29 Aralık 2025 06:08

Bir ‘uyuşmazlık’ sahnesi olarak yılbaşı: Polis, siyaset ve duyulur olanın paylaşımı

Türkiye’de her aralık ayının son on günü, toplumun bir kesimi için gavur icadı bir haram silsilesini, diğer kesimi içinse otoriter bir polis düzenine karşı geliştirilen bir neşe direnişini temsil eder. Bu gerilim, teknik bir takvim değişikliğinden çok daha fazlasıdır. Jacques Rancière’e selamen; yılbaşı kutlamaları ne sadece teolojik bir sapma ne de basit bir eğlence rutinidir. Onun, duyulur olanın paylaşımı üzerine yürütülen bir dissensus (uyuşmazlık) sahnesi olduğu dense yeridir.

Gelin; sokak ortasında kostüm giymiş bir gariban Noel Baba’nın kafasına silah dayamaya ya da maketini sünnet etmeye varan muhafazakar cinneti farklı bir açıdan okuyalım. Siyaset deyince aklımıza sadece partiler ve seçimler geliyor. Oysa Rancière, polis ve siyaset arasında keskin bir ayrım yapar. Ona göre polis, sadece asayiş değil; toplumda kimin nerede duracağını, kimin konuşup kimin sadece gürültü yapacağını belirleyen idari yapıdır. Polis, duyulur olanın paylaşımıdır; yani toplumda kimin payı olduğunu belirleyen bir sayım sistemidir. İktidarın “Müslüman yılbaşı kutlamaz!” inadı, sadece dini bir uyarı değildir; bu, toplumda kimin sesinin gürültü olarak kalacağını belirleyen o büyük polis sayımının ta kendisidir. Siyaset ise bu sayımda payı olmayanların payını talep etmesiyle, yani bir uyuşmazlıkla başlar.

Zamanın ekonomi politiği: Mekandan kopuş ve ulus devlet zamanı

Eskiler için “Saat kaç?” sorusu, aslında o an nerede durduğunuzun bir koordinatıydı. Mekan değişince zamanın tınısı da değişirdi. Toplumsal hareketliliğin düşük olduğu kapitalist öncesi dönemde, başka coğrafyalardaki saati öğrenme ihtiyacı gereksizdi. Ezani ve alaturka saat sistemi tam bu minval üzereydi: Gün batınca saatler 12.00’ye ayarlanır ve yeni gün başlardı. Modern insanlar için günü sabah başlatmak bu sistemi anlamayı zorlaştırıyor. Ahmet Hamdi Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde vakit tutucuların ehemmiyetini şöyle anlatır: “Saat sesi onlar için büyük ve ebedî inançların sesiydi. Onun kendisine mahsus, hayatın her iki buudunda genişleyen hassaları vardı.”

Modern saat sisteminde günün ne zaman döneceğine artık güneş değil, ulus devletin teknik kabulleri karar veriyor. Edirne’de de Şırnak’ta da gün 24.00’te bitiyor. Kapitalizm ve ulus-devletleşme ile mekan-zaman bağlamı kopmuş, yerini resmi-zaman almıştır. Artık saatin kaç olduğu nerede olduğunuzla değil, hangi ulus devletin sınırında olduğunuzla alakalıdır. 1582’de Papa 13. Gregorius’un adını taşıyan modern takvim, kapitalist dünya ekonomisinin inşasıyla birlikte tüm dünyaya yayılmıştır.

Osmanlı’da bu süreç Tanzimat’la başlar. 1840’ta Rumî takvime geçilmiş, 1917’de ise Batı ile olan 13 günlük fark ortadan kaldırılmıştır. Cumhuriyet yönetimi ise 26 Aralık 1925’te kabul edilen kanunla Miladi takvimi tescillemiştir. Takvim değişikliği sadece cumhuriyete özgü bir devrim değil, Meclis-i Mebusan’da da alemin ahengine uymak gerekçesiyle tartışılmış bir zarurettir. 1916’daki Osmanlı Mebusanı ile 1925’teki TBMM tartışmaları arasındaki benzerlik şaşırtıcıdır: Ortak dert, küresel ticaretin ritmine uyum sağlamaktır.

