31 Aralık 2025 06:05

Geçen haftaki yazımda hayaletlerden bahsetmediğimizin altını çizmiştim. Bu hafta hayaletlerden bahsedelim istiyorum. Günün anlamına uygundur. Charles Dickens’ın A Christmas Carol (Bir Noel Şarkısı) adıyla 1843’te yazılmış, çok sayıda Türkçe tercümesi olan, “Tuhaf Bir Yılbaşı Öyküsü” ismiyle kısaltılarak çocuk kitapları arasından da basımı yapılan kitabın karakterleri bu hayaletler. Nerden çıktı bu hayalet demeyin, ne de olsa “Her insanın ruhunun diğer insanlarla bir şeyler paylaşması, gezip görmesi gerekir. O ruh hayatta bunları yaşayamazsa bunu ölümden sonra yapmaya mahkumdur. Dünyayı dolaşmakla lanetlenir, yaşayamadıklarını ölümünden sonra görür ama tecrübe edemeden uzaktan bakar!" En azından Dickens öyle diyor.

İşte bu hayaletlerden birkaçı ziyaret eder Bay Scrooge’u bir yılbaşı gecesi. Yılbaşından nefret eden baş karakterin ismi çok şey anlatır: Scrooge, Screw (pinti) ve Gouge (düzenbâz) kelimelerinden türetilmiştir. İsmiyle müsemma derler ya işte öyle bir karakter Scrooge. Bizim kuşağın iyi bileceği Varyemez Amca’nın orijinal adı da ondan geliyor: "Scrooge McDuck". Bir diyalog sırasında yeğenine söyledikleri kayda değerdir onu anlamak için: "Mutlu Noellermiş. Senin mutlu olmaya ne hakkın var? Mutlu olmak için ne sebebin var? Ne de olsa yoksulsun."

Bir yılbaşı arifesi çok önce ölmüş olan onun gibi para düşkünü ortağı Marley’in hayaleti çıkagelir Scrooge’un evine. Ama ne geliş, belden aşağı yerleri süpüren zincirlerle sarılı, "Hayatımda ördüğüm zincirleri taşıyorum," der Marley halini açıklamak için, “en büyük özelliği bu zincirin para kasaları, anahtarlar, asma kilitler, hesap defterleri, senetler ve ağır demir cüzdanlardan yapılmış” olmasıdır. Çok pişmandır Marley: "Benim işim insaniyet, toplum refahı, yardımseverlik, inayet, hoşgörü ve cömertlik olmalıydı” diyecek kadar. Evin perdelerini açar Marley ve her yerde bir o yana bir bu yana huzursuzca dolaşan, inleyen ve onun gibi zincirlenmiş hayaletleri gösterir eski dostuna: “Hepsinin çektiği acının sebebi ortaktır: İnsanlara el uzatmak, yardım etmek istiyorlardı ama bu kabiliyeti [artık] sonsuza dek kaybetmişlerdi.”

Marley arkadaşını uyarmak için gelmiştir, üç hayalet uğrayacak sana der, sonunun benim gibi olmasını istemiyorsan kulak ver onlara… İlki Geçmiş Noellerin Hayaleti, İkincisi Şimdiki Noel’in Hayaleti, üçüncüsü Gelecek Noellerin Hayaletidir.

İlk hayalet çocukluğuna, gençliğine götürür Scrooge’u, geçmişin gölgelerini seyrettirir ona. Scrooge’un yüreğini yumuşatan gözyaşlarını özgürce akıtan gölgelerdir bunlar…

Şimdiki Noel’in Hayaleti ise, Dickens’ın yoksul, sıradan görülen ama gülmeyi de becerebilen insanlarının dünyasına götürür Scrooge’u ve Scrooge’un çok az ücret verdiği kâtibi Bay Cratchit de orada yaşamaktadır. Ölümü bekleyen oğlu minik Tim ve yoksul, “sıradan” ama gülmeyi becerebilen ailesi de… "Minik Tim yaşayacak mı söyle bana" der Scrooge. "Boş bir sandalye görüyorum," diye cevaplar hayalet, "Hayır, olamaz," der Scrooge. "İyi kalpli hayalet, onun ölmeyeceğini söyle bana." “Zaten ölse ne olur ki” der hayalet. “Nüfus artışına da çözüm bulunmuş olur. Scrooge, hayaletin kendi sözlerini tekrar ettiğini duyunca büyük bir üzüntü ve pişmanlıkla başını eğer.” Burada Dickens aslında Malthus’un o dönemde hâlâ geçer akçe olan nüfus kuramından yapılan çıkarımlara sertçe haddini bildirmektedir: "Taş kalpli değil de azıcık insansan bu boş lafları bir daha asla söyleme," dedi hayalet. "Fazla nüfus nedir sen mi biliyorsun? Nerededir bu fazla nüfus? Kimin yaşayıp kimin öleceğine sen mi karar vereceksin?” Ve hayalet onu alır, birçok malın bulunabildiği Pazar yerlerine götürür. Mesaj malların aslında ne kadar bol olduğudur. Mesaj burada bırakılsa Smithçi bir Dickens görebilirdik. Ama Dickens anlatmaya devam eder.

