Zamlı girilen yıldan nasıl çıkacağız?
Yeni yıla vergi zamlarıyla girmek bir yılbaşı klasiği!
Köprülere, otoyola, özel iletişim vergisine, akaryakıta, alkole, sigaraya, motorlu taşıt vergisine, yurt dışı çıkış harcına…
Harç ve vergi üzerinden yapılan zam listesi uzayıp gider.
Bu yılın zam listesinin içindeki bazı artışların sonucu ‘oha’ dedirtecek cinsten.
Misal, İstanbul-İzmir otoyol maliyeti. Yol boyunca Osmangazi Köprüsü, bağlantı yolları, otoban ödemeleri derken, İstanbul’dan İzmir’e otomobille gidecek biri yaklaşık 3 bin 419 lira ödemek zorunda. Aynı hatta THY’den, ekonomi sınıfı bir uçak biletini 1800 liradan almak mümkün.
Kara yolu hava yolundan daha pahalı hale geldi. Pes!
Bir başka dudak uçuklatan örnek, IMEI kayıt ücreti… Yani bir yolcunun, yurt dışından beraberinde getirdiği telefon için ödemesi gereken ‘kullanım izin harcı’; yeni yıl itibarıyla 54 bin 258 liraya çıkartıldı.
Yurt dışında 1000 avroya alınacak yani 47 bin TL’ye mal olacak bir telefonun kaydı için istenen har(a)ç, telefonun fiyatından 7 bin lira daha fazla.
Pes değil, insaf!..
***
Diyorlar ki… ‘Haksızlık etmeyin, yeni yıla vergi artışları ile girdik ama artışlar eskisinden daha insaflı…’
İlk bakışta haklı gibi.
Zira, motorlu taşıtlar vergisi, yeniden değerleme oranı olan yüzde 25.49 değil, indirime gidilerek yüzde 18.95 oranında artırıldı.
Benzin ve motorinde ÖTV artışı yüzde 6.95, sigara alkolde yüzde 7.95 oldu. Üretici enflasyonuna göre belirlendiği için her iki grupta da yüzde 10’luk ÖTV artışı yapılabilecekken daha düşük yapıldı.
Ve bu durum, ‘Enflasyonla mücadele için artışlar daha düşük tutuldu’ propagandası ile sunuldu.
***
Öncelikle belirtelim ki bu yeni yıl zamları bir enflasyon yaratacak.
Ocak enflasyonu açıklanırken de zamların fiyat artışına etkisi, ‘mevsimsel etkilerle’ denilip önemsizleştirilecek, geçiştirilecek.
Oysa bu bir doğa olayı değil!
Ücret ve maaşlara yapılan artışların geri alınmasıdır, daha doğrusu birileri tarafından açıktan gasbedilmesidir.
***
Bazı vergi artışlarının sınırlı tutulması, bu yıl ücret ve maaş artışlarının daha az gasbedileceği yanılgısına düşürmesin.
Çünkü emekçilerden kat kat daha fazlasını alacak formül yine devrede: Gelir vergisi ile soymaya devam.
Nasıl mı?..
Yüzde 15’lik ilk vergi dilimi 158 binden 190 bin TL’ye çıkartıldı. Artış yaklaşık yüzde 20. Dikkat: Artış yeniden değerleme oranının altında!
Yüzde 20’lik ikinci vergi diliminin üst sınırı 330 binden 400 bin TL’ye yükseldi. Artış yüzde 21. Bu da düşük.
Düşük tutulunca ne mi oluyor?
Anlatalım!
Asgari ücret 28 bin 75 TL. Ve vergi dilimine girmiyor, asgari ücretten gelir vergisi alınmıyor.
Fakat… Asgari ücretten 100 TL fazla, yani 28 bin 175 TL alan bir ücretli için iş değişiyor; bu işçi gelir vergisi ödeyecek, üstelik de 7. aya gelindiğinde, brüt ücreti 190 bin lirayı aşacağı için, yüzde 20’lik vergi dilimine girecek.
Asgari ücretten 100 TL fazla alan bir emekçi 7. ayda yüzde 15 yerine yüzde 20 vergi ödemeye başlayacak ama biraz daha fazla alanlar için durum daha vahim! Misal metal işçileri 6. ayda yüzde 27’lik vergi dilimine girecek. Zengin gibi vergi ödeyecek, işçinin eline geçen ücret, ocak ayında aldığından daha düşük olacak.
Milyonlarca kamu emekçisi için de aynı durum söz konusu olacak.
Vergi tarife dilimi artışları resmi enflasyonun ve asgari ücret artışının altında kaldığı için 2026’da işçiler, emekçiler daha fazla vergi verecek.
Bu soygun yıllardır artarak sürüyor.
DİSK-AR’ın dikkat çektiği gibi… 2000 yılından bu yana, vergi dilimleri artışında, yeniden değerleme oranı ‘kuruşu kuruşuna’ uygulansaydı bu yıl için ilk vergi dilimi 190 bin TL değil 521 bin TL olacaktı.
2000 yılında gelir vergisi tarifesinin ilk dilimi bir aylık brüt asgari ücretin 22 katı iken bugün bu oran 5.7 kata kadar düşmüş. Aynı oran korunsaydı bugün ilk vergi dilimi 723 bin TL olacaktı.
