Kabız
Asgari ücret tartışılmasın diye işçileri, emekçileri ilgilendirmeyen ne kadar konu varsa gündeme soktular.
Evini geçindiremeyen, çocuğuna harçlık veremeyen, tenceresine bırakın eti, sebze dahi koyamayan kadını hiç ilgilendirmeyen konuları her akşam 3 saat 5 saat televizyonlarda tartışıyorlar. Kim kimle nerede buluşmuş, ne halt karıştırmış, kılının analizinde ne tozu çıkmış?
Oysa emekçinin gündemi geçim, asgari ücret. İnce ince hesaplayıp bir rakam uydurmuşlar. Hayattan, dünyadan, ülkeden kopuk. Bu parayla ev kirası mı ödesin, karnını mı doyursun?
“Sofradan aç kalkın” dediler, “Açlık sınırı diye bir şey yoktur” dediler. Hatta ünlü milyardere “Ben de geçinemiyorum” bile dedirttiler. Yakında “Bebelerinize patates haşlaması yedirin. Yedirin ki kabız olsunlar. Kabız olsunlar ki az kaka yapsınlar. Bez masrafınız azalsın. Her bebeğe aynı beze 8 defa çiş yapma hakkı tanıyoruz” diyecekler de, halk sopayla kovalar diye korkuyorlar.
İşsizlik maaşına ne demeli?
Emekçi çalışırken aldığı maaşla güç bela kira ödeyip, boğazını doyururken, işsiz kalırsa maaşın yüzde 40’ı.
Neden?
İşsiz kalınca ev sahibi kiranın yüzde 40’ını mı alacak? 3 harfli marketlerde hesabın yüzde 40’ını mı ödeyecek? Elektrik ve doğal gaz, su faturasının yüzde 40’ı mı kesilecek? Hangi zibidi buldu bu yüzde 40’ı? Daha garibi işsizlik maaşında üst sınır. Asgari ücretin yüzde 80’i. İsten atılırken maaşın ne olursa olsun işsizlikte maaşın asgari ücretin yüzde 80’ini geçemez. Sanki kutsal kitap ayeti. Niye geçemez? Ölçü saçma sapan yüzdeler mi, işten atılan emekçinin ailesi ile insanca yaşamaya devam etmesi mi?
Biri bize yüzde 40’ın, yüzde 80’in bilimsel olarak nasıl hesaplandığını açıklasın, yeni yılın bu ilk gününde biz de ilkokula yeniden kayıt yaptıralım.
Evrensel'i Takip Et