Mermer parlıyor, Nepalli işçi kayboluyor
Türkiye mermerde dünyanın sayılı ihracatçı ülkelerinden biri. 2024 yılı itibarıyla doğal taş ve mermer ihracatı 2 milyar dolara yaklaşmış durumda. Afyon’dan Bilecik’e, Muğla’dan Denizli ve Burdur’a uzanan hatta ocaklar tam kapasite çalışıyor. Ama bu büyümenin altında, giderek derinleşen bir başka gerçek var: Nepalli işçilerin görünmez emeği.
Bugün Türkiye’de kayıtlı ve kayıtsız 100 bin civarında Nepalli göçmen işçi olduğu tahmin ediliyor. Çalışma izni olanların sayısı birkaç binle sınırlı. Geri kalanlar, özellikle mermer ocakları ve işleme atölyelerinde, hukukun dışına itilmiş bir çalışma rejiminin içinde.
Somut vakalar, somut gerçekler
Afyon – 2022: Bir mermer ocağında çalışan 28 yaşındaki Nepalli işçi, blok kesimi sırasında kopan halat nedeniyle ağır yaralandı. Hastaneye “turist” olarak götürüldü. İş kazası kaydı tutulmadı. Bir hafta sonra ülkesine gönderildi. Ne tazminat alabildi ne de maaşının tamamını.
Bilecik – 2023: Üç Nepalli işçi, aylardır ücret alamadıkları gerekçesiyle işi bırakmak istedi. İşverenin yanıtı netti: “Borç bitmeden gidemezsiniz.” İşçilerin pasaportları, Türkiye’ye geldikleri ilk gün alınmıştı. Kaçmaya çalışan bir işçi, jandarma korkusuyla geri dönmek zorunda kaldı.
Muğla – 2024: Mermer atölyesinde çalışan 35 yaşındaki Nepalli işçi, gece vardiyasında makineye kolunu kaptırdı. Kolunu kaybetti. İşveren “Kaçak çalışıyordu” diyerek sorumluluğu reddetti. İşçi şu an ne çalışabiliyor ne de ülkesine dönecek paraya sahip.
Bu vakalar istisna değil. Taşra ocaklarında herkesin bildiği, ama kimsenin resmi kayda geçirmek istemediği “olağan” hikayeler.
Borçla başlayan esaret
Nepal’de bir aracı vasıtasıyla işçiler; Türkiye’de adına yabancı işçi danışmanı altında faaliyet sürdüren firmalarca patronlara adeta köle olarak pazarlanıyor. Güvencesizliğin ve kayıt dışılığın kalıcı hale getirdiği Erdoğan-Şimşek orta vadeli planı adeta başta yabancı işçiler olmak üzere tüm işçi sınıfına modern kölelik düzeni dayatıyor. Hatta Nepalli işçilerin bir başka ocaktaki Nepalli işçiyle görüşmesi bile işten atılma nedeni sayılıyor. Nepal’den Türkiye’ye gelen bir işçi, ülkesinden çıkmadan önce 3 bin-6bin dolar arasında borçlanıyor. Bu para, aracı şirketlere ve iş buluculara gidiyor. Türkiye’de ayda 500-600 dolar kazansa bile, yıllarca borç ödemeden kurtulamıyor.
Bu yüzden:
- İşten ayrılamıyor
- Şikayet edemiyor
- Sendikaya yaklaşamıyor
Borç, pasaport ve sınır dışı edilme tehdidiyle birleştiğinde ortaya çıkan şey açık: Fiilen özgür olmayan bir emek düzeni.
Rakamlar neyi gösteriyor?
- Mermer sektöründe çalışan yabancı işçilerin yüzde 70’ten fazlası sigortasız
- Günlük çalışma süresi çoğu yerde 12-14 saat
- Haftalık izin neredeyse yok
- Asgari ücretin altında çalışanların oranı yüzde 60’ın üzerinde
Türkiye’de her yıl 1900’ün üzerinde işçi iş cinayetinde hayatını kaybediyor. Sendikaların ve meslek odalarının sahadan aktardığı bilgilere göre, mermer ocaklarında ölen yabancı işçilerin önemli bir kısmı “kaçak” olduğu için istatistiklere hiç girmiyor.
Yani açıklanan rakamlar, gerçeğin sadece görünen kısmı.
Neden hep Nepalliler?
Çünkü:
- Türkçe bilmiyorlar
- Haklarını bilmiyorlar
- Sınır dışı edilmekten korkuyorlar
- Yerli işçinin reddettiği koşullara mecburlar
Ama bu tablo sadece Nepalli işçilerin sorunu değil. Ucuz, güvencesiz ve sessiz emek; Türkiye’deki tüm işçilerin ücretini ve çalışma koşullarını aşağı çekiyor.
Devletin olmadığı yerde
Kağıt üzerinde yasa var, denetim var, ceza var. Ama ocak başında çoğu zaman devlet yok. Denetimler önceden haberli. Kesilen cezalar, bir tır mermerin ihracat gelirinin yanında sembolik kalıyor. Bu ülkede çalışırken ölen yabancı işçiye bir mermerden mezar taşı bile çok görünüyor.
Evrensel'i Takip Et