2026’nın ilk gününün çağrıştırdıkları
Bugün ‘yeni yıl’ın ilk günü. Bir yıllık süreç bir yana, 2025’in son 24 saatinin de milyarlarca insan için yüz yüze oldukları ihtiyaç öncelikleri açsından farklılık göstermesi, kapitalist dünyanın ‘katı gerçeklikleri’nin en başında yer alan özellikleriyle bağlıydı. Adet olduğu üzere ‘eski yıl’ın yaşanmışlıkları veri alınarak yapılan değerlendirmelerde öne çıkarılanların, yorumcu iktisatçı, sosyolog ve politikacıların mevcut ‘düzen’ ve devletler sistemi karşısındaki konumuyla bağlı değişkenlik göstermesi de bu bakımdan şaşırtıcı olmadı. Halk muhalefeti cephesinde yer alanlardan bazıları “öngörülemezlik”ten söz ettiler. Ancak, halk kitleleri aleyhine ekonomik sosyal, siyasal ve askeri politikaların 2026’nın bu ilk gününden devamla önümüzdeki dönemde daha sert yöntemleri içerecek şekilde uygulanmaya devam edileceğini gösterir veriler bir yığın oluşturuyor.
Bu, günümüz kapitalist emperyalizminin uluslararası ilişkiler sisteminde ulaştığı düzey bağlamıyla tüm burjuva iktidarlarının, mali sermaye ve tekellerin çıkarlarıyla bağlı genel politikasıdır. Uluslararası rekabet ve ilişkilerdeki gerginliklerin seyri askeri politikaları daha belirgin ve daha yoğun şekilde öne çıkarır, burjuva demokrasisinin gerekleri bu politikaların önceliklerince belirlenir ve işçi sınıfı başta olmak üzere emekçilerin talepleri artan baskı eşliğinde daha fazla sınırlanırken, farklı yöndeki gelişmelerin ancak sömürülen ve ezilenlerin ülkelerde ve uluslararası alanda yeni bir ayağa kalkışıyla sağlanabileceği ayan beyandır. ABD, İngiliz, Alman, Fransız emperyalistleriyle siyonist yönetim başta olmak üzere emperyalistlerle iş birlikçi burjuva iktidarlarının ısrarla uygulamakta oldukları ve yoğunlaştırılacağını ilan ettikleri politikalar savaş, açlık-yoksulluk ve işsizlik üretici sistemin bu özelliğinde yoğunlaşma işaretidir. Trump’ın 2025’in son günlerinde Netanyahu ile yaptığı görüşme sonrasında yaptığı açıklamalar bile bu tehdidin büyüklüğünü haber vermektedir.
Ancak toplum yaşamında ve uluslararası alandaki gelişmelerin bir özelliği de tek yanlılıkla malul olmamalarıdır. Yoğunlaşacağına dair verilerin bolca olduğu saldırılara karşı sömürülen sınıf ve ezilen kitlelerin uysal ve tabi olunacak bir tutum içinde kalacakları beklenemez. Böyle olmadı ve olmayacak. Ne ki, son on yıllardaki gelişmelerin gösterdiği, işçi sınıfı ve ezilen tüm emekçilerin halihazırdaki mücadele ve örgüt düzeyleriyle saldırıları püskürtme gücü gösteremedikleridir. Daha güçlü örgütlenmelerin ve yaygın mücadelenin, birleşik ve uluslararası dayanışmanın daha etkin örneklerinin gerekliliği bu süreçte çok daha belirgin biçimde açıklık kazandı. Halk kitlelerinin sömürü sisteminin savunucusu burjuva partilerinin politikalarına aldanmalarının etkenlerinden biri de sermaye sistemi karşıtı güçlü emekçi örgütlenmelerinin olmayışıdır. Sınıfının kurtuluşu için mücadele bilincine uyanmış işçilerin ve kapitalist barbarlığa karşı genç aydın kuşaklarının girişkenliğinin, emekçilerin daha güçlü sendikal örgütlenmesi ve devrimci sosyalist parti ve örgütlerin etrafında mücadele birliğinin örülmesi bakımından önemi artmıştır. Burjuva devlet yönetimlerine karşı mücadelenin yükseltilmesi, tekil ülkelerde ve uluslararası alanda yoğunlaştırılarak sürdürüleceği açık olan saldırı politikalarının püskürtülmesi ve bu politikaların uygulayıcısı iktidar güçlerinin yenilgiye uğratılmasının olmaz ise olmazıdır. Uygulamalarıyla halk kitlelerine düşmanlıklarını daha seri ve daha belirgin biçimlerde ortaya koyan sermaye yönetimlerini güçlendirecek girişimlerden kaçınılması bu bakımdan da önemlidir.
Evrensel'i Takip Et