14 Ocak 2026 06:12

Bütün tuşlara basan Trump ve güvenilirlik…

Amerikan emperyalizmi Çin karşısında on yılı aşkın süredir gerileme halinde.

Yakın yıllara kadar tüm dünyaya yayılmış Amerikan egemenliğine yan bakılamazdı. Kendisini “dengeleyen” Sovyet sosyal emperyalizminin çöküşünün ardından sözünün geçmediği yer kalmamıştı. Devasa ekonomisi, ihraç ettiği sermayenin büyüklüğü ve buna dayanarak hemen her ülkede edindiği iş birlikçileri, uluslararası para birimi olarak dayattığı doları istediği kadar basıp piyasaya sürerek herhangi mali/ticari/iktisadi sıkışıklıklarının yüklerini dünyanın geri kalanına aktarma olanağı, tüm kıtalardaki yüzlerce askeri üssü ve durmaksızın yeni silahlarla donattığı modern ordusu yan bakılmazlığının başlıca dayanaklarıydı. Çoğu dayanaklarını hâlâ koruyor.

Ne var ki, artık özellikle sanayisinin teknik temeli oldukça eskiyken kendi sanayisini son birkaç on yıl içinde kurup geliştiren Çin, en başta buna dayanarak ama ABD başta olmak üzere Batılı emperyalistlerin ülkesine yatırımlarından da bir gelişme dinamiği olarak da yararlanarak hızlı bir gelişme gösterdi ve karşısına dikildi. Kısa sürede Latin Amerika dahil tüm kıtaların bir numaralı kreditörü, dış yatırımcısı ve dış ticaret ortağı olarak ABD’yi geride bıraktı. Sanayi üstünlüğüne ve ucuz emek gücüne dayanarak ucuza üretip hiçbir ülkeye kendisiyle rekabet şansı tanımıyor. Amerikan ekonomisi devasa, ama Çin ekonomisi onu yakalamak üzere, hatta satın alma paritesiyle GSYİH hesabıyla çoktan geçti. Eksiklerini, hızla silahlandırdığı ordusunu modernize ederek ve büyük bir nükleer silah yığınağına sahip Rusya’yla ittifak kurarak gidermeye yöneldi. Yine de gelişip güçlenerek nihai bir hesaplaşmayla rakibini alt edebilmesi için zamana ihtiyacı var. Sessiz ve derinden gitme tutumu izliyor.

Trump’la Amerikan emperyalizmiyse ona bu zamanı tanımamak üzere bütün tuşlara basmış durumda.

Yandaş ve müttefiklerini de peşinden sürüklemeye çalışarak başlattığı ticaret savaşı tökezleyerek de olsa sürüyor. ABD’ye ihracatının önünü kesme amacıyla Çin’e karşı yükselttiği gümrük vergileri Apple gibi birçok tekelinin bu ülkedeki üretimlerinin en azından şimdilik vazgeçilmezliği nedeniyle kendini de vurunca uzlaşmaya gitmekten başka çare bulamadı. Ama geri kalan dünya, örneğin Avrupalılar için gümrükler hâlâ yüksek. Etrafına da dayatarak başta çip ve üretimi için gerekenler olmak üzere Çin’e “stratejik ürün” ihracını yasakladı ve Çin’in batıdaki 5G iletişim vb. türü yüksek teknolojiye dayalı yatırımlarını engelliyor.

Silah harcamalarını kısıtlamıyor, 2025 silahlanma harcaması örneğin kendisinden sonraki 9 rakibinin toplamından fazla.

Çin’i gelişmesinin dış kaynaklarından yoksun kılmaya yöneldi. Alternatif tedarik zinciri ve ticaret yolları geliştirmeye girişirken, Basra Körfezi ve Süveyş ve Panama Kanalları gibi kontrolünden çıkmış ya da çıkmakta olan nakliye yolları ve ham madde rezervlerini yeniden kontrolüne almak üzere saldırılara girişti. Müttefiki Rusya ve İran’ı zayıflatarak, Çin’i İran başta olmak üzere bölge enerji kaynaklarıyla Avrupa ve Afrika ihracatının büyük kısmını gerçekleştirdiği BAE liman olanaklarından yoksun bırakmak amacıyla Ortadoğu’nun yeniden dizaynı için düğmeye bastı. Monroe Doktrini’ni güncelleyip “L. Amerika benim” diyerek Venezuela’ya saldırdı. Hedefinde Panama, Grönland (Danimarka), İran… var.

Zamana oynayan Çin, Amerikan saldırıları karşısında sessiz kalınca başta Venezuela ve İran olmak üzere yakın ilişkiye sahip olduğu ülkeler ve müttefiklerinin güven duygularını zedeledi.

Öte yandan, ABD’nin Grönland’a yönelik tutumu ve Ukrayna krizinde müttefiklerini sürece dahil etmeden (Hesap dışı bırakarak) hareket etmesi, sadece Avrupa’da değil; ‘Sıra bize de gelebilir’ endişesi taşıyan Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerde de ciddi bir güven sorunu yaratıyor

Suriye örneğin. Uzun süredir Rojava’yı dayanağı olarak kullanma tutumu izleyen Amerikan emperyalizmi Türkiye dümen suyunda ilerleyip yeni Colani iktidarı da İsrail’le anlaşma dahil her dediğine “tamam” deyince, bu ikisini gözeterek, Kürt hareketinden desteğini çeker oldu. Avrupalılar güven sorunu yaşarken, Suriye Kürtleri Halep’te Kürt kırımına “olur” veren ABD’ye zaten baştan beri güvenemezdi!

Mustafa Yalçıner

Bütün tuşlara basan Trump ve güvenilirlik…
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et