Yapılmadı, mevcut dilim kurgusu ile milyonlarca bordrolunun lokması dilim dilim çalındı.
Emekçilerden çalınırken muafiyet, istisna adı altında sermayeden alınmayacağı duyurulan trilyonlarca liralık vergi söz konusu. Eğer bunlar alınsaydı tek bir emekçiden tek kuruş vergi alınmasına gerek kalmazdı.
Zaten emekçiden vergi almaya da kalınmamalı. Yoksulluk sınırının altında kalan hiçbir gelirden vergi kesilmemeli.
Yok illa kesecekler, beyler de bolca yiyecek. Hem de arsızca! Önümüzdeki yıl kamuya 700’ün üzerinde binek otomobil alınacağı ilan edilmesi bu arsızlıklardan biri; beyler altlarına ‘sıfır’ araba çekecekler.
Yahu daha 13 Mayıs 2024 tarihinde tasarruf genelgesi açıklayıp, “3 yıl süreyle yeni araç satın alma ve kiralama yapılmaması” diyen siz değil miydiniz?
***
Aslında adaletsiz vergi ile yaptıkları iş tırpanladıkları maaş ve ücretleri yeniden tıraşlamak!
Bu yıl başına, vergiden önce zam oranı tırpanı ile girildi.
2024’te enflasyon yılı yüzde 45 ile kapattı. Asgari ücrete yüzde 30 zam yapıldı. Böylece asgari ücretli geçmiş kayıplarına 15 puan daha eklenerek yıla başladı.
Pazartesi açıklanacak aralık enflasyon verisi yüzde 1 civarı olacak ve enflasyon kabaca yılı yüzde 31 ile kapatacak. 2026 için asgari ücrete yapılan zam ise yüzde 27. Erimeye devam!
Biliyoruz ki gerçek erime bu resmi verilerin çok ötesinde.
2026 başlarken açlık sınırı 30 bin 143 TL. 2026 asgari ücreti, 2025 aralık ayı açlık sınırının yüzde 7 altında.
Üstelik asgari ücret cebe girdiğinde fark daha da açılacak! Çünkü asgari ücret cebe en erken şubat ayında girecek, öncesinde ocak ayında açlık sınırı artacağı için, asgari ücret cebe girdiğinde iyice açlık sınırın altında kalacak.
***
Ücretler eritiliyor, vergi ile cepler soyuluyor ama öte yandan zamlar sürüyor.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği duyurdu, yılbaşından beri yüzde 48 artan dana eti, sadece aralık ayında yüzde 9.5 zamlandı.
1 Ocak’a zamlarla başladık.
Gıda grubunda zam gelmeyen bir grup yok.
Bakan Mehmet Şimşek göreve geldiğinden beri fiyatı enflasyonun üzerinde artan ekmeğe de zam sinyali geldi.
Bu şartlarda 16 bin 881 TL’lik en düşük emekli aylığıyla geçinmeye çalışan milyonlarca emekli perişan olacak! Aylıkları, son 6 aylık enflasyon farkı kadar, yüzde 12 oranında artırılacak; ellerine geçen para 19 bin lirayı bulmayacak.
Memur ve memur emeklilerine, (enflasyon farkı artı, toplu sözleşme zammı) yüzde 18.7 civarında bir artış yapılacak.
Bu artışların da en az yüzde 3’ü ocak ayı enflasyonu ile yutulacak!
Fotoğraf: AA
***
Enflasyonun 2026 sonunda yüzde 24-25 gibi bir yerde olması gerçekçi bir beklenti. Erime yıl boyu sürecek yani!
Gelir dağılımında sadece yüzde 10’un rahat olduğu, genelin yoksulluk sınırı altında bir gelirle ayakta kalmaya çalıştığı zamanlarda yaşanacak bu erime...
Bu erime gerçek işsizliğin yüzde 29.6 gibi çok yüksek olduğu, her üç kişiden birinin işsiz gezdiği bu ülkede yaşanacak…
Ve şu sözün sahipleri gibi kendilerini koruma şansları yok: “Yurt dışında; Arizona’da, Florida’da site satın alıyoruz. Kiraya veriyoruz. 4 bin ünitemiz var. Bizi enflasyona karşı koruyor; her yıl kirasını yenileyebiliyoruz”.
Bunu diyen, ithal ettiği 100 uçağın 44’ünü bedavaya getirecek kadar devlet teşviki alan Pegasus’un sahibi Ali Sabancı.
Kamu kaynakları ile semir sonra da sermayeyi Amerika’ya taşı ve koru! Hayat onlara güzel!
***
Hayatı 2026’da güzel olmayacaklar için madde madde özet geçelim:
- Kemer sıkma politikası tam gaz devam edecek!
- Memur ve emekliye resmi enflasyonun dışında tek kuruş verilmeyecek.
- Enflasyon yüzde 30’un altına inecek olmasına rağmen, vergi ve enflasyon ile soyulacak emekçilerin yaşam koşulları ağırlaşacak.
- Şu an toplu sözleşme sürecinde söke söke almazlarsa metal işçilerinin ücretine enflasyonun altında zam dayatılacak.
- Yoksulluk sınırı ile ücret arasındaki fark emekçiler aleyhine açılacak.
- Açlık sınırının altında yaşayacak olanların sayısı geçmiş yıllara göre artacak.
Evrensel'i Takip Et