Pera’dan TRT’ye: Kitleselleşme ve medya inşası

Yılbaşının toplumsallaşma hikayesi sınıfsal bir dönüşümdür. 1856’da Sultan Abdülmecid’in Fransız Elçiliğindeki baloya katılımıyla başlayan süreç, başlangıçta diplomatik bir göstergeydi. Halk, Pera vitrinlerini dışarıdan izleyen birer seyirciydi. Eğlencelerin yaygınlaşması, televizyonun orta sınıflara girmesiyle paralel seyreder. Özellikle DP iktidarı ve Amerikan yaşam tarzı kutlamaları etkilemiş, Milli Piyango çekilişleri süreci kitleselleştirmiştir.

1960’larda kanıksanan kutlamaların tam anlamıyla pazar haline gelmesi için televizyonda dansöze izin verecek bir darbe düzenine gereksinim duyulacaktır. Trajikomik bir tezat olarak; toplumun nefes alanını daraltan 12 Eylül düzeni, yılbaşı gecesi ekrana özgürce(!) dans eden bir figür sürerek kendi polis sayımını meşrulaştırmaya çalışmıştır. Nesrin Topkapı’nın 1980 gecesi ekrana düşen silüeti, rejimin neşeyi bile disipline ettiği yeni bir takvimin başlangıcıdır.

Aziz Nikolas’ın hanutçu Noel Baba’ya dönüşümü

Her yılbaşı öncesi Noel kutlamanın günah olduğu tartışmaları artık Türkiye’ye özgü bir ritüeldir. Peki ama nedir bu dillerden düşmeyen ‘Noel’? Latince nasci kökünden gelen bu kelime İsa Mesih’in doğumunu ifade eder. Oysa asıl Noel Baba (Aziz Nikolas), üçüncü asırda Patara’da doğmuş, varını yoksullara dağıtmış bir piskopostur. Anadolu’nun kadim cezalandırma geleneği o zaman da devrededir; Nikolas, İmparator Diocletian’ın çıkardığı KHK ile işinden edilir, hapsedilir.

Sözün özü; emr-i hak vaki olup Azizimiz göçünce, geride tüm mezheplerin ortaklaştığı bir aziz figürü kalır. Ancak günümüzde Noel, Baba’nın ete kemiğe bürünmesini değil; dünya ekonomisi canlı kalsın diye herkesin hediye aldığı yapay bir kültürel ögeyi temsil ediyor. Adorno ve Horkheimer’in vurguladığı üzere; Aziz Nikolas’ın koca göbekli bir AVM hanutçusuna dönüşümü, kültür endüstrisinin üretim bandında gerçekleşmiştir. Melun yılbaşı, dinsel özün unutulup tüketim çılgınlığına indirgenmesiyle hem Hristiyan hem de Müslüman dindarların başının belası haline gelmiştir.

Sembolik şiddet ve iktidara karşı ‘neşe’ direnişi

Bugün yılbaşı kutlamalarına karşı geliştirilen Noel Baba bıçaklama gibi eylemler, sıradan değildir; Rancière’ci bir uyuşmazlığın karşı cephesidir. Valiliklerin güvenlik gerekçesiyle yasakları, iktidarın duyulur alanı kontrol etme arzusudur. Ancak Michel Foucault’nun hatırlattığı gibi: “İktidarın olduğu yerde direniş vardır.” Bu baskılara rağmen yılbaşı sofrası kurup neşeli kalmak; iktidarın dayattığı sembolik koda itaat etmemeyi seçen politik bir direniş pratiğine dönüşür.

Siyaset sadece seçimlerden ibaret değildir; yeni yıla giriş tavrımız üzerinden yürüttüğümüz mücadeledir. İnsan yenilince değil, umudunu yitirince kaybeder. Umut, fakirin ekmeğidir. 2026; Memet’in umudu örgütleyip neşeyi harlayacağı; eşit, özgür ve insanca yaşayacağımız bir yıl olsun.

Dayanışmayla, dostça ve hoşça kalın…

Mete Kaan Kaynar

Bir ‘uyuşmazlık’ sahnesi olarak yılbaşı: Polis, siyaset ve duyulur olanın paylaşımı
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et