması!

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

SDG (Suriye Demokratik Güçleri) ve Rojava özerk yönetiminin, Suriye’deki geçici yönetimin başında bulunan HTŞ (Heyet Tahrir eş Şam) Lideri Colani’nin ‘teslimiyet’ dayatmasını kabul etmemesi sonrasında cihatçı grupların oluşturduğu yeni Suriye ordusu Rojava’ya saldırıyor. 2014’te IŞİD’in (Irak Şam İslam Devleti) Kobanê kuşatmasını destekleyen Türkiye’deki Erdoğan yönetimi, IŞİD ile aynı örgütsel gelenekten gelen geçici HTŞ yönetiminin Rojava’ya yönelik saldırı ve kuşatmasının da teşvikçisi ve destekçisi konumunda bulunuyor. Ayrıca 2014’ten sonra Suriye ve bölgedeki (Ortadoğu) çıkarları için IŞİD’e karşı Kürtlerle iş birliği yapan ABD emperyalizmi de geçici HTŞ yönetimine bugüne kadar her istediğini yaptırdığı için bu saldırılar karşısında sessiz kalmayı tercih ediyor. Üstelik geçici HTŞ yönetimi ele geçirdiği hapishanelerde ilk iş olarak IŞİD’lileri serbest bırakırken, aldığı bu tutum, ABD emperyalizminin IŞİD ile mücadele adı altında sürdürdüğü politikada asıl derdinin cihatçı, el Kaideci gruplar olmadığını bir kez daha gözler önüne seriyor. 

Suriye’deki geçici HTŞ yönetiminin Rojava’ya yönelik saldırılarını anlamak bakımından arka plandaki hesap ve pazarlıklarla ilgili şu noktalara bir kez daha dikkat çekmek gerekiyor:

Birinci olarak; Halep’teki Kürt mahalleleriyle (Şeyh Maksud ve Eşrefiye) ilgili yapılan 1 Nisan (2025) anlaşması ihlal edilerek bu mahallelerdeki Kürt asayiş güçlerinin buradan çıkartılması amacıyla düzenlenen saldırı, geçici HTŞ yönetiminin Paris’te ABD ara buluculuğunda İsrail ile iş birliği anlaşması imzalamasının ardından başlatılmıştı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da Paris’te hem HTŞ yönetiminin Dışişleri Bakanı Şeybani ve hem de ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile görüşerek bu anlaşmanın imzalanmasını desteklemişti.

Her fırsatta İsrail tehdidinden söz eden Erdoğan ve Saray rejiminin, geçici HTŞ yönetiminin İsrail’in işgallerini meşrulaştıran ve dayatmalarına teslim olması anlamına gelen bu anlaşmayı imzalamasını desteklemesinin öbür ucunda, ABD emperyalizmi ile ilgili SDG ve Suriye Kürtleriyle ilgili pazarlıkları yer alıyordu.

Erdoğan ve Saray rejimi, geçici HTŞ yönetiminin ABD ve İsrail’in talep ve dayatmalarını kabul ettiği oranda bu güçlerin SDG’ye duyacağı ihtiyacın azalacağı ve bunun üzerinden Kürtlerin kazanımlarına yönelik saldırılarına alan açılacağının hesabını yapıyordu. ABD emperyalizmi de bölgenin yeniden dizaynında ve özellikle İran’ın bölgesel pozisyonunun geriletilmesi ve sonrasında bu boşluğun doldurulması konusunda Erdoğan iktidarına ihtiyaç duyuyordu.

Bu nedenle HTŞ güçleri Halep’teki Kürt mahallelerine saldırırken Milli Savunma Bakanlığı bölgeye askeri güç sevk ederek, talep halinde HTŞ yönetimine destek verileceği açıklamasını yapmış; ABD emperyalizmi de “itidal” çağrısı yaparak bu gelişmeleri izlemişti.

Çok geçmeden bu pazarlıkların sadece Halep’le sınırlı olmadığı ortaya çıkmış; HTŞ güçleri önce Fırat’ın batısında Kürt güçlerinin elinde bulunan son noktalar olan Deyr Hafir ve Meskene’ye saldırmış ve ardından da bu saldırlar Fırat’ın doğusunda Rakka ve Deyrizor’a yönelmişti.

Tom Barrack’ın Erbil’de SDG Komutanı Mazlum Abdi’nin başında yer aldığı Rojava heyeti ve KDP (Kürdistan Demokrat Partisi) Lideri Mesut Barzani’nin başında yer aldığı Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi heyeti ile yaptığı görüşmede, ABD’nin hesabı daha da belirginleşmişti: ABD emperyalizmi bir yandan Rakka ve Deyrizor’un geçici HTŞ yönetimine devredilmesi ve Arap aşiretlerin SDG’den kopartılması üzerinden SDG ve Rojava özerk yönetiminin gücünü sınırlıyordu. Öte yandan bu sürece Türkiye ile iş birliği halindeki Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki Barzani yönetimini de dahil ederek Erdoğan rejimini ikna etmek; böylece Türkiye, İsrail, geçici HTŞ yönetimi ve gücü sınırlanmış SDG’nin ABD’nin bölgesel çıkarları etrafında birleştirileceği bir siyasi denklem kurmak istiyordu. Dolayısıyla son dönemde Colani başta olmak üzere SDG’ye yönelik “Kandil’den talimat almak” suçlamalarının sıkça yapılması da bu hesaplardan bağımsız değildi.

