18 Ocak 2026 06:09

İstatistikler ‘Sendika hakkı yok’ diyor

Sendikaların üye sayıları açıklandı. İş kollarındaki işçi sayıları ve sendikaların üye sayılarına ilişkin 2026 ocak ayı istatistikleri hakkında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tebliği dünkü Resmî Gazete’de yayımlandı.

Sürecin nasıl işlediğini hatırlamak gerekirse, mevcut Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na göre işçiler e-devlet üzerinden sendikaya üye olmak için başvuru yapmakta, sendikanın başvuruyu onaylamasıyla üyelik işlemi tamamlanmaktadır. Bu işlem sonucu oluşan veriler Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kayıt altında tutulmakta ve her yılın ocak ve temmuz aylarında yayımlanmaktadır. İstatistikleri işleyen kuruluşun işçi denetimine açık özerk bir kuruluş değil bakanlık olması, açıklanma gününün net olarak belli olmaması, “Neden bazen ay ortasında bazen ayın son günü açıklanıyor?” sorusuna cevap verilmemesi, hangi tarihteki verinin baz alındığının bilinmemesi gibi hususlar düşünüldüğünde güvenilirliği tartışmalı da olsa sendikalı işçi sayısını ölçen başkaca bir veriye sahip değiliz.

İlk engel baraj

Meselenin bu yanına değinmekle yetinip, istatistiklerin hukuki sonuçlarına geçelim.

Bu istatistikler sadece bilgilendirme amacı taşımaz. Sendikaların yetkisi de tebliğle ilan edilen istatistiklere göre belirlenmektedir. İş kolunda yüzde 1’den fazla üyeye sahip olmayan sendikaların, herhangi bir iş yerindeki işçilerin tümünü örgütlese dahi toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi bulunmamaktadır. Yani istatistikler, sendika hakkının, toplu iş sözleşmesi ve grev hakkını da içerecek şekilde kullanılması bakımından önemlidir. Baraj, sendikal örgütlenme hakkını kullanmanın önündeki ilk engeldir. Son istatistiğe göre 20 iş kolunda 246 işçi sendikasının 63’ü barajı aşabilmiş. 183 sendika ise yüzde 1’lik baraj engeline takılmıştır.

Sendikalı sayısı ve işçi sayısı azalıyor

Bakanlığın açıkladığı istatistiklerde kayıtlı işçi sayısı da yer almaktadır. Kayıtlı işçi sayısı geçtiğimiz yıl ocak ayında 16 milyon 864 bin 733 iken, mevsimlik işlerin etkisiyle geçtiğimiz temmuzda 17 milyon 326 bin 143’e yükselmiş, bu yıl ocak ayında ise 16 milyon 699 bin 84 kişiye düşmüştür. Nüfus artışı etkisini yok saysak bile son altı ayda en az 627 bin 39 kişi resmi işsizler arasına katılmıştır.

Sendikalı işçi sayısı da artmak bir yana azalmaktadır. Geçtiğimiz yıl ocak ayında 2 milyon 524 bin 547 olan sendika üyesi işçi sayısı, geçen yıl temmuz ayında 2 milyon 429 bin 527’ye düşmüştü. Bu yıl ocak ayında ise 2 milyon 413 bin 790’a gerilemiş durumda. Sendikalı işçi sayısı, sadece rakamsal olarak değil oransal olarak da azaldı. Bir yıl önce kayıtlı işçilerin yüzde 14.97’si sendika üyesi iken, bu yıl sendikalı işçi oranı yüzde 14.45’te kaldı.

Toplu iş sözleşmesinden (TİS) yararlanan işçi sayısı ise çok daha az. Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre TİS kapsamındaki işçilerin oranı yüzde 10, işçi sayısı ise 1 milyon 600 bin düzeyinde.

TİS’den yararlanan işçilerin 600 bini kamu işçisi ve kamu çerçeve protokolü kapsamında yer alıyor. Yine yaklaşık 550 bin işçi de belediye veya belediye iştiraklerinde çalışıyor. Dolayısıyla TİS kapsamındaki işçilerin sadece yüzde 30’luk kısmının özel sektörde çalıştığı gerçeğiyle karşı karşıyayız.

Örgütsüzlük düzeni nasıl değişecek?

TÜİK verilerine göre TİS kapsamındaki işçilerin ücret ve sosyal haklar bakımından brüt geliri, TİS hakkından yararlanmayan işçilerden yüzde 92 daha fazladır. Bu veri dahi işçilerin eğer örgütlüyse birey olarak kullanamadığı haklarını kullanabildiğini göstermektedir. Bu nedenle anayasal bir hak olan sendika hakkı, toplu iş sözleşmesi hakkı ve grev hakkıyla iç içedir.

Ekonomiyi ucuz işçiliğe dayalı hale getiren siyasi iktidarlar, işçilerin örgütlenmesini, toplu iş sözleşmesinden yararlanmasını zorlaştıran, grev hakkını kullanılamaz hale getiren yasaları değiştirmemek için direnmektedir. Sendikal barajlar kalkmamakta, yetki süreci zorlaştırılmaktadır. Yetki itirazıyla birlikte, işten atmalarla ve istifa baskısıyla işçiler sendikasızlaştırılmaktadır. Bu engelleri başarıyla geçenler için grev yasakları ve yasaklanmayan grevler bakımından da grev kırıcılığı devreye girmektedir.

400 günü aşkın bir süredir grevde olan Temel Conta ve grevdeki diğer işyeri Smart Solar’da yaşananları da bu pencereden okumak gerekir. Sermayedarlar, zaten kendilerine ait olan iktidarın tüm olanaklarını kullanarak grev kırıcılığı yapıyorlar. Grevleri yenilgiye uğratmak istiyorlar. Çünkü işçileri sefalete mahkum eden ucuz işçilik-azami kâr düzenini sürdürmenin örgütsüzlük düzeniyle mümkün olabileceğini biliyorlar.

Sendikal istatistikleri yaşananlarla birlikte değerlendirdiğimizde, anayasal sendika hakkını kullanılabilir hale getirecek yasal düzenleme yapılmadan işçilerin büyük çoğunluğunun sendikalı olamayacağı; yasaların da işçi sınıfı mücadele etmeden değişmeyeceği gerçeği kolayca görülebiliyor.

Ahmet Ergin

İstatistikler ‘Sendika hakkı yok’ diyor
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et