Orman yakan ‘çeteye’ 1,4 milyar dolarlık satış
IMF ve Dünya Bankasının onlarca yıldır borç karşılığında dayattığı özelleştirme politikaları, dünyanın birçok ülkesinde kamu hizmetlerini felce uğrattı. Su, enerji ve maden gibi yaşamsal alanlar “verimlilik” söylemiyle piyasaya devredilirken, ortaya çıkan sonuç hemen her yerde aynı oldu: Daha pahalı hizmet, daha az erişim, daha derin eşitsizlik.
Jakarta’da suyun özelleştirilmesi milyonlarca insanı yer altı suyuna mahkum etti; şehir çökmeye başladı. São Paulo’da kamu su şirketinin özelleştirilmesi, yatırımları zengin mahallelere yöneltti, yoksulları susuz bıraktı. Güney Afrika’da su ve sanitasyonun piyasalaştırılması kolera salgınlarıyla sonuçlandı. Zambiya’da ise IMF baskısıyla özelleştirilen bakır madenleri ülkeyi borçtan kurtarmadı, aksine kamu kaynaklarını kalıcı biçimde kaybettirdi.
Zambiya'nın Eski Maliye Bakanı Edith Nawakwi şunları söylüyordu: “Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankasının da aralarında bulunduğu danışmanlar bize, önümüzdeki 20 yıl boyunca Zambiya bakırının kâr getirmeyeceğini söylediler. [Ancak, eğer özelleştirirsek] borç hafifletme imkanına erişebilecektik ve bu, önümüzde duran devasa bir teşvikti. Tıpkı ölmek üzere olan bir kadının önüne ilaç sallamak gibi.”
Tıpkı Türkiye’nin Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 2014’te söylediği gibi: “Amacımız daha etkin, daha verimli bir işleyişi sağlamak, daha çok insanımıza istihdam ortamı oluşturmak, sektörlerde rekabet ortamı oluşturmak, kaliteyi artırmak ve herkesin kazançlı çıkacağı bir yapıyı kurmak. Bunu özellikle elektrik dağıtım sektöründeki özelleştirmelerde ortaya koyduk. Bu alanda yapılan özelleştirmelerle hem kayıp kaçak oranı azaldı hem devlet daha çok gelir elde etti hem de vatandaşa daha kaliteli hizmet gitmeye başladı. Bu başarıyı diğer alanlarda da yakalayacak bir model üzerinde çalışıyoruz.”
Ciddi gelir elde edildiği doğruydu. Sadece 2009-2013 yılları arasında yapılan elektrik dağıtım özelleştirmelerinden 13 milyar dolara yakın gelir elde edildi. Bu tutar, sadece dört şirketin bir yıllık net kârının altında kaldı. Tek amaç kâr olunca, tüketici fiyatları katlandı.
Ancak tüm bunların yanında bir yerlerde bir şeyler çarpıcı biçimde değişiyordu.
Elektrik dağıtım hatlarının özelleştirilmesinin ardından, enerji hatlarının çıkan yangın sayısındaki payı neredeyse sıfırdan yüzde 5’lere çıktı. Daha önemlisi, söz konusu enerji hatları yangınları büyüttü. Yanan saha içindeki enerji hatları etkisi yüzde 2.6’dan yüzde 29.2’ye çıktı. Yani enerji hatlarının yanan saha içindeki etkisi yaklaşık 11.2 kat arttı.
2014-2023 Yıllarında enerji hatları ve sistemleri kaynaklı yangınların tüm orman yangınları içerisindeki yeri (Güngöroğlu vd. 2024)
Ancak Rekabet Kurumu verilerine göre Mehmet Şimşek de 2025 yılında boş durmadı ve yangınlar sürerken “Elektrik enerjisinin üretimi, iletimi ve dağıtımı” alanında 1.4 milyar dolar tutarında özelleştirme gerçekleştirdi. Bu tutar yıllık yapılan toplam özelleştirmenin (2.74 milyar dolar) yüzde 19’una denk geliyor ve özelleştirme işlemleri alanında birinci.
Şimdi, Türkiye’de ormanları ‘yakan’ özelleştirme çetesi elektrik dağıtım ve üretimine daha fazla hakim oldu. Hem de ormanlar yanarken.
Ancak tablo ve risk bununla sınırlı değil.
Bu yıl hedefte TEİAŞ var. TEİAŞ, Türkiye elektrik sisteminin kalbi. Elektrik sisteminin otobanlarını işleten doğal tekel konumundaki kamu kurumu. İktidar, bu yıl elektriğin ‘kalbi’ni satmak istiyor. TEİAŞ bünyesindeki Kangal Termik Santral Elektrik Üretim AŞ 2013’te gerçekleşen özelleştirme ile Anadolu Birlik Holdinge satılırken, o dönem de hazine ve maliye bakanı olan Mehmet Şimşek, “Nereden bakarsanız bakın devlet kazanıyor, millet kazanıyor. Ama ben inanıyorum ki Konya Şeker de kazanacak. Çünkü başarılı bir şirket. Özelleştirmeler devlete ve vatandaşlara büyük katkı sağlıyor. Bu sayede devletin finansman yükü azalıyor, buraya ayrılacak kaynak da eğitime aktarılıyor” diyordu.
Sonuç olarak IMF programlarının dayattığı özelleştirme reçeteleri, kamu yararı yerine kârı merkeze alarak ülkeleri daha kırılgan hale getiriyor. Türkiye örneğinde de görüldüğü gibi, azımsanamayacak düzeyde gelir elde edilse bile bedelini doğa, emek ve toplum ödüyor. IMF’nin “verimlilik” söylemi, kamusal denetimi zayıflatıyor; yangınlardan eşitsizliğe uzanan zinciri derinleştiriyor ve çoklu sonuç yaratıyor.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et