Şam’da Özel Temsilci Barrack’ın da yer aldığı görüşmede Colani’nin Abdi’ye tasfiye ve teslimiyet dayatmasının ve Kürt heyetinin bu dayatmayı reddetmesinin ardından saldırılar yoğunlaştı. Rojava özerk yönetimi seferberlik ilan ederek bu saldırılara direnme kararı aldı. Bu noktada Kürt güçlerinin ortaya koyacağı mücadele ile dünyanın her tarafından yükseltilecek dayanışmanın düzeyi ve yine sahadaki en etkili güç konumundan bulunan ABD emperyalizminin alacağı tutumun bundan sonraki gelişmelerin seyri bakımından belirleyici olacağını söyleyebiliriz.

Geçici Colani yönetimi, SDG ve özerk yönetimin ülkeyi iç savaşa sürüklememek için geri adım atmasından aldığı güç ve Erdoğan rejiminin verdiği destek üzerinden, şimdi Kürtlerin Rojava’daki bütün kazanımlarını ortadan kaldırmak üzere özellikle Haseke ve Kobanê’ye saldırılar düzenliyor. Colani’nin Kürtlere “hak tanıma” adı altında yayımladığı ve gerçekte Kürtlerin ana dillerinde eğitim hakkını bile tanımayan kararnamesi de bu saldırganlığın dayanağı haline getirilmek isteniyor.

Kürt ulusal mücadelesi bakımından çok özel bir anlamı olan Kobanê’nin yeniden kuşatılıp hedef alınmasının rastlantı olmadığı da açıktır. Yeni saldırı sadece Kürt halkı için değil; bölgede demokrasi, barış ve halkların seküler bir temelde birlikte yaşamından yana olan bütün güçleri hedef alan yeni bir ‘IŞİD kuşatması’ olarak anlam kazanıyor.

Bu noktada kimi ulusalcı ve ulusalcı sol kesimlerin ABD emperyalizminin hizmetkarı HTŞ yönetimi ve iş birlikçisi Saray rejiminin saldırganlığına karşı tutum almak yerine Kürtlere ‘emperyalizm’ konusunda ders vermeye soyunması konusunda da birkaç söz söylemek gerekiyor. Çünkü bu güçler için emperyalizm tartışması asıl olarak Kürtlerin ulusal demokratik haklarının inkarının gerekçesi haline getiriliyor.

Kuşkusuz Kobanê direnişinden sonra ABD ile iş birliğinin devam etmesi, Suriye Kürtlerinin en önemli açmazıydı. Bu açmazı en açık biçimiyle Kürtlerin zamanında Esad yönetimiyle demokratik birlik temelinde görüşmeler yapması ama öte yandan ABD’nin Kürtlerle iş birliğini bunun önüne geçmek üzere kullanmak istemesi gerçeğinde görmüştük. Ancak bu durum iddia edildiği gibi Kürtleri “ABD’nin askeri” yapmıyor aksine ABD emperyalizmi kendi bölgesel çıkarları bakımından mecbur kaldığı için daha önce uluslararası toplantılara (Cenevre 2 görüşmeleri) katılmalarını engellediği Kürtlerle iş birliğine yöneliyordu. Dahası bugün Kürtler ABD emperyalizminden bağımsız örgütlü bir güç oldukları için seferberlik ilan ederek direniş kararı alabiliyordu. Dolayısıyla Kürtlerin ABD emperyalizminin de göz yumduğu saldırılara karşı direnmesine destek sunmak, saldırganlığa karşı çıkmak yerine emperyalizm üzerinden ders vermeye soyunanların gerçekte kime hizmet ettikleri de açıktır.

Son olarak, Türkiye’deki Saray rejiminin temsilcilerinin bu gelişmelerden memnun olmasında ve bu gelişmelerin Öcalan ile yürütülen görüşmelere ‘olumlu’ etkilerinin olacağını söylemelerinde de şaşırtıcı bir yan yoktur. Daha en başından Kürt silahlı güçlerinin tasfiyesi hedefiyle yola çıkılan ve çerçevesi bu eksende çizilen bir süreçte bu güçlerin en önemli bileşeni SDG’nin tasfiyesine yönelik saldırılara alan açılmışken Erdoğan rejiminin bundan heyecan duyması anlaşılırdır. Ancak Erdoğan rejiminin bu heyecanı, söz konusu politikanın dönüp dolaşıp ABD emperyalizminin çizdiği sınırlar içinde ve onunla iş birliği halinde bölge halklarına karşı saldırganlığın bir parçası olduğu ve olacağı gerçeğini de değiştirmiyor.

Bugün Suriye’ye IŞİD ve el Kaide’den bozma HTŞ elbisesinin giydirilmesine karşı çıkmanın; Sünni, Alevi, Dürzi, Hıristiyan; Arap, Kürt, Türkmen, Süryani, Ermeni her milliyet ve inançtan Suriye halklarının demokratik ve seküler bir gelecek kurmasını savunmanın yolu, Rojava’ya yönelik kuşatma ve saldırganlığa karşı mücadele ve dayanışmayı büyütmekten geçiyor. Bugün bu mücadelenin Saray rejiminin yayılmacı emelleri ve ülke içindeki baskı politikalarına karşı çıkmanın ayrılmaz bir parçası haline geldiği de unutulmamalıdır.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et