19 Ocak 2026 06:02

Borç çok, kredi yok, haciz çok

2025’te üretici köylülerin yüzü hiç gülmedi desek yeridir. Zirai don, kuraklık, orman yangınları… Ne felaket varsa gördüler. Yeni yıl umut derler ama üretici köylüyü umutlandıracak bir emare de yok. 1 Ocak itibarıyla vergi ve SGK borcu olan köylülere sübvansiyonlu kredi verilmiyor. Başlatılan yeni uygulamayla Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden (TKK) sübvansiyonlu kredi kullanmak isteyen köylülerden vergi dairesi ve SGK’den “Borcu yoktur” yazısı isteniyor. Borcu olan köylüler “Borcu yoktur” yazısı alamadığı için Ziraat Bankası ve TKK’den kredi de alamıyor.

Mazot, gübre, tohum, zirai ilaç, fidan, fide, veterinerlik hizmetleri… Tarım girdileri adına ne varsa fiyatları katlanarak arttı. 2025 yılı sonu itibarıyla çiftçi borçları toplamı 1 trilyon 200 milyar lirayı aşmış durumda. 2024 yılı kasım ayından 2025 yılı kasım ayına kadar geçen 1 yılda takibe düşen çiftçi borçları miktarı 3 milyar liradan, dört kat artarak 12 milyar liraya çıktı. Destek yetersiz, ürününü değerinde satamıyor, banka borçlarını zaten ödeyemiyor; yeni kredilerin de önü kesilince köylünün peşin para ile girdi temininde mecburi istikameti tefeciler oluyor. Üretici köylü borcu borçla kapatıyor.

Ülkede tarım üretimi devam ediyor ama öyle AKP iktidarının tarıma desteğiyle değil. Üretici köylülerin sadece bugünü ve yarını değil, çocuklarının geleceğini de ipotek altına alınarak borçlanmasıyla devam ediyor. Üstüne bir de artan ithalat, düşük fiyat dayatması eklenince köylü üretim mi yapacak? Evine ekmek mi götürecek? Yoksa biriken borçları kenara bırakıp BAĞ-KUR borcunu mu ödeyecek?

Erdoğan iktidarının ilan ettiği orta vadeli programın (OVP) “Fiyat istikrarı sağlama” hedefi iki şarta bağlanıyordu. Birincisi; “Ücretler artarsa enflasyon artar” denilerek ücretlerin düşük tutulması. İkincisi ise tarım ürünleri fiyatlarının baskılanarak düşürülmesi ve bu yolla enflasyonun kontrol altına alınması planıdır. Düşük alım fiyatı, yerli üretimin ithalatla baskılanması gibi uygulamalarla maliyetine ya da maliyetin bile altına ürün satmak zorunda kalan üretici köylünün önceliği üretime devam edebilmektir. Biriken borçlar ve tarım üretiminin ihtiyaç duyduğu girdilerin aciliyeti, sosyal güvenlik ve emeklilik kaygılarının önüne geçiyor; üretici köylülerin çoğu Tarım Bağ-Kur primlerini ödemeyi ertelemek zorunda kalıyor.

Ziraat Odaları, 2021-2022 yıllarında toplam 172 bin 747 kişinin Tarım Bağ-Kur prim borçlarını ödeyemedikleri için sistemden ayrıldığını belirtiyor. 2025 yılında 9 bin 36 TL olan Tarım Bağ-Kur aylık primi, 2026 yılında 11 bin 725 liraya yükseldi. BAĞ-KUR primi ödemek daha da zorlaştı. Saray iktidarı, ürününün para etmediği ve borçlarının boyunu aştığı bu koşullarda üretici köylülere “Kredi kullanmak istiyorsan önce vergi ve SGK borcunu öde” diyerek aslında “Sana kredi vermiyorum” demiş oluyor.

Üretici köylü de ödeyemediği borçlar nedeniyle icraya düşen tarım arazisi, traktör ve hayvanlarını kurtarma derdinde. 15 Ocak’ta icra yoluyla satışa çıkarılan tarla, bağ, bahçe ve zeytinlik sayısı 588; traktör sayısı 41; ev, ahır ve samanlık sayısı ise 28’dir. Yıl içinde çokça örneği görülen icradan hayvan satışı da az değildir. Ocak ayının ilk haftasında Lüleburgaz’da icradan 20 büyükbaş hayvan, aralık ayında ise Antalya Korkuteli’de icra yoluyla satışa çıkarılan 177 koyun buna örnektir.

Saray iktidarı patronlara af, vergi muafiyeti, KDV istisnası, işveren sigorta primi desteği gibi pek çok kolaylık sağlayıp kıyak çekerken; borç içinde yüzen köylüyü de her taraftan kıskaca alarak tarımdan koparmaya çalışıyor. Maliye Bakanlığı, “Köylünün kullandığı kredinin sübvansiyonunu ben karşılıyorum ama köylü bana borcunu ödemiyor” düşüncesiyle “Borcunu öde, krediyi kullan” diyor. Aynı Maliye Bakanlığı, 2026 bütçesinde 2.8 trilyon liranın üzerinde parayı faize öderken, 3.5 trilyon liranın üzerinde vergiden de muafiyet, indirim vb. uygulamalarla vazgeçti.

Borç bahanesiyle yüz binlerce köylü sistemin dışına itilmek ve üretimden koparılmak isteniyor. Bu cendereden çıkışın yolu; köylülerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarının silinmesi, tarım girdilerinde ÖTV ve KDV’nin kaldırılması, desteklerin artırılması, Tarım Bağ-Kur borçlarının silinmesi ve ithalatçı politikalara son verilmesi talebiyle mücadeleden geçtiğini unutmamaktan geçiyor.

Sedat Başkavak

Borç çok, kredi yok, haciz çok
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et