Ayrılmaya yakın Scrooge hayaletin cübbesinin altında iki çift ayak fark eder. Sorar hayalete nedir bunlar diye: “[Hayalet] cübbesinin altından perişan, korku dolu, sefil görünen iki çocuk çıkardı. Çocuklar ayaklarına kapanıp cübbesine tutundular. "Bak! Şunlara bak! Aşağıya bak!" diye bağırdı hayalet. Bir kız ile bir oğlandı bunlar. Soluk benizli, çelimsiz, bakımsız, çatık kaşlı, yabani çocuklardı ama tevazuyla yerlere kapanıyorlardı. Zarif ve alımlı olmaları, gençlikle dolup taşmaları gerekirken, yaşlanmanın eli gibi yaşlı ve iskeleti çıkmış bir el onları tutmuş, kıvırmış ve lime lime etmişti. "Hayalet, bunlar senin çocukların mı?" diye sorabildi Scrooge sadece. "İnsanlığın çocukları," dedi hayalet onlara bakarken. "Babalarındansa benim eteklerime tutunuyorlar. Oğlanın ismi Cehalet. Kızınki ise Sefalet. İkisinden de onlar gibilerden de uzak dur ama özellikle bu oğlandan çünkü kaderinde kıyamet var; o alın yazısı silinmedikçe ondan uzak dur. Ona yol verme!" diye bağırdı ellerini şehre doğru uzatırken. "Onun sözcülerini kötüle! Yok eğer onu bencil amaçlarına alet edersen, gör felaketleri. Sonra da sonun gelmesini bekle!" Orijinal kitapta bu bölüm iki çocuk ve arkasından uzanan fabrika binaları eşliğinde resmedilir. İşte bu nokta Dickens’ın 19. yüzyıl İngiltere’sinin vicdanı olmanın yanı sıra kapitalizme eleştirel duruşuna da işaret eder. O bir sosyal kuramcı gibi açıklamaya çalışmaz ama teşhir eder. Marx’ın Dickens’ın da adını geçirerek ifade ettiği gibi “İngiltere'deki günümüzün muhteşem kurgu yazarları topluluğu, etkileyici ve belagatli sayfalarıyla dünyaya tüm profesyonel politikacıların, yayıncıların ve ahlakçıların bir araya getirdiğinden daha fazla siyasi ve sosyal gerçek sunmuş[tur].” 

Geleceğin Hayaleti idi sonuncusu… "Geleceğin Hayaleti!" diye haykırdı. "Şimdiye dek gördüğüm tüm hayaletlerden daha çok korkuyorum senden.” Scrooge takip etti hayaleti, şehrin merkezine doğru yol aldılar, kulak verdiler insanlara… Zengin bir grup insan birinin ölümünü konuşuyordu. "Eh!" dedi ilki. "Şu bizim yaşlı şeytan sonunda hak ettiğini bulmuş." Scrooge en sonunda anlayacaktı ölen kişinin kendisi olduğunu.

Ve uyandı… "Hem geçmişte hem günümüzde hem de gelecekte yaşayacağım!" diye tekrar etti yataktan apar topar kalkarken. "Üç ruhun öğrettikleri bana yol gösterecek.” "Ruhum tüy kadar hafif, çocuklar kadar şen, bir melek kadar mutluyum! İçmişim sanki başım dönüyor. Herkese mutlu Noeller! Tüm dünyaya mutlu bir yıl dilerim! Hey! Merhaba, dünya! Merhaba!"…

Geçmişin, bugünün, geleceğin hayaletleri ile aslında kendi ifadeleriyle bir fikrin hayaletini diriltmeyi amaçlıyor Dickens. Bu fikir paylaşma, adalet, vicdan gibi ahlaki değerlere vurgu yapıyor. Dickens’ın atladığı şeyi Marx hatırlatıyor. Kapitalist üretim tarzı aşılmadan bu değerlerin yükselmesi, toplumsallaşması oldukça sınırlı kalmaya devam edecektir. Ama bu onların bugün için de önemli olduğu gerçeğini örtmez.

Unutmayın, “her yer bir o yana bir bu yana huzursuzca koşuşturup inleyen hayaletlerle dolu” ve yılbaşı gecelerini çok seviyorlar… İyi eğlenceler.

Koray R. Yılmaz

İş hayaletlere kalmadan